📝 Editoryal Not:

Metin, sağlık profesyonellerine ve genel okuyucuya hitap eden bir basın bülteni olarak güçlü bir bilimsel çerçeveye sahip. Özellikle 12 haftalık sürenin tek başına tanı koydurmadığının, burun tıkanıklığının birden fazla nedeni olabileceğinin ve her vakanın ameliyat gerektirmediğinin vurgulanması önemli. Düzenlemede kronik rinosinüzit tanı ölçütleri daha anlaşılır hâle getirildi; küresel yaygınlık verisinin Türkiye’ye veya tüm burun tıkanıklığı vakalarına genellenemeyeceği korundu. Dekonjestan spreylerle kortikosteroid içeren burun spreyleri arasındaki fark da belirginleştirildi. Hekim alıntılarının anlamı korunarak metnin akışı ve haber dili güçlendirildi.

Gece ağız açık uyumak, sabah boğaz kuruluğuyla uyanmak ve gün içinde sürekli burnunu açmaya çalışmak… Burun tıkanıklığı, günlük yaşamda sık karşılaşılan ancak nedeni her zaman doğru anlaşılamayan şikâyetler arasında yer alıyor. Ocak 2025’te Clinical & Experimental Allergy dergisinde yayımlanan kapsamlı bir araştırmada, kronik rinosinüzitin küresel birleştirilmiş yaygınlığı yüzde 8,71 olarak hesaplandı. Kulak Burun Boğaz ve Baş-Boyun Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Sinan Eroğlu, uzun süren burun tıkanıklığının yalnızca sinüzit, alerji veya burun kemiği eğriliğiyle açıklanamayacağını; birden fazla etkenin aynı kişide bulunabileceğini belirtiyor.

“Soğuk algınlığım geçmedi”, “Alerjim var” veya “Burnumda kemik eğriliği var” gibi açıklamalar, uzun süren tıkanıklığın tek bir nedene bağlanmasına yol açabiliyor. Oysa burun içindeki dokuların şişmesi, burun bölmesindeki eğrilik, polipler veya hava geçişini etkileyen daralmalar benzer yakınmalara neden olabiliyor. Bu sorunların birlikte bulunabilmesi, tıkanıklığın nedeninin ayrıntılı değerlendirilmesini gerektiriyor.

Op. Dr. Sinan Eroğlu, “Burun tıkanıklığı bir belirtidir; nedenini anlamadan doğrudan tedavi seçmek eksik bir yaklaşım olur. Tıkanıklığın ne zaman başladığı, tek tarafta mı yoksa iki tarafta mı hissedildiği, mevsimlerle değişip değişmediği ve kullanılan ilaçlar bize önemli bilgiler verir. Muayenede saptanan bir bulgunun, hastanın bütün şikâyetlerini açıklayıp açıklamadığını da değerlendirmek gerekir.” diyor.

20 ülkeden veriler sorunun yaygınlığını ortaya koyuyor

2025 tarihli sistematik derleme ve meta-analiz, dört kıtadan 20 ülkede gerçekleştirilen 28 araştırmayı kapsıyor. Toplamda 237 milyondan fazla kişiye ait verilerin yer aldığı çalışmada, kronik rinosinüzitin birleştirilmiş yaygınlığı yüzde 8,71 olarak hesaplandı. Bu oran Türkiye’ye özgü bir sıklığı veya bütün burun tıkanıklığı vakalarının yaygınlığını göstermiyor; burun tıkanıklığına yol açabilen hastalıklardan birinin küresel yüküne işaret ediyor.

Eroğlu, “Bu veriler, uzun süren burun ve sinüs yakınmalarının ne kadar geniş bir kesimi ilgilendirdiğini gösteriyor. Ancak sık görülmesi, her tıkanıklığın sinüzit olduğu anlamına gelmez. Benzer belirtilerin altında farklı nedenler bulunabilir. Hastanın kendi kendine koyduğu tanıyla uzun süre aynı tedaviyi tekrarlaması, asıl sorunun anlaşılmasını geciktirebilir.” ifadelerini kullanıyor.

12 hafta ölçütü tek başına tanı koydurmuyor

Kronik rinosinüzit değerlendirmesinde en az 12 hafta devam eden iki veya daha fazla belirti aranıyor. Bu belirtilerden en az birinin burun tıkanıklığı veya burun akıntısı olması gerekiyor. Yüz bölgesinde basınç hissi ve koku almada azalma da değerlendirmeye katılıyor. Amerikan Kulak Burun Boğaz–Baş ve Boyun Cerrahisi Akademisi Vakfı’nın 2025’te güncellediği erişkin sinüzit kılavuzu, tanının yalnızca belirtilere dayanarak konulmaması; gerektiğinde burun endoskopisi veya bilgisayarlı tomografi gibi incelemelerle desteklenmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Eroğlu, “12 hafta, hekime başvurmak için beklenmesi gereken bir süre değildir. Uykuyu ve günlük yaşamı etkileyen, tekrarlayan veya giderek artan tıkanıklık daha erken değerlendirilmelidir. Süre önemli bir ipucudur; fakat tek başına hastalığın adını koymaz.” diyor.

Kemik eğriliğine başka sorunlar da eşlik edebilir

Burun bölmesindeki eğrilik, halk arasında “burun eti” olarak bilinen konkaların büyümesi ve nazal valv bölgesindeki daralma, hava geçişini farklı biçimlerde etkileyebiliyor. Alerjik veya alerjik olmayan rinit de burun içindeki dokularda şişmeye yol açabiliyor.

Eroğlu, “Bir kişide septum eğriliği bulunması, tıkanıklığın yalnızca bundan kaynaklandığını göstermez. Aynı hastada alerjik yakınmalar veya burun içi dokularda büyüme de olabilir. Tedavide hangi etkenin ne ölçüde rol oynadığını anlamaya çalışırız. Her tıkanıklık ameliyat gerektirmez; cerrahi düşünüldüğünde de şikâyete neden olan yapısal sorun doğru belirlenmelidir.” açıklamasını yapıyor.

Kısa süreli rahatlama kalıcı çözüm anlamına gelmiyor

Hızlı rahatlama sağlayan dekonjestan burun spreylerinin uzun süre veya önerilenden sık kullanılması, tıkanıklığın yeniden artmasına neden olabiliyor. Bu nedenle bu tür spreylerin kullanım süresine ilişkin ürün talimatlarına ve hekim önerilerine uyulması gerekiyor. Bu uyarı, kortikosteroid içeren bütün burun spreyleri için geçerli değil; farklı etken maddelere sahip spreylerin kullanım süreleri ve özellikleri birbirinden ayrılıyor.

Eroğlu, “Hastanın kullandığı ürünün adını, sıklığını ve süresini bilmek önemlidir. Spreyle kısa süre rahatlamak, altta yatan nedenin tedavi edildiğini göstermez. Uzun süredir tıkalı bir burunla yaşamaya alışmak yerine, bu durumun nedenini araştırmak gerekir.” diyor.

Kalıcı tek taraflı burun tıkanıklığına tekrarlayan kanama veya kanlı akıntı eşlik ediyorsa değerlendirme geciktirilmemeli. Göz çevresinde şişlik, görme değişikliği veya şiddetli baş ağrısı gibi belirtiler ise acil tıbbi değerlendirme gerektirebilir.