📝 Editoryal Not:

Bu basın bülteni, fotodinamik terapinin kanser tedavisindeki seçici etki potansiyelini, görüntüleme ve nanoteknolojiyle kesişen yeni araştırma alanlarını ve antimikrobiyal uygulamalarını gündeme getirmesi açısından önem taşıyor. Bilimsel doğruluk açısından metin gözden geçirilirken özellikle “sağlıklı dokulara zarar vermeden”, “kişiye özel tedavide önemli bileşen” ve pankreas kanserindeki klinik yarar gibi kesinlik içeren ifadeler daha temkinli hale getirildi. Çünkü fotodinamik terapi normal dokulardaki hasarı azaltabilse de tamamen ortadan kaldırmaz; ayrıca özellikle derin ve büyük tümörlerde ışığın doku penetrasyonunun sınırlı olması önemli bir kısıtlılıktır. Antimikrobiyal fotodinamik tedavi ise umut verici bir araştırma alanı olmakla birlikte, antibiyotik direncine karşı klinik kullanımdaki kanıtların henüz gelişmekte olduğu vurgulanmıştır.

Fotodinamik Devrim: Kanser Hücrelerini Işıkla Hedefleyen Akıllı Tedaviler

Kanser tedavisinde tümör dokusunu hedeflerken çevredeki sağlıklı dokular üzerindeki hasarı mümkün olduğunca azaltmak, modern onkolojinin önemli hedefleri arasında yer alıyor. Fotodinamik terapi (PDT) de bu doğrultuda geliştirilen, ışığa duyarlı bir molekül olan fotosensitizerin belirli dalga boyundaki ışıkla aktive edilmesine dayanan lokal bir tedavi yaklaşımı olarak öne çıkıyor. Aktivasyon sonucunda reaktif oksijen türleri oluşarak hedef dokudaki hücrelerin hasarlanmasına ve ölmesine yol açabiliyor.

Bu alandaki güncel bilimsel gelişmeler, Acıbadem Üniversitesi’nde düzenlenen 8. Fotodinamik Günü kapsamında dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanlarını bir araya getirdi. 25 Haziran 2026’da gerçekleştirilen uluslararası toplantıda fotodinamik terapinin kimyasal, biyolojik ve klinik boyutlarının yanı sıra fotodinamik tanı, nanoteknoloji ve antimikrobiyal fotodinamik uygulamalar ele alındı.

Fotodinamik terapi: Işık, fotosensitizer ve oksijen birlikte çalışıyor

Konferans Başkanı ve Acıbadem Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fabienne Dumoulin, günümüzde tedavilerin yalnızca hastalığı ortadan kaldırmaya değil, aynı zamanda sağlıklı dokuların mümkün olduğunca korunmasına odaklandığını belirterek fotodinamik terapinin bu yaklaşım açısından önem taşıdığını vurguluyor.

Fotodinamik terapide hastaya, hastalıklı veya hedeflenen dokuda birikme özelliğine sahip bir fotosensitizer veriliyor. Daha sonra uygun dalga boyundaki ışıkla aktive edilen bu molekül, başta tekil oksijen olmak üzere reaktif oksijen türlerinin oluşumunu tetikleyerek hücresel hasara neden oluyor. Tedavinin etkisi yalnızca doğrudan hücre hasarıyla sınırlı kalmayabiliyor; tümör damarlarının etkilenmesi ve bağışıklık yanıtının uyarılması gibi mekanizmalar da rol oynayabiliyor.

Bununla birlikte uzmanlara göre fotodinamik terapinin önemli sınırlılıkları da bulunuyor. Işığın dokular içerisindeki penetrasyonunun sınırlı olması nedeniyle yöntem özellikle yüzeyel veya ışığın doğrudan ulaştırılabildiği lezyonlarda daha elverişli. Büyük ve derin yerleşimli tümörlerde ise ışığın hedef dokuya yeterli dozda ulaştırılması önemli bir teknik sorun olmaya devam ediyor.

Görüntüleme ve nanoteknoloji tedavinin hedeflenmesini geliştirebilir

Prof. Dr. Fabienne Dumoulin, fotodinamik terapinin geleceğinde ileri görüntüleme sistemleri ve nanoteknoloji tabanlı taşıma yaklaşımlarının önemli rol oynayabileceğine dikkat çekiyor.

Özellikle fotosensitizerlerin hedef dokuya daha seçici biçimde ulaştırılması, ışığın tedavi bölgesine daha etkin şekilde yönlendirilmesi ve tedavi yanıtının gerçek zamanlı olarak izlenebilmesi, araştırmaların yoğunlaştığı başlıklar arasında yer alıyor.

Nanoteknoloji tabanlı taşıyıcı sistemler ve hedefli fotosensitizerler, özellikle derin veya ulaşılması güç tümörlerde mevcut PDT yaklaşımlarının sınırlılıklarını aşmaya yönelik araştırılıyor. Pankreas kanserine yönelik güncel çalışmalar da bu alanda hedefli fotosensitizerler ve nanopartikül temelli yaklaşımların geliştirildiğini gösteriyor. Ancak bu uygulamaların önemli bölümü halen araştırma ve klinik geliştirme aşamasında bulunuyor.

Görüntüleme destekli yaklaşımlar daha hassas tedavinin önünü açıyor

Konferansın önemli katılımcılarından Harvard Medical School’dan Prof. Dr. Tayyaba Hasan, fotodinamik terapi ve fotodinamik tanı alanındaki çalışmaların kişiselleştirilmiş ve görüntüleme destekli yaklaşımlar açısından önemine dikkat çekiyor.

Görüntüleme teknolojilerinin fotodinamik uygulamalarla birlikte kullanılması, tümör veya lezyonların daha iyi tanımlanmasına ve tedavinin hedef bölgeye daha hassas biçimde yönlendirilmesine katkı sağlayabilir. Fotodinamik tanı ve floresans temelli görüntüleme yöntemleri de özellikle erken lezyonların saptanması ve cerrahi sırasında tümör dokusunun belirlenmesine yönelik araştırmalarda değerlendiriliyor. Bununla birlikte bu teknolojilerin her kanser türünde standart klinik uygulama haline geldiği sonucuna varmak için daha kapsamlı klinik kanıtlara ihtiyaç bulunuyor.

Pankreas kanseri özelinde ise fotodinamik terapinin potansiyeli araştırılmaya devam ediyor. Mevcut literatür, PDT’nin pankreas kanserinde hücre ölümü, damar hasarı ve antitümör bağışıklık yanıtı gibi mekanizmalar üzerinden etkili olabileceğine işaret ederken, ışığın penetrasyon derinliği ve hedefleme kapasitesi gibi sorunların klinik uygulamayı sınırladığını ortaya koyuyor. Bu nedenle PDT’nin pankreas kanserindeki rolünün, mevcut tedavilerin yerine geçen standart bir tedaviden ziyade araştırılan veya seçilmiş klinik senaryolarda değerlendirilen tamamlayıcı bir yaklaşım olarak ifade edilmesi bilimsel açıdan daha doğru.

Antimikrobiyal fotodinamik terapi, antibiyotik direncine karşı araştırılıyor

Fotodinamik teknolojilerin kullanım alanı kanser tedavisiyle sınırlı değil. Antimikrobiyal fotodinamik terapi (aPDT), ışık, fotosensitizer ve oksijen aracılığıyla oluşan reaktif oksijen türlerinin mikroorganizmaları etkisiz hale getirmesinden yararlanıyor.

Özellikle çoklu ilaç dirençli bakterilere karşı aPDT’nin potansiyeli son yıllarda yoğun biçimde araştırılıyor. Laboratuvar ve bazı deneysel çalışmalarda umut verici sonuçlar elde edilmiş olsa da yöntemin farklı enfeksiyon türlerinde standart klinik tedavi olarak kullanılabilmesi için daha fazla klinik araştırmaya ihtiyaç var. Örneğin çoklu ilaca dirençli Klebsiella pneumoniae üzerine yapılan bir derleme, in vitro sonuçların umut verici olduğunu ancak insanlarda klinik kullanım için daha fazla araştırmaya ihtiyaç bulunduğunu bildiriyor.

Ayrıca “antibiyotik direncini tamamen ortadan kaldıran” bir yöntem olarak değerlendirilmemesi gerekiyor. Güncel araştırmalar, tekrarlayan veya düşük doz maruziyetlerinde mikroorganizmaların aPDT’ye karşı tolerans ya da direnç geliştirebileceğini de gösteriyor. Bu nedenle yöntemin uzun vadeli etkinliği açısından uygun dozlama, ışık uygulaması ve klinik izlem önem taşıyor.

Uluslararası bilimsel iş birlikleri hız kazanıyor

Prof. Dr. Fabienne Dumoulin, fotodinamik teknolojilerin klinik uygulamaya aktarılmasında farklı disiplinlerin iş birliğinin önemine dikkat çekiyor. Biyomedikal mühendisliği, fotokimya, biyoloji, onkoloji, görüntüleme teknolojileri ve malzeme biliminin bir arada çalışması; yeni fotosensitizerlerin geliştirilmesi, ışık dozunun optimize edilmesi ve hedefli tedavi sistemlerinin oluşturulması açısından önem taşıyor.

Avrupa Fotobiyoloji Derneği’nin (European Society for Photobiology–ESP) mevcut yönetim yapısında Prof. Dr. Fabienne Dumoulin “Officer” olarak görev yapıyor.

Fotodinamik alandaki uluslararası bilimsel iş birliklerinin önemli buluşma noktalarından biri de 20. International Photodynamic Association (IPA) World Congress olacak. Kongrenin 12–16 Temmuz 2027 tarihleri arasında Acıbadem Üniversitesi’nde, İstanbul’da düzenlenmesi planlanıyor. Programda fotodinamik terapi, fotodinamik tanı, fotoimmünoterapi, fotomodülasyon ve ilgili alanlardaki güncel araştırmaların ele alınması planlanıyor.

Amaç: Daha seçici, daha ölçülebilir ve kanıta dayalı ışık temelli tedaviler

Fotodinamik terapi, belirli kanserler ve yüzeyel lezyonlarda klinik kullanım alanı bulunan; aynı zamanda yeni fotosensitizerler, hedefli taşıma sistemleri, görüntüleme teknolojileri ve ışık uygulama yöntemleriyle geliştirilmeye devam eden bir tedavi platformu niteliğinde.

  1. Fotodinamik Günü’nde ortaya konan çalışmalar, gelecekte hedef dokunun daha doğru belirlenmesi, tedavinin kişiye ve tümör özelliklerine göre uyarlanması ve tedavi yanıtının daha hassas izlenmesi yönündeki araştırmaların önemini ortaya koyuyor. Ancak yeni teknolojilerin klinik pratiğe aktarılması; güvenlilik, etkinlik, uygun hasta seçimi ve uzun dönem sonuçların kontrollü klinik araştırmalarla doğrulanmasını gerektiriyor.