📝 Editoryal Not:
Mevsim geçişlerinde üst solunum yolu enfeksiyonlarının arttığına ilişkin toplumsal algı yaygın olmakla birlikte, enfeksiyonların temel nedeni sıcaklığın kendisinden çok solunum yolu virüslerinin dolaşımı, kapalı ve kalabalık ortamlarda bulaşma koşullarının artması gibi faktörlerdir. Bu nedenle metnin, “bağışıklığın mevsim geçişinde zayıfladığı” gibi kesin ifadeler yerine kanıta dayalı korunma önlemlerine odaklanması önemlidir. Özellikle influenza aşısı, el hijyeni, kapalı ortamların havalandırılması, risk grubundaki kişilerde erken değerlendirme ve gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınılması hasta güvenliği açısından öne çıkan başlıklardır.
Mevsim geçişlerinde solunum yolu enfeksiyonlarına karşı korunmada kapalı ortamların havalandırılması, el hijyeni, yeterli uyku, dengeli beslenme ve uygun kişilerin mevsimsel grip aşısıyla korunması önem taşıyor. Daviva Avcılar Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Bilal Uğurlukişi, sonbahar aylarında sık görülen solunum yolu hastalıklarından korunma ve hastalık belirtileri ortaya çıktığında dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.
Hastalıkların nedeni yalnızca soğuk hava değil
Sonbahar ve kış aylarında influenza, soğuk algınlığına yol açan çeşitli virüsler, COVID-19 ve diğer solunum yolu virüslerinin dolaşımı artabilir. Bunun yanı sıra insanların kapalı ve kalabalık ortamlarda daha fazla zaman geçirmesi, bulaşma olasılığını artırabilir. Soğuk hava tek başına grip veya soğuk algınlığına neden olmaz; bu hastalıkların temel nedeni virüslerle enfeksiyondur.
Soğuk ve kuru hava, bazı kişilerde burun ve solunum yollarında kuruluk veya irritasyona neden olabilir. Astım ve KOAH gibi kronik solunum yolu hastalıklarında ise soğuk hava ve diğer çevresel tetikleyiciler semptomların artmasına katkıda bulunabilir. Bu nedenle kronik solunum hastalığı bulunan kişilerin tedavi planlarına ve hekimlerinin önerilerine uymaları önemlidir.
Grip, soğuk algınlığı ve COVID-19 belirtileri birbirine benzeyebilir
Grip, soğuk algınlığı ve COVID-19’un belirtileri birbirine benzeyebildiği için yalnızca semptomlara bakarak kesin ayrım yapmak her zaman mümkün değildir. Burun akıntısı, burun tıkanıklığı, boğaz ağrısı ve öksürük gibi yakınmalar soğuk algınlığında sık görülürken; grip daha belirgin ateş, kas ağrısı, baş ağrısı ve halsizlikle seyredebilir. Bununla birlikte bu bulgular kişiden kişiye değişebilir. Gerektiğinde klinik değerlendirme ve uygun testlerle ayrım yapılabilir.
Özellikle ileri yaşta olan, gebeler veya kronik hastalığı ya da bağışıklık sistemi baskılanması bulunan kişilerde grip veya COVID-19 şüphesi varsa sağlık kuruluşuna erken başvurmak önemlidir. Gripte antiviral tedaviler, özellikle risk grubundaki kişilerde belirtilerin başlamasından sonraki ilk günlerde başlandığında daha etkili olabilir.
Antibiyotikler viral enfeksiyonları tedavi etmiyor
Soğuk algınlığı ve grip gibi viral enfeksiyonlarda antibiyotiklerin tedavi edici etkisi bulunmaz. Gereksiz antibiyotik kullanımı yan etkilere ve antibiyotik direncine katkıda bulunabilir. Bu nedenle antibiyotikler yalnızca hekim tarafından bakteriyel enfeksiyon düşünüldüğünde veya tanı konulduğunda kullanılmalıdır.
Viral bir enfeksiyonun ardından bakteriyel komplikasyonlar, örneğin bazı sinüzit veya zatürre tabloları gelişebilir. Böyle bir durumda antibiyotik gerekip gerekmediği klinik değerlendirmeyle belirlenmelidir.
Sık ve ağır enfeksiyonlar değerlendirilmelidir
Bir kişinin ara sıra üst solunum yolu enfeksiyonu geçirmesi tek başına bağışıklık sistemi yetmezliği anlamına gelmez. Ancak enfeksiyonların olağandışı sıklıkta tekrarlaması, ağır seyretmesi, tekrarlayan zatürre gibi komplikasyonlara yol açması veya tedaviye beklenenden farklı yanıt vermesi durumunda altta yatan hastalıklar değerlendirilmelidir.
Uzun süren açıklanamayan kilo kaybı, gece terlemeleri, nefes darlığı, belirgin lenf bezi büyümesi veya sürekli ateş gibi ek bulguların bulunması da hekim değerlendirmesini gerektirir. Bu belirtiler tek başına bağışıklık sistemi hastalığına özgü değildir; farklı nedenleri olabilir.
Dengeli beslenme ve yeterli uyku önemli
Bağışıklık sisteminin normal işlevlerini sürdürebilmesi için yeterli ve dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve yeterli uyku önemlidir. Sebze ve meyveler, tam tahıllar, baklagiller, yeterli protein kaynakları ve sağlıklı yağları içeren dengeli bir beslenme düzeni tercih edilmelidir.
C vitamini, D vitamini, çinko veya demir gibi mikrobesinlerin eksikliği bağışıklık sistemi açısından önem taşıyabilir. Ancak eksiklik saptanmayan kişilerde yüksek doz vitamin veya mineral takviyelerinin rutin olarak kullanılması gerekli değildir. Takviyeler, özellikle kronik hastalığı veya düzenli ilaç kullanımı bulunan kişilerde hekim önerisiyle değerlendirilmelidir.
Grip aşısı mevsimi başladı
Mevsimsel gripten korunmanın en önemli yollarından biri yıllık grip aşısıdır. Güncel uluslararası önerilerde, kontrendikasyonu bulunmayan 6 ay ve üzerindeki kişilerin her grip sezonunda aşılanması önerilmektedir. Aşılama özellikle 65 yaş ve üzerindeki kişiler, gebeler, kronik kalp-akciğer hastalığı veya diyabet gibi kronik hastalıkları bulunanlar ve bağışıklığı baskılanmış kişiler açısından önem taşır. Sağlık çalışanları ve yüksek riskli kişilerle yakın temas edenler de korunma açısından önem taşıyan gruplar arasındadır.
Grip aşısının zamanlaması ülkeye ve grip sezonunun özelliklerine göre değişebilmekle birlikte, genel olarak sonbahar aylarında uygulanması tercih edilir. Türkiye’de grip aşısının belirli risk grupları için kamu tarafından karşılanmasına ilişkin özel uygulamalar bulunmaktadır.
Her yorgunluk mevsim geçişine bağlanmamalı
Mevsim değişiklikleri sırasında uyku düzenindeki değişiklikler veya günlük yaşam koşullarındaki farklılıklar kısa süreli yorgunluk hissine yol açabilir. Ancak uzun süren veya giderek artan yorgunluk değerlendirilmelidir.
Özellikle açıklanamayan kilo kaybı, gece terlemesi, uzun süren ateş, nefes darlığı, göğüs ağrısı veya belirgin lenf bezi büyümesi gibi belirtiler eşlik ediyorsa altta yatan nedenin araştırılması gerekir.
Rutin kontroller kişiye özel planlanmalı
Genel sağlık kontrolleri için herkes açısından “sonbahar veya ilkbahar daha uygundur” şeklinde genel bir kural bulunmamaktadır. Kan şekeri, lipid profili, böbrek ve karaciğer fonksiyon testleri, EKG veya akciğer grafisi gibi incelemelerin gerekip gerekmediği kişinin yaşı, risk faktörleri, mevcut hastalıkları ve klinik bulgularına göre belirlenmelidir.
Bu nedenle herhangi bir belirti veya kronik hastalık bulunmadan herkese aynı testlerin rutin olarak yapılması yerine, kişiye özel koruyucu sağlık yaklaşımı benimsenmelidir.
Belirtiler ağırlaşıyorsa hekime başvurun
Çoğu viral üst solunum yolu enfeksiyonu destekleyici tedaviyle kendiliğinden düzelebilir. Ancak yüksek veya uzun süren ateş, nefes darlığı, göğüs ağrısı, bilinç değişikliği, belirgin sıvı kaybı, genel durumda hızlı bozulma veya belirtilerin düzelmek yerine giderek ağırlaşması durumunda tıbbi değerlendirme gerekir. Türkiye Sağlık Bakanlığı da grip belirtileri ağırlaştığında, özellikle nefes darlığı, göğüs ağrısı, bilinç bulanıklığı ve yüksek ateş gibi bulgular ortaya çıktığında hekime başvurulmasını önermektedir.
Daviva Avcılar Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Bilal Uğurlukişi, mevsim geçişlerinde korunmanın temelinde hastalık belirtilerini doğru değerlendirmek, gereksiz ilaç kullanımından kaçınmak, kronik hastalıkları düzenli takip etmek ve özellikle risk grubundaki kişilerin grip aşısı gibi kanıta dayalı koruyucu sağlık uygulamalarından yararlanmasının bulunduğunu belirtti.
