📝 Editoryal Not:

Menopoz yalnızca sıcak basmalarıyla sınırlı olmayan, vazomotor, genitoüriner, uyku, ruhsal ve cinsel sağlıkla ilişkili çok farklı belirtilerin görülebildiği bir yaşam dönemidir. Bu haber, kadınların destek almak için adetlerin tamamen kesilmesini beklememesi gerektiğini vurgulaması ve tedavi seçeneklerini bireysel yarar-risk değerlendirmesi çerçevesinde ele alması açısından değerlidir. Metinde özellikle 40 yaşından önceki yumurtalık yetmezliği ile 40–44 yaş arasındaki erken menopoz ayrımı, hormon tedavisinin kişiselleştirilmesi ve 12 aylık amenore sonrasında görülen kanamanın değerlendirilmesi bilimsel doğruluk açısından netleştirildi. POI için güncel uluslararası kılavuzlar 40 yaşından önce başlayan yumurtalık işlev kaybını ayrı bir klinik durum olarak ele almakta ve uygun hastalarda hormon tedavisini doğal menopoz yaşına kadar önermektedir.

Menopozda destek almak için adetlerin tamamen kesilmesini beklemeyin

18 Ekim Dünya Menopoz Günü kapsamında açıklamalarda bulunan DoktorTakvimi uzmanlarından Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gökçe Özcan, menopoz geçişinin her kadında farklı yaşanabileceğine dikkat çekerek, belirtiler günlük yaşamı etkiliyorsa destek almak için adetlerin tamamen kesilmesini beklemek gerekmediğini belirtiyor.

Menopoz, yumurtalıkların işlevinin ve östrojen başta olmak üzere üreme hormonlarının üretiminin azalması sonucunda adetlerin kalıcı olarak sona erdiği yaşam dönemidir. Doğal menopoz, başka bir neden olmaksızın 12 ay boyunca adet görülmemesi sonrasında geriye dönük olarak tanımlanır. 45 yaş üzerindeki sağlıklı kadınlarda menopoz ve perimenopoz tanısı çoğunlukla klinik değerlendirme ile konulabilir; rutin olarak hormon testlerine başvurulması her zaman gerekli değildir.

Op. Dr. Gökçe Özcan, menopozun bir anda başlamadığını belirterek şöyle diyor:

“Bu değişim bir sabah uyanınca başlamaz. ‘Perimenopoz’ dediğimiz geçiş döneminde adet aralıkları ve kanama düzeni değişebilir; sıcak basmaları, gece terlemeleri, uyku sorunları ve duygu durum değişiklikleri ortaya çıkabilir. Bu dönemde yaşanan belirtiler bazı kadınlarda yaşam kalitesini ciddi biçimde etkileyebilir. Destek almak için adetlerinizin tamamen kesilmesini beklemeniz gerekmiyor. Geçiş döneminde de sizi zorlayan belirtiler için yardım alabilirsiniz.”

Menopoz belirtileri yaşam kalitesini etkileyebiliyor

Menopoz denildiğinde çoğunlukla sıcak basmalarının akla geldiğini ancak belirtilerin bununla sınırlı olmadığını ifade eden Op. Dr. Gökçe Özcan, gece terlemeleri, uyku bozuklukları, yorgunluk, odaklanma güçlüğü, duygu durum değişiklikleri, vajinal kuruluk, cinsel ilişkide ağrı ve bazı kas-iskelet yakınmalarının da görülebileceğini belirtiyor. NICE da menopozla ilişkili belirtilerin kişiden kişiye değişebileceğini ve hafiften şiddetliye farklı düzeylerde seyredebildiğini belirtiyor.

Özcan, “Bazı kadınlar bu dönemi ‘kendimi eskisi gibi hissetmiyorum’ şeklinde tarif edebilir. Bu yakınmaların dikkate alınması gerekir. Yönetimde öncelikle kadının günlük yaşamını en çok hangi belirtilerin etkilediğini anlamak önemlidir. Düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme ve yeterli uyku genel sağlığı destekler. Ancak belirgin şikâyetleri olan bir kadına yalnızca yaşam tarzı değişikliği önermek yeterli olmayabilir. Gerektiğinde hormon tedavileri, hormon dışı ilaç tedavileri, bilişsel davranışçı terapi ve diğer psikososyal destek seçenekleri değerlendirilebilir” diyor.

Menopoz deneyimi her kadında farklı seyrediyor

Her kadının menopoz geçişini farklı yaşadığını belirten Op. Dr. Gökçe Özcan, yaş, genetik özellikler, genel sağlık durumu, sigara kullanımı, stres, uyku düzeni ve menopozun doğal süreçte mi yoksa cerrahi ya da tıbbi tedavi sonucunda mı ortaya çıktığı gibi birçok faktörün deneyimi etkileyebileceğini söylüyor.

Özellikle yumurtalıkların cerrahi olarak alınması gibi durumlarda östrojen düzeylerinin daha hızlı azalabileceğini belirten Özcan, “Belirtilerin şiddetini tek bir faktörle açıklamak mümkün değil. Bu nedenle ‘başka bir kadın bunu kolay atlattı, ben neden zorlanıyorum?’ şeklinde bir karşılaştırma yapmak doğru değil. Bakım ve tedavi planı kişinin belirtilerine, sağlık geçmişine ve tercihlerine göre oluşturulmalı” ifadelerini kullanıyor.

40 yaşından önceki yumurtalık yetmezliği erken menopozdan farklı değerlendiriliyor

Menopozun çoğunlukla orta yaşlarda gerçekleştiğini belirten Op. Dr. Gökçe Özcan, yaş sınırlarının birbirinden ayrılmasının klinik açıdan önemli olduğunu vurguluyor.

40–44 yaş arasında gerçekleşen menopoz “erken menopoz” olarak tanımlanırken, 40 yaşından önce yumurtalık işlevlerinin azalması “prematür over yetmezliği (POI)” olarak değerlendirilir. Güncel uluslararası kılavuzlarda POI, 40 yaşından önce yumurtalık aktivitesinin kaybıyla karakterize ayrı bir klinik durum olarak ele alınıyor. POI’de adetler düzensizleşebilir veya kesilebilir ve yumurtalık aktivitesi zaman zaman devam edebilir.

Özcan, “40 yaşından önce adetlerin düzensizleşmesi veya kesilmesi yalnızca ‘erken menopoz’ şeklinde değerlendirilmemeli; gebelik olasılığı ve diğer nedenler dışlandıktan sonra POI açısından uygun değerlendirme yapılmalıdır. Türkiye’ye özgü güncel ve ülke genelini temsil eden sıklık oranları konusunda ise kaynakların kapsamı ve metodolojisi dikkate alınmalıdır” diyor.

Hormon tedavisi kişiye göre değerlendiriliyor

Menopoz tedavisinde tek bir yaklaşımın bütün kadınlar için uygun olmadığını belirten Op. Dr. Gökçe Özcan, hormon tedavisinin özellikle sıcak basması ve gece terlemesi gibi vazomotor belirtilerde en etkili tedavilerden biri olduğunu ifade ediyor. Güncel kılavuzlar da menopozla ilişkili vazomotor belirtilerde hormon tedavisinin önemli bir tedavi seçeneği olduğunu ve kararın bireysel yarar-risk değerlendirmesiyle verilmesi gerektiğini belirtiyor.

Östrojenin ağızdan veya cilt yoluyla farklı formlarda uygulanabildiğini belirten Özcan, rahmi bulunan kadınlarda sistemik östrojen kullanımında endometriumun (rahim iç tabakasının) korunması amacıyla uygun bir progestojen eklenmesi gerektiğini söylüyor. Total histerektomi geçirmiş kadınlarda ise östrojen tek başına değerlendirilebilir.

“Hormon tedavisinde yaş, menopozun üzerinden geçen süre, kullanılan hormonun türü, doz, uygulama yolu ve kişinin sağlık geçmişi birlikte değerlendirilmelidir. Sağlıklı ve semptomatik kadınlarda, özellikle 60 yaşından önce veya menopoz başlangıcından itibaren ilk 10 yıl içinde başlanan hormon tedavisinde yarar-risk dengesi çoğu zaman daha uygun olabilir. Ancak bu, her kadın için otomatik olarak tedavi başlanacağı anlamına gelmez” diyor.

Vajinal yakınmalarda lokal tedaviler seçenek olabilir

Vajinal kuruluk, yanma, rahatsızlık ve cinsel ilişkide ağrı gibi genitoüriner belirtilerin menopoz sonrasında yaşam kalitesini etkileyebileceğini belirten Op. Dr. Gökçe Özcan, tedavinin yakınmanın niteliğine göre planlanması gerektiğini söylüyor.

Vajinal nemlendiriciler ve kayganlaştırıcıların bazı kadınlarda yarar sağlayabileceğini belirten Özcan, uygun kişilerde düşük doz vajinal östrojen gibi lokal tedavilerin de değerlendirilebileceğini ifade ediyor. NICE, genitoüriner menopoz belirtilerinde vajinal östrojeni etkili seçeneklerden biri olarak öneriyor ve sistemik hormon tedavisinden farklı olarak dolaşıma geçen miktarın düşük olduğunu belirtiyor.

Özcan, “Cinsel istekteki değişiklik yalnızca hormon düzeyleriyle açıklanmamalı. Uyku, kullanılan ilaçlar, ağrı, ruhsal durum, ilişki dinamikleri ve kişinin bedeniyle ilişkisi de değerlendirilmelidir. Ağrılı ilişki ‘bu yaştan sonra normal’ denilerek geçiştirilmemeli; nedenine yönelik tedavi seçenekleri konuşulmalıdır” diyor.

Ruh sağlığı da menopoz bakımının bir parçası

Menopoz geçişinde duygu durum değişiklikleri, kaygı, huzursuzluk, özgüvende değişim ve depresif belirtilerin görülebileceğini belirten Op. Dr. Gökçe Özcan, uzun süren çökkünlük, ilgi kaybı veya günlük işlevlerde belirgin bozulmanın yalnızca hormon değişikliklerine bağlanmaması gerektiğini vurguluyor.

Uyku sorunlarının ele alınması, psikoterapi ve gerektiğinde psikiyatrik değerlendirme ve tedavinin bakımın parçası olabileceğini belirten Özcan, menopoz belirtilerinin bütüncül şekilde değerlendirilmesinin önemine dikkat çekiyor.

Kemik sağlığı için hareket ve dengeli beslenme önemli

Menopozla birlikte östrojen düzeylerindeki azalmanın kemik kaybını hızlandırabileceğini belirten Op. Dr. Gökçe Özcan, osteoporozun uzun süre herhangi bir belirti vermeden ilerleyebileceğini söylüyor.

Kemik ve kas sağlığının korunması için düzenli fiziksel aktivitenin, özellikle ağırlık taşıyan egzersizlerin yanı sıra kas güçlendirme ve denge çalışmalarının önemli olduğunu ifade eden Özcan; yeterli protein ve kalsiyum alımına, D vitamini durumunun değerlendirilmesine, sigaradan uzak durmaya ve aşırı alkol kullanımından kaçınmaya dikkat çekiyor.

Takviyelerin ise kişisel ihtiyaç değerlendirilmeden gelişigüzel kullanılmaması gerektiğini belirten Özcan, kemik yoğunluğu ölçümünün yaş ve bireysel kırık riskine göre planlanması gerektiğini vurguluyor. Özellikle erken menopoz, düşük vücut ağırlığı, ailede kalça kırığı, uzun süreli glukokortikoid kullanımı veya düşük enerjili travmayla kırık öyküsü gibi risk faktörleri daha erken değerlendirmeyi gerektirebilir.

12 ay adet görmedikten sonra yaşanan kanamalar değerlendirilmeli

Menopoz geçişinde adet düzenindeki değişikliklerin ve düzensiz kanamaların görülebileceğini belirten Op. Dr. Gökçe Özcan, ancak 12 ay boyunca adet görülmemesinin ardından ortaya çıkan herhangi bir vajinal kanamanın değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.

“Tek seferlik veya hafif bir lekelenme olsa bile postmenopozal kanama ‘hormonlardandır’ denilerek geçiştirilmemeli. Nedeni çoğu zaman iyi huylu olabilir; ancak endometrium ve diğer jinekolojik nedenler açısından değerlendirme yapılması gerekir” diyor.

Geçiş döneminde çok yoğun veya uzun süren kanamalar, adetler arasında tekrarlayan kanamalar ya da cinsel ilişki sonrasında kanama görülmesi durumunda da kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurulması gerektiğini belirten Özcan, yoğun kanamaya baygınlık hissi, nefes darlığı veya göğüs ağrısının eşlik etmesi halinde acil değerlendirme gerektiğini ifade ediyor.

Hormon tedavisinde “herkese uygun tek bir doğru” bulunmuyor

Hormon tedavisiyle ilgili en önemli noktaların başında bireyselleştirme geldiğini belirten Op. Dr. Gökçe Özcan, “Bütün hormon tedavilerini aynı risk profiline sahipmiş gibi değerlendirmek doğru değildir. Risk; kullanılan hormonun türüne, dozuna, uygulama yoluna, tedavi süresine ve kişinin sağlık geçmişine göre değişebilir” diyor.

Örneğin sistemik östrojen tedavisi ile düşük doz vajinal östrojenin aynı şekilde değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Özcan, bazı hormon tedavilerinde meme kanseri, venöz tromboembolizm veya inme gibi risklerin artabileceğini; bu nedenle tedavi öncesinde kişisel risklerin değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. NICE de hormon tedavisi kararında yaş, bireysel özellikler ve risk faktörlerinin dikkate alınmasını öneriyor.

Özcan, 40 yaşından önce POI gelişen kadınlarda, kontrendikasyon yoksa hormon tedavisinin genellikle doğal menopoz yaşına kadar sürdürülmesinin önerildiğini belirtiyor. Güncel POI kılavuzları da hormon tedavisini semptomlardan bağımsız olarak, uzun vadeli sağlık risklerini azaltmak amacıyla doğal menopoz yaşına kadar önermektedir.

Meme kanseri veya bazı hormon duyarlı kanserler, açıklanamayan vajinal kanama, aktif veya geçirilmiş tromboembolik hastalık, inme, kalp-damar hastalığı ve ciddi karaciğer hastalığı gibi durumlarda sistemik hormon tedavisinin uygunluğu ayrıca değerlendirilmelidir. Tedavi süresi de herkes için önceden belirlenmiş sabit bir takvimle değil, düzenli yarar-risk değerlendirmesiyle ele alınmalıdır.

Menopoz, kendinizden vazgeçmeniz gereken bir dönem değil

Menopoz döneminde kadınların yaşadıkları belirtileri normalleştirerek yardım aramaktan vazgeçmemesi gerektiğini belirten Op. Dr. Gökçe Özcan, sözlerini şöyle tamamlıyor:

“Bedeniniz değişirken sorularınızın, kaygılarınızın ve desteğe ihtiyacınızın olması çok anlaşılır. Uykusuzluğu, ağrıyı, cinsel yaşamla ilgili sorunları veya mutsuzluğu anlatmak çekinilecek bir konu olmamalı. Rahat uyumak, ağrısız bir yakınlık yaşamak ve kendini iyi hissetmek konuşulmaya değer. Menopoz, kendinizden vazgeçmeniz gereken bir dönem değil. Belirtileriniz yaşam kalitenizi etkiliyorsa seçenekleri sağlık profesyonelinizle konuşun. Anlaşıldığınız, seçeneklerin size açıkça anlatıldığı ve tedavi kararlarına katılabildiğiniz bir sağlık desteğini hak ediyorsunuz.”