📝 Editorial Not:

Bu basın bülteni, güneş ışınlarının yalnızca cilt değil göz sağlığı üzerindeki etkilerine de dikkat çekmesi açısından önemli bir farkındalık çalışması niteliği taşıyor. Fotokeratit hakkında verilen bilgiler mevcut oftalmoloji literatürüyle uyumlu olup özellikle UV maruziyeti, kornea hasarı ve korunma yöntemleri konusunda toplumsal bilinç oluşturabilecek nitelikte. Bununla birlikte, fotokeratitin çoğu vakada geçici seyretmesine rağmen şiddetli ağrı veya görme kaybı durumlarında acil göz muayenesinin öneminin daha güçlü vurgulanması faydalı olabilir. Ayrıca UV korumalı gözlük kullanımına ilişkin bilgilendirmenin özellikle çocuklar ve açık hava çalışanları için halk sağlığı açısından değer taşıdığı görülüyor.

Güneş ışınlarının zararlı etkileri denildiğinde çoğu zaman yalnızca cilt sağlığı akla geliyor. Ancak ultraviyole (UV) ışınları, gözün en dış tabakası olan korneada da hasara neden olabiliyor. “Fotokeratit” olarak adlandırılan bu durum; özellikle yaz aylarında, deniz kenarında, karlı ortamlarda veya uzun süre güneşe maruz kalınan durumlarda daha sık görülüyor.

Batıgöz Sağlık Grubu Göz Hastalıkları Uzmanı Uğur Ünsal, son dönemde sosyal medyada “göz güneş yanığı” olarak bilinen bu tablonun farkındalığının arttığını ancak belirtilerin çoğu zaman yeterince tanınmadığını belirtti.

Fotokeratit nedir?

Fotokeratit, yoğun UV ışınlarının kornea yüzeyinde geçici hasar oluşturması sonucu gelişiyor. Özellikle güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde korunmasız şekilde dış ortamda bulunmak riski artırıyor.

Doç. Dr. Uğur Ünsal konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu:

“Fotokeratit, aslında gözün güneşe verdiği akut bir yanıttır. Kornea yüzeyindeki hücreler UV ışınlarından etkilenir ve bu durum kısa sürede belirti verir.”

Uzmanlara göre fotokeratit yalnızca yaz aylarında değil; karın UV ışınlarını yoğun şekilde yansıttığı kış sporlarında veya solaryum gibi yapay UV kaynaklarına maruz kalındığında da ortaya çıkabiliyor.

Belirtiler birkaç saat içinde başlayabiliyor

Fotokeratit belirtileri genellikle UV maruziyetinden birkaç saat sonra ortaya çıkıyor. En sık görülen şikâyetler arasında:

  • Gözde yanma ve batma hissi
  • Kızarıklık
  • Sulanma
  • Işığa hassasiyet
  • Gözleri açmakta zorlanma
  • Bulanık görme
  • Geçici görme azalması

yer alıyor.

Özellikle kontakt lens kullanan kişilerde ve uzun süre açık havada çalışan bireylerde belirtilerin daha şiddetli seyredebildiği belirtiliyor.

Her güneş gözlüğü koruma sağlamıyor

Uzmanlar, göz sağlığını korumanın en etkili yollarından birinin doğru güneş gözlüğü kullanımı olduğuna dikkat çekiyor. Ancak yalnızca koyu camlı olması bir gözlüğün koruyucu olduğu anlamına gelmiyor.

Doç. Dr. Uğur Ünsal bu konuda şu uyarıyı yaptı:

“Güneş gözlüğü seçerken mutlaka yüzde 100 UV korumalı ürünler tercih edilmelidir. UV filtresi olmayan koyu renk gözlükler göz bebeğini genişleterek daha fazla zararlı ışının göze ulaşmasına neden olabilir.”

Çocuklar, açık renk göz yapısına sahip bireyler ve açık havada uzun süre vakit geçiren kişiler için UV korumasının daha da önemli olduğu vurgulanıyor.

Basit önlemlerle korunmak mümkün

Fotokeratit riskini azaltmak için uzmanların önerdiği başlıca önlemler şunlar:

  • Güneşin en yoğun olduğu saatlerde uzun süre dışarıda kalmamak
  • UV korumalı güneş gözlüğü kullanmak
  • Geniş kenarlı şapka tercih etmek
  • Deniz, havuz ve kar gibi yansıtıcı yüzeylerde ekstra dikkatli olmak
  • Solaryum gibi yapay UV kaynaklarından kaçınmak
Şikâyetler hafife alınmamalı

Fotokeratit çoğu zaman birkaç gün içinde kendiliğinden düzelebilse de bazı durumlarda tıbbi değerlendirme gerekebiliyor.

Uzmanlar özellikle:

  • Şiddetli göz ağrısı,
  • Görmede belirgin azalma,
  • Uzun süren ışık hassasiyeti,
  • Yoğun kızarıklık

gibi belirtiler varsa mutlaka göz hastalıkları uzmanına başvurulması gerektiğini belirtiyor.

Doç. Dr. Uğur Ünsal sözlerini şöyle tamamladı:

“Gözde yanma, batma ve ışığa karşı hassasiyet gibi belirtiler hafife alınmamalıdır. Erken dönemde alınacak önlemler ve uygun tedavi ile süreç daha konforlu şekilde yönetilebilir.”