📝 Editoryal Not:
Metin genel olarak güncel tıbbi bilgilerle uyumludur. Ancak prevalans verileri, tedavi etkinliği ve risk faktörlerine ilişkin oranlar belirli bilimsel kaynaklara dayandırılmalıdır. “Görme düzeyleri korunabiliyor, hatta iyileşebiliyor” ifadesi yalnızca bazı hastalar için geçerli olduğundan dengeli şekilde korunmuştur. Ayrıca “körlük” ifadesi yerine merkezi görme kaybının günlük yaşam üzerindeki etkileri daha bilimsel bir dille açıklanmıştır. Metin, sağlık profesyonelleri ve genel kamuoyu için daha akıcı, haber değeri yüksek ve SEO uyumlu hale getirilmiştir.
Sigara içenlerde risk yaklaşık iki kat artıyor
Hastalık yüzleri tanımayı ve okumayı zorlaştırabiliyor
Erken teşhisle görme kaybının ilerlemesi yavaşlatılabiliyor
Dünya genelinde ileri yaş grubunda görme kaybının en önemli nedenleri arasında yer alan sarı nokta hastalığı (Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu – YBMD), milyonlarca insanı etkileyen önemli bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkıyor. Küresel veriler, 2020 yılında yaklaşık 196 milyon kişinin bu hastalıkla yaşadığını, nüfusun yaşlanmasıyla birlikte bu sayının 2040 yılında 288 milyona ulaşmasının beklendiğini gösteriyor.
Gözün retina tabakasında bulunan ve merkezi görmeden sorumlu olan makula bölgesinin zamanla hasar görmesi sonucu gelişen hastalık; okuma, araç kullanma, yüzleri tanıma ve ince ayrıntıları seçme gibi günlük yaşam aktivitelerini ciddi şekilde etkileyebiliyor.
Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Şahin, son yıllarda geliştirilen tedavi yöntemleri sayesinde birçok hastada görmenin korunabildiğini, bazı vakalarda ise görme fonksiyonlarında iyileşme sağlanabildiğini belirterek şu bilgileri veriyor:
“Erken teşhis, sarı nokta hastalığının ilerlemesini yavaşlatmak ve mevcut görmeyi korumak açısından büyük önem taşımaktadır. Hastalık başlangıç evrelerinde çoğu zaman belirti vermediği için düzenli göz muayeneleri sayesinde erken tanı konulabilmekte ve gerekli tedavi ile yaşam tarzı değişiklikleri uygulanabilmektedir. Özellikle 50 yaş üzerindeki bireylerin ve ailesinde sarı nokta hastalığı öyküsü bulunan kişilerin düzenli göz kontrollerini ihmal etmemeleri gerekir.”
Günlük yaşamı önemli ölçüde etkileyebiliyor
Sarı nokta hastalığı, retinanın merkezinde yer alan ve ayrıntılı görmeden sorumlu olan makula bölgesini etkiliyor. Hastalığın ilerlemesiyle birlikte merkezi görmede bulanıklık, şekillerde bozulma ve görme kaybı gelişebiliyor.
Belirtilerin başlangıçta tek gözde ortaya çıkabileceğini belirten Prof. Dr. Özlem Şahin, hastalık her iki gözü etkilediğinde yaşam kalitesinin belirgin şekilde düşebildiğini ifade ediyor.
“Hastalar okuma, yazma, araç kullanma, yüzleri tanıma ve düz çizgileri algılama gibi günlük aktivitelerde güçlük yaşayabilmektedir. İleri evrelerde güvenli hareket etmeyi zorlaştırarak düşme riskini artırabilir. Ayrıca görme kaybına bağlı sosyal izolasyon ve depresyon gelişme riski de bulunmaktadır.”
Kuru tip ve yaş tip olarak ikiye ayrılıyor
Sarı nokta hastalığı temel olarak kuru tip ve yaş tip olmak üzere iki farklı formda görülüyor.
Kuru tip, hastaların büyük bölümünü oluşturuyor ve genellikle yavaş ilerliyor. Retina altında biriken “drusen” adı verilen yapılar ile retina hücrelerindeki kayıplar sonucunda görme fonksiyonları zamanla azalıyor.
Yaş tip ise daha az görülmesine rağmen ciddi görme kaybının en önemli nedeni olarak kabul ediliyor. Bu tabloda retina altında anormal damar oluşumları gelişiyor ve bu damarlar sıvı ya da kan sızdırarak görmede haftalar hatta günler içerisinde belirgin azalmaya yol açabiliyor.
Sigara kullanımı riski yaklaşık iki kat artırıyor
İlerleyen yaş en önemli risk faktörü olarak kabul edilirken, özellikle 55 yaş sonrasında görülme sıklığı belirgin şekilde artıyor.
Bunun yanı sıra:
- Sigara kullanımı
- Hipertansiyon
- Diyabet
- Kardiyovasküler hastalıklar
- Aile öyküsü
- Genetik yatkınlık
hastalığın gelişme riskini artıran önemli faktörler arasında yer alıyor.
Prof. Dr. Özlem Şahin, güncel çalışmaların sigara kullanımının sarı nokta hastalığı riskini yaklaşık iki kat artırdığını ortaya koyduğunu belirtiyor.
Bu belirtileri göz ardı etmeyin
Sarı nokta hastalığı erken dönemde belirti vermeyebildiği için aşağıdaki belirtilerin ortaya çıkması durumunda gecikmeden bir göz hastalıkları uzmanına başvurulması gerekiyor:
- Düz çizgilerin eğri veya dalgalı görünmesi
- Okurken harflerin bulanıklaşması
- Görme alanında karanlık veya silik noktalar oluşması
- Renkleri ayırt etmede güçlük
- Karanlık ortamlarda görmenin zorlaşması
- Işığa karşı hassasiyet artışı
- Görüntülerde detay kaybı hissedilmesi
Tedavide başarılı sonuçlar elde edilebiliyor
Tanı sürecinde detaylı göz muayenesinin yanı sıra retina görüntüleme yöntemleri ve optik koherens tomografi (OCT) gibi ileri teknolojiler kullanılıyor.
Kuru tip sarı nokta hastalığında uygun hastalarda kullanılan vitamin ve mineral desteklerinin hastalığın ilerleme riskini azaltabildiğini belirten Prof. Dr. Özlem Şahin, sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, sigaranın bırakılması ve kardiyovasküler risk faktörlerinin kontrol altına alınmasının da tedaviyi desteklediğini ifade ediyor.
Yaş tip sarı nokta hastalığında ise göz içine uygulanan anti-VEGF enjeksiyonları tedavinin temelini oluşturuyor.
“Bu tedaviler sayesinde retina altındaki anormal damar oluşumu ve sıvı sızıntısı kontrol altına alınabilmektedir. Böylece birçok hastada görme düzeyi korunabilmekte, bazı vakalarda ise görme fonksiyonlarında iyileşme sağlanabilmektedir.”
Sağlıklı yaşam alışkanlıkları koruyucu rol oynuyor
Uzmanlar, genetik yatkınlık tamamen ortadan kaldırılamasa da sağlıklı yaşam alışkanlıklarının hastalığın gelişme riskini azaltabileceğini vurguluyor.
Koruyucu önlemler arasında:
- Sigara kullanmamak
- Düzenli fiziksel aktivite yapmak
- Sağlıklı kiloyu korumak
- Tansiyon, kan şekeri ve kolesterol düzeylerini kontrol altında tutmak
- Yeşil yapraklı sebzeler ve omega-3 açısından zengin beslenmek
- Uzun süreli güneş ışığı maruziyetinden korunmak için güneş gözlüğü kullanmak
yer alıyor.
