📝 Editoryal Not:
Metin, yaşa bağlı olağan unutkanlık ile klinik olarak değerlendirilmesi gereken bilişsel değişiklik arasındaki farkı anlaşılır biçimde ortaya koyuyor ve demans riskinin yaşam boyu yönetilebilen yönlerine dikkat çekiyor. Bilimsel doğruluk açısından özellikle “14 değiştirilebilir risk faktörü ve yüzde 45” ifadesi, bunun bireysel bir korunma oranı değil, toplum düzeyinde tahmini önlenebilir/geciktirilebilir risk payı olduğunu belirtecek şekilde revize edilmelidir. Ayrıca anti-amiloid tedavilerle ilgili bölümde tedavilerin yalnızca belirli erken evre Alzheimer hastalarında, amiloid patolojisi doğrulandıktan ve uygunluk değerlendirmesi yapıldıktan sonra kullanılabildiği; ARIA gibi önemli güvenlilik riskleri nedeniyle MRI ve klinik izlemin gerektiği açıkça belirtilmelidir. Güncel WHO önerileri de demans riskinin yaşam boyu ele alınmasını; fiziksel aktivite, tütün kullanımının bırakılması, kardiyometabolik risklerin yönetimi, işitme ve görme kayıplarının değerlendirilmesi, sağlıklı beslenme ve sosyal-bilişsel katılım gibi yaklaşımları desteklemektedir.
Yaş ilerledikçe bazı bilgileri daha yavaş hatırlamak veya zaman zaman bir ismi, randevuyu ya da yapılacak bir işi unutmak görülebilir. Ancak unutkanlığın giderek belirginleşmesi, tekrarlayıcı hale gelmesi veya kişinin günlük yaşam aktivitelerini etkilemeye başlaması, altta yatan nedenlerin araştırılmasını gerektirir. Her unutkanlığın Alzheimer hastalığı anlamına gelmediğine dikkat çeken uzmanlar, ilerleyici ve işlevselliği etkileyen bilişsel değişikliklerin “yaşlılığın doğal sonucu” olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguluyor.
Memorial Göztepe Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Rahşan Adviye İnan, Alzheimer hastalığı ve demans riskini azaltmaya yönelik yaklaşımlar ile beyin sağlığının korunması hakkında bilgi verdi.
Her unutkanlık Alzheimer hastalığı değildir
Demans, farklı beyin hastalıklarının yol açabildiği; bellek, düşünme, dikkat, dil, yönelim ve diğer bilişsel işlevlerde kişinin günlük yaşamını etkileyecek düzeyde bozulma ile seyreden klinik bir sendromdur. Tek başına bir hastalık değildir ve farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabilir. Alzheimer hastalığı, demansın en sık nedenidir.
Alzheimer hastalığının seyri içinde demans gelişebilir; ancak Alzheimer hastalığının erken evrelerinde kişi henüz demans düzeyinde işlev kaybına sahip olmayabilir. Benzer şekilde, her demans tablosunun nedeni Alzheimer hastalığı değildir.
Bu nedenle zaman zaman bir ismi hatırlayamamak veya bir randevuyu unutmak tek başına Alzheimer hastalığı ya da demans tanısı anlamına gelmez. Klinik değerlendirmede unutkanlığın sıklığı, zaman içinde ilerleyip ilerlemediği ve kişinin günlük yaşamındaki işlevlerini ne ölçüde etkilediği önem taşır.
Giderek artan unutkanlık “yaşlılıktandır” denilerek geçiştirilmemeli
Aşağıdaki değişiklikler ortaya çıktığında tıbbi değerlendirme gerekebilir:
- Yakın zamanda yaşanan olayların veya yapılan konuşmaların sık ve belirgin biçimde unutulması,
- Aynı soruların veya hikâyelerin kısa aralıklarla tekrar edilmesi,
- Para yönetimi, ilaç kullanımı veya alışveriş gibi daha önce bağımsız yürütülen işlerde belirgin hataların başlaması,
- Daha önce iyi bilinen bir yerde yön bulmakta zorlanma,
- Uygun kelimeyi bulmakta belirgin güçlük,
- Planlama, problem çözme veya günlük işleri organize etmede yeni ortaya çıkan zorluklar,
- Bilişsel değişikliklere eşlik eden belirgin davranış veya kişilik değişiklikleri.
Demans yalnızca belleği etkileyen bir durum değildir. Hastalığın nedenine ve evresine bağlı olarak dil, dikkat, yürütücü işlevler, görsel-uzamsal beceriler ve davranışsal özelliklerde de değişiklikler görülebilir.
Öte yandan unutkanlığın nedeni her zaman nörodejeneratif bir hastalık olmayabilir. Uyku bozuklukları, depresyon, bazı ilaçlar, tiroid hastalıkları, vitamin eksiklikleri ve diğer tıbbi durumlar bilişsel yakınmalara yol açabilir. Bu nedenle ilerleyici veya günlük yaşamı etkileyen unutkanlıkların kapsamlı bir klinik değerlendirmeden geçirilmesi önemlidir.
Demans riski yaşam boyunca yönetilebilir
Yaş ve genetik yatkınlık demans için önemli risk faktörleridir. Bununla birlikte güncel kanıtlar, yaşamın farklı dönemlerinde etkilenebilen bir dizi risk faktörünün bilişsel sağlığı etkileyebileceğini göstermektedir.
2024 Lancet Commission değerlendirmesinde 14 potansiyel olarak değiştirilebilir risk faktörü tanımlanmıştır. Bunlar; düşük eğitim düzeyi, işitme kaybı, yüksek LDL-kolesterol, depresyon, travmatik beyin hasarı, fiziksel hareketsizlik, diyabet, sigara kullanımı, hipertansiyon, obezite, aşırı alkol tüketimi, sosyal izolasyon, hava kirliliği ve tedavi edilmemiş görme kaybıdır.
Bu risk faktörlerinin tümüyle ortadan kaldırılması bireysel olarak demansı önleyeceği anlamına gelmez. Yüzde 45’e varan oran, toplum düzeyinde tahmini olarak önlenebilir veya geciktirilebilir risk payını ifade eder; bireysel bir kişinin demans geliştirme riskinin yüzde 45 oranında azalacağı şeklinde yorumlanmamalıdır. Güncel WHO yaklaşımı da demans riskinin yaşam boyu ele alınmasını ve değiştirilebilir risklerin mümkün olduğunca yönetilmesini desteklemektedir.
Beyin sağlığını korumak için hangi adımlar atılabilir?
Beyin sağlığının korunmasında tek bir müdahaleden ziyade çok boyutlu yaklaşım önem taşır. Düzenli fiziksel aktivite, tütün kullanımının bırakılması, sağlıklı ve dengeli beslenme, kan basıncı, kan şekeri ve kolesterol düzeylerinin uygun şekilde yönetilmesi, sağlıklı vücut ağırlığının korunması ve sosyal olarak aktif bir yaşam sürdürülmesi desteklenmektedir. İşitme veya görme kaybı bulunan kişilerin uygun değerlendirme ve tedaviyi alması da önemlidir.
Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta fiziksel aktivite, genel sağlık açısından yaygın olarak önerilen hedeflerden biridir. Bunun yanı sıra bilişsel olarak aktif kalmak, yeni beceriler öğrenmek ve sosyal ilişkileri sürdürmek beyin sağlığının desteklenmesine katkıda bulunabilir.
Bulmaca veya hafıza oyunları tek başına yeterli bir “demans önleme yöntemi” olarak değerlendirilmemelidir. Bilişsel etkinliklerin yanı sıra fiziksel aktivite, damar sağlığının korunması, sağlıklı beslenme, işitme ve görmenin değerlendirilmesi ile sosyal katılımın birlikte ele alınması daha kapsamlı bir yaklaşım sağlar.
“Tedavisi yoksa erken tanının ne faydası var?” düşüncesi doğru değil
Demans ve Alzheimer hastalığında erken değerlendirme birçok açıdan önemlidir. Öncelikle bilişsel belirtilere neden olabilecek ve tedavi edilebilecek bazı tıbbi durumların araştırılmasına olanak sağlar. Tanının netleştirilmesi, mevcut tedavi seçeneklerinin uygun zamanda değerlendirilmesine ve hastalığın seyri hakkında hasta ile ailesinin bilgilendirilmesine yardımcı olabilir.
Erken dönemde tanı konulması ayrıca kişinin geleceğe yönelik sağlık, sosyal, finansal ve hukuki planlamalar konusunda kendi tercihlerini ifade edebilmesine olanak sağlayabilir. Bakım gereksinimlerinin önceden planlanması da hasta ve yakınlarının sürece hazırlanmasına katkıda bulunabilir.
Dolayısıyla unutkanlığın değerlendirilmesi için bilişsel işlevlerde belirgin kayıp oluşmasını beklemek her zaman uygun değildir. Özellikle ilerleyici ve günlük yaşamı etkileyen belirtilerde erken tıbbi değerlendirme önem taşır.
Alzheimer hastalığında yeni nesil tedaviler belirli hastalarda kullanılabiliyor
Alzheimer hastalığının erken evrelerinde, uygun hastalarda hastalığın temel patolojilerinden biri olan amiloid-beta birikimini hedefleyen monoklonal antikor tedavileri kullanılabilmektedir. Lecanemab ve donanemab gibi tedaviler, klinik çalışmalarda uygun erken evre Alzheimer hastalarında bilişsel ve işlevsel gerileme hızını plaseboya kıyasla belirli ölçüde yavaşlatmıştır; ancak bu tedaviler hastalığı tamamen ortadan kaldıran veya tüm hastalarda kullanılabilen tedaviler değildir.
Tedavi kararı öncesinde Alzheimer hastalığı ile uyumlu klinik tablo ve amiloid patolojisinin doğrulanması, hastanın tedaviye uygunluğunun ve potansiyel yarar-risk dengesinin değerlendirilmesi gerekir. Bu ilaçlarla ilişkili önemli güvenlilik sorunlarından biri amiloid ilişkili görüntüleme anormallikleri (ARIA) olup beyin ödemi ve mikrohemorajiler gibi bulgularla seyredebilir. Bu nedenle tedavi sürecinde klinik takip ve belirli aralıklarla beyin MR görüntülemesi gereklidir.
Dolayısıyla anti-amiloid tedaviler, yalnızca uygun hastalarda, deneyimli ekipler tarafından ve ilgili ürün bilgileri ile güncel klinik rehberlerde belirtilen hasta seçimi ve güvenlilik izlemi çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Demans hastalarıyla iletişimde sakin ve destekleyici yaklaşım önemli
Demans hastalarının yakınlarının yaklaşımı, hastanın günlük yaşamını ve bakım sürecini etkileyebilir. Aynı sorunun tekrar tekrar sorulması gibi durumlarda kısa, sakin ve anlaşılır yanıtlar vermek; yanlış bir inanış konusunda tartışmaya girmek yerine kişinin yaşadığı duyguyu anlamaya çalışmak yararlı olabilir.
Ani gelişen huzursuzluk, saldırganlık veya davranış değişikliklerinde ise durumun yalnızca demansa bağlanmaması gerekir. Ağrı, enfeksiyon, susuzluk, kabızlık, uyku bozukluğu veya kullanılan ilaçlarla ilişkili sorunlar gibi tıbbi nedenler değerlendirilmelidir.
Ev ortamının güvenli ve mümkün olduğunca sade hale getirilmesi, düzenli bir günlük rutinin korunması ve kişinin yapabildiği işlerde bağımsızlığının desteklenmesi önemlidir. Belirgin yön bulma sorunları, trafik kurallarını değerlendirmede güçlük veya finansal işlemlerde yeni ve ciddi hatalar ortaya çıktığında araç kullanımı ile finansal ve hukuki konuların yeniden değerlendirilmesi gerekebilir.
Bakım verenlerin de kendi fiziksel ve psikolojik iyilik hallerini korumaları önemlidir. Gerektiğinde aile, sosyal hizmetler ve sağlık profesyonellerinden destek alınması, uzun süreli bakım sürecinin daha sürdürülebilir şekilde yürütülmesine yardımcı olabilir.
Unutkanlık her zaman Alzheimer hastalığı anlamına gelmez. Ancak ilerleyici, tekrarlayan ve günlük yaşamı etkileyen bilişsel değişiklikler yaşlanmanın kaçınılmaz bir sonucu olarak kabul edilmemeli; nedeninin belirlenmesi için sağlık profesyoneline başvurulmalıdır.
