📝 Editoryal Not:
Metin, tıbbi terminoloji ve bilimsel doğruluk açısından yeniden ele alınmıştır. Görme kaybına yol açabilen nörolojik mekanizmalar daha anlaşılır bir dille açıklanmış; inme sonrası görme alanı kaybı, görsel ihmal, Anton sendromu ve Charles Bonnet sendromu arasındaki farklılıklar belirginleştirilmiştir. Bilimsel açıdan genelleyici veya yanlış anlaşılmaya açık ifadeler düzeltilmiş, uzman görüşlerinin bütünlüğü korunarak metnin akıcılığı ve okuyucuya ulaşabilirliği artırılmıştır.
Gözler sağlıklı olsa bile beyindeki hasarlar görme alanı kaybına, görsel algı bozukluklarına ve gerçekte var olmayan görüntülerin algılanmasına neden olabiliyor.
İnme sonrasında gelişen görme alanı kayıpları, kişilerin günlük yaşamlarını ve bağımsız hareket etme becerilerini önemli ölçüde etkileyebiliyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, bazı hastaların görme alanlarının bir bölümünü kaybettiklerini fark etmeyebildiğine dikkat çekerek, “Örneğin kişi, tabağındaki yemeğin yalnızca görebildiği tarafını tüketebilir. Görme alanındaki kayıp, günlük yaşamda eşyalara çarpma ve düşme riskini de artırabilir.” dedi. Görsel halüsinasyonların her zaman psikiyatrik bir hastalığa işaret etmediğini belirten Dr. Şalçini, nörolojik ve göz hastalıklarıyla ilişkili nedenlerin de araştırılması gerektiğini vurguladı.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, inme ve çeşitli nörolojik hastalıkların görme ve görsel algı üzerinde oluşturabileceği etkiler hakkında açıklamalarda bulundu.
Gözler Sağlıklı Olsa Bile Beyindeki Hasar Görmeyi Etkileyebilir!
Görme eyleminin gözlerin ışığı algılamasıyla başladığını ancak görüntülerin anlamlandırılmasının beyinde gerçekleştiğini belirten Dr. Celal Şalçini, “Gözlerimiz çevreden gelen ışığı algılar ve bu bilgiyi görme sinirleri aracılığıyla beynin görsel işleme merkezlerine iletir. Beyin, bu sinyalleri işleyerek çevremizdeki nesneleri, yüzleri ve hareketleri anlamlandırmamızı sağlar.” dedi.
Görme yollarında veya beynin görsel işleme merkezlerinde meydana gelen hasarların, gözün kendisinde belirgin bir sorun bulunmasa bile görme işlevini bozabileceğini ifade eden Dr. Şalçini, “Hasarın bulunduğu bölgeye göre kişi görme alanının bir kısmını kaybedebilir, gördüğü nesneleri tanımakta zorlanabilir veya görsel bilgileri doğru şekilde yorumlayamayabilir.” diye konuştu.
İnme Sonrası Görme Kaybı Gözden Değil, Beyinden Kaynaklanabilir!
İnme geçiren kişilerde gözün yapısı sağlıklı olsa bile beynin görme yollarında veya görsel işleme merkezlerinde oluşan hasar nedeniyle görme alanı kayıpları gelişebileceğine işaret eden Dr. Şalçini, şöyle devam etti:
“İnme, beynin görme yollarını veya görsel korteksi etkileyen damarların tıkanması ya da kanaması sonucunda ortaya çıkabilir. Hasarın yerine bağlı olarak hastanın sağ veya sol görme alanında kayıp meydana gelebilir. Örneğin beynin bir yarım küresindeki görme yollarının etkilenmesi, her iki gözün aynı tarafındaki görme alanının kaybedilmesine neden olabilir. Bu durum, gözün değil, görsel bilginin beyinde işlenmesini sağlayan yolların hasar görmesiyle ilişkilidir.”
İnme Sonrası Hastalar Görme Alanı Kaybının Farkında Olmayabilir!
İnme sonrasında gelişen görme alanı kayıplarının hastaların hareket kabiliyetini ve günlük yaşam güvenliğini olumsuz etkileyebildiğini belirten Dr. Şalçini, “Görme alanının bir bölümünü kaybeden kişiler, göremedikleri taraftaki eşyalara çarpabilir, merdivenleri kullanırken zorlanabilir veya yürürken düşme riskiyle karşılaşabilir.” dedi.
Bazı hastaların görme alanındaki kaybı fark etmeyebildiğini veya bu kaybın günlük yaşamdaki etkilerini yeterince değerlendiremeyebildiğini kaydeden Dr. Şalçini, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Örneğin kişi, tabağındaki yemeğin yalnızca görebildiği tarafını tüketebilir ya da çevresindeki nesneleri fark etmeden yanlarından geçebilir. Bu durum bazen görme alanı kaybından, bazen de beynin dikkat ve farkındalık mekanizmalarının etkilenmesinden kaynaklanabilir. Görsel ihmal olarak adlandırılan bu tabloda kişi, özellikle bir taraftaki uyaranlara yeterince dikkat yöneltemez.
Daha nadir görülen Anton sendromunda ise kişi, beynin görme merkezlerinin hasarına bağlı olarak gelişen ciddi görme kaybını fark etmeyebilir veya kör olduğunu inkâr edebilir. Bu tablo, görsel farkındalığın da beynin karmaşık işlevlerinden biri olduğunu gösterir.”
Beyindeki Hasarlar Gerçekte Olmayan Görüntülerin Algılanmasına Neden Olabilir!
Beynin görsel işleme sistemindeki bazı bozuklukların, kişinin gerçekte var olmayan görüntüler algılamasına neden olabileceğini belirten Dr. Celal Şalçini, bu durumun görsel halüsinasyon olarak adlandırıldığını söyledi.
Görsel halüsinasyonların farklı nedenlerle ortaya çıkabileceğini ifade eden Dr. Şalçini, “Kişiler gerçekte bulunmayan insanları, hayvanları, nesneleri, geometrik şekilleri veya ışık görüntülerini gördüklerini ifade edebilir. Bu deneyimlerin nedeni her zaman aynı değildir. Görme yollarındaki hasarlar, nörolojik hastalıklar veya bazı ilaçlar görsel algıyı etkileyebilir.” dedi.
Görsel uyaranların azalmasının da bazı kişilerde halüsinasyonlara zemin hazırlayabildiğini belirten Dr. Şalçini, “Beyne ulaşan görsel bilginin azalması, görsel sistemin kendi iç etkinliğinin daha belirgin hale gelmesine yol açabilir. Bu nedenle özellikle görme kaybı yaşayan bazı kişilerde canlı ve ayrıntılı görüntüler ortaya çıkabilir.” şeklinde konuştu.
Görsel Halüsinasyonlar Her Zaman Psikiyatrik Hastalık Belirtisi Değil!
Görsel halüsinasyon yaşayan herkesin psikiyatrik bir hastalığı olduğu düşüncesinin doğru olmadığını vurgulayan Dr. Celal Şalçini, nörolojik ve göz hastalıklarının da bu duruma neden olabileceğini belirtti.
Parkinson hastalığı, Lewy cisimcikli demans, Alzheimer hastalığı, bazı epilepsi türleri, migren ve ilaçların yan etkilerinin görsel algı bozukluklarıyla ilişkili olabileceğini kaydeden Dr. Şalçini, şu bilgileri verdi:
“Charles Bonnet sendromu, özellikle görme kaybı yaşayan kişilerde ortaya çıkabilen görsel halüsinasyonlarla karakterizedir. Bu kişiler çoğu zaman gördüklerinin gerçek olmadığının farkındadır ve genellikle başka bir bilişsel ya da psikiyatrik bozukluk bulunmaz. Sendrom, göz hastalıklarına bağlı görme kayıplarının yanı sıra görme yollarındaki bazı sorunlarla da ilişkili olabilir.
Bu nedenle görsel halüsinasyon yaşayan kişileri hemen psikiyatrik bir etiketle değerlendirmek doğru değildir. Görme düzeyinin, nörolojik durumun, bilişsel işlevlerin ve kullanılan ilaçların birlikte değerlendirilmesi gerekir.”
Erken Rehabilitasyon, İnme Sonrası Görme Kaybıyla Baş Etmeyi Kolaylaştırabilir!
İnme sonrasında gelişen görme sorunlarının erken dönemde değerlendirilmesinin önemine dikkat çeken Dr. Celal Şalçini, rehabilitasyon programlarının hastaların günlük yaşam becerilerini geliştirmeye yardımcı olabileceğini söyledi.
“İnme sonrasında görme alanı kaybının ne ölçüde telafi edilebileceği, hasarın yerine ve yaygınlığına göre değişir. Rehabilitasyonun temel hedeflerinden biri, hastanın sağlam kalan görme alanını daha etkili kullanmasını ve çevresini güvenli biçimde taramasını sağlamaktır.” diyen Dr. Şalçini, sözlerini şöyle tamamladı:
“Görsel tarama egzersizleri, çevreyi sistematik biçimde kontrol etmeye yönelik eğitimler ve günlük yaşam aktivitelerine yönelik rehabilitasyon uygulamaları, hastaların çevrelerindeki engelleri daha iyi fark etmelerine yardımcı olabilir. Bu yaklaşımlar çarpma ve düşme riskini azaltmayı, bağımsız hareket etme becerisini geliştirmeyi ve yaşam kalitesini artırmayı hedefler. İnme sonrasında görme alanı kaybı yaşayan kişilerin nöroloji, göz hastalıkları ve rehabilitasyon uzmanlarının iş birliğiyle değerlendirilmesi önemlidir.”
