📝 Editoryal Not:

Obezite tedavisinde kullanılan GLP-1 reseptör agonistleri ve benzeri inkretin temelli ilaçlar, yalnızca kilo kaybı üzerindeki etkileriyle değil, kas kütlesi, fiziksel fonksiyon ve eklem sağlığı üzerindeki olası sonuçlarıyla da değerlendirilmelidir. Özellikle diz osteoartriti bulunan ve ileri yaş grubundaki hastalarda yağ kütlesi azalırken kas gücünün korunması, tedavi başarısının önemli bileşenlerinden biridir. Bu bülten, kilo kaybı ile kas-iskelet sistemi sağlığı arasındaki ilişkiye dikkat çekerek sağlık profesyonellerine hasta değerlendirmesinde ağırlık, vücut kompozisyonu ve fonksiyonel kapasiteyi birlikte ele alma gerekliliğini hatırlatmaktadır.

  • Obezite Tedavisinde Kas Gücünü Korumak, Eklem Sağlığı İçin Kritik
  • Kilo Kaybı Diz Ağrısını Azaltabilir Ancak Kas Kaybı Riski Göz Ardı Edilmemeli
  • Zayıflama Tedavisinde Hedef Yalnızca Kilo Vermek Değil, Kas Gücünü Korumak Olmalı

Obezite tedavisinde kullanılan GLP-1 reseptör agonistleri, önemli ölçüde kilo kaybı sağlayarak diz osteoartriti (kireçlenme) bulunan hastalarda ağrı ve fiziksel fonksiyon üzerinde olumlu etkiler oluşturabiliyor. Bununla birlikte, kilo kaybına yağsız vücut kütlesindeki azalmanın da eşlik edebilmesi, özellikle ileri yaştaki ve kas rezervi düşük hastalarda dikkatle değerlendirilmesi gereken bir konu olarak öne çıkıyor. Memorial Kayseri Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Fatih Karaaslan, obezite tedavisinde kas-iskelet sistemi sağlığının korunması, kas gücünün sürdürülmesi ve eklem fonksiyonlarının desteklenmesi konusunda önemli bilgiler verdi.

Kilo kaybının niteliği, miktarı kadar önemli

Obezite tedavisinde kullanılan semaglutid gibi GLP-1 reseptör agonistleri, iştah ve enerji alımı üzerindeki etkileri aracılığıyla belirgin kilo kaybı sağlayabilmektedir. Ancak tedavi sürecinin başarısı yalnızca tartıdaki değişim üzerinden değerlendirilmemelidir. Kilo kaybı sırasında yağ dokusunun yanı sıra yağsız vücut kütlesinde de azalma görülebilir.

Burada önemli bir bilimsel ayrım bulunmaktadır: Yağsız vücut kütlesindeki azalma, doğrudan iskelet kası kaybı anlamına gelmez. Bu ölçüm; kas dokusunun yanı sıra vücut suyu ve diğer yağsız dokuları da kapsar. Dolayısıyla tedavi sürecinde yalnızca vücut ağırlığı ve vücut kompozisyonu değil, kas kuvveti ve fiziksel performans da değerlendirilmelidir.

Özellikle diz ve kalça eklemleri, vücut ağırlığını taşırken çevrelerindeki kas gruplarının sağladığı dinamik desteğe ihtiyaç duyar. Kas kuvvetinin azalması; yürüme, merdiven çıkma, sandalyeden kalkma ve dengeyi sürdürme gibi günlük aktiviteleri olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle kilo verme sürecinde hastaların fonksiyonel kapasitesinin korunması, tedavinin önemli hedeflerinden biri olmalıdır.

Semaglutid diz osteoartritinde ağrı ve fiziksel fonksiyonu iyileştirebiliyor

Semaglutidin diz osteoartriti üzerindeki etkilerini değerlendiren önemli klinik çalışmalardan biri, 2024 yılında New England Journal of Medicine dergisinde yayımlanan STEP 9 araştırmasıdır.

Çok merkezli, randomize, çift kör ve plasebo kontrollü olarak yürütülen çalışmaya obezitesi ve orta derecede diz osteoartriti bulunan 407 hasta dahil edilmiştir. Katılımcılar 68 hafta boyunca haftada bir kez 2,4 mg semaglutid veya plasebo kullanmış; her iki gruba da fiziksel aktivite ve kalori kısıtlamasına yönelik yaşam tarzı danışmanlığı verilmiştir.

Araştırma sonuçlarına göre:

  • Semaglutid grubunda ortalama vücut ağırlığı kaybı yüzde 13,7 olurken plasebo grubunda yüzde 3,2 olarak gerçekleşmiştir.
  • Western Ontario ve McMaster Üniversiteleri Osteoartrit İndeksi (WOMAC) ağrı skorundaki iyileşme semaglutid grubunda 41,7 puan, plasebo grubunda 27,5 puan olmuştur.
  • SF-36 fiziksel fonksiyon skorundaki ortalama iyileşme semaglutid grubunda 12 puan, plasebo grubunda 6,5 puan olarak bildirilmiştir.

Bu bulgular, semaglutidin obezite ve semptomatik diz osteoartriti bulunan hastalarda kilo kaybına ek olarak ağrı ve fiziksel fonksiyon açısından da yarar sağlayabileceğini göstermektedir. Bununla birlikte araştırma, eklem kıkırdağının yenilendiğini veya osteoartritin yapısal olarak gerilediğini kanıtlamamaktadır. Ağrı ve fonksiyon skorlarındaki iyileşme, kıkırdak rejenerasyonu ile eşdeğer kabul edilmemelidir. Ayrıca sonuçlar tüm zayıflama ilaçlarına veya bütün diz ağrısı hastalarına genellenmemelidir. New England Journal of Medicine+1

Zayıflama tedavisi diz protezi ameliyatı ihtiyacını ortadan kaldırır mı?

Obezite, diz osteoartritinin gelişimi ve ilerlemesinde etkili olabilen önemli faktörlerden biridir. Vücut ağırlığının azaltılması, diz eklemine binen mekanik yükün hafifletilmesine ve ağrı kontrolünün iyileştirilmesine katkıda bulunabilir.

Zayıflama ilaçlarının uzun vadede diz protezi ameliyatı gereksinimi üzerindeki olası etkileri de araştırılmaktadır. Ancak mevcut gözlemsel bulgulardan hareketle bu ilaçların doğrudan protez ameliyatını önlediği sonucuna varmak doğru değildir. Cerrahi gereksinim; osteoartritin radyolojik ve klinik şiddeti, hastanın ağrı düzeyi, fonksiyonel kapasitesi, eşlik eden hastalıkları ve konservatif tedavilere verdiği yanıt gibi birçok faktöre bağlıdır.

Bu nedenle zayıflama tedavisi, uygun hastalarda kas-iskelet sistemi sağlığını destekleyen bütüncül yaklaşımın bir parçası olarak değerlendirilmelidir. İleri evre eklem hasarı bulunan hastalarda kilo kaybı, ortopedik değerlendirme ve gerekli cerrahi tedavinin alternatifi olarak görülmemelidir.

Kas kütlesini korumada protein ve direnç egzersizi birlikte planlanmalı

Kilo verme sürecinde yağsız vücut kütlesinin korunması için beslenme ve egzersiz programlarının birlikte ele alınması gerekmektedir. Yeterli protein alımı, kas protein sentezini destekleyerek kas dokusunun korunmasına katkı sağlar. Ancak protein tüketiminin artırılması tek başına kas kuvvetinin sürdürülmesi için yeterli değildir.

Kasların düzenli olarak mekanik yüklenmeye maruz bırakılması, yani direnç egzersizleriyle çalıştırılması, kas kütlesinin ve kuvvetinin korunmasında temel yaklaşımlardan biridir. Bu kapsamda:

  • Yeterli ve dengeli protein alımı: Günlük protein gereksinimi hastanın yaşı, vücut kompozisyonu, fiziksel aktivite düzeyi ve böbrek fonksiyonları dikkate alınarak belirlenmelidir.
  • Direnç egzersizleri: Kas kuvvetini korumak ve geliştirmek amacıyla kişinin fiziksel kapasitesine uygun kuvvetlendirme programları uygulanmalıdır.
  • Aerobik fiziksel aktivite: Yürüyüş, yüzme ve uygun düşük etkili egzersizler kardiyometabolik sağlık ve fonksiyonel kapasiteyi destekleyebilir.
  • Fonksiyonel değerlendirme: Kas kuvveti, denge, yürüme performansı ve günlük yaşam aktivitelerindeki bağımsızlık düzenli olarak izlenmelidir.

Özellikle diz ve kalça osteoartriti bulunan hastalarda egzersiz programı eklem yüklenmesi ve ağrı düzeyi dikkate alınarak bireyselleştirilmelidir. Gerektiğinde fizyoterapist ve ilgili uzman hekimlerin iş birliğiyle planlama yapılmalıdır.

Zayıflama sürecinde yalnızca tartı değil, fonksiyonel kapasite de izlenmeli

Obezite tedavisinde kilo kaybının klinik başarısını değerlendirirken hastanın günlük yaşam aktivitelerindeki değişim de dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda aşağıdaki üç soru, fonksiyonel durumun izlenmesi açısından yol gösterici olabilir:

  1. Günlük aktivitelerimi gerçekleştirirken daha az yoruluyor muyum?
  2. Merdiven çıkarken daha az zorlanıyor muyum?
  3. Sandalyeden daha kolay ve bağımsız şekilde kalkabiliyor muyum?

Bu sorulara verilen yanıtlar, hastanın öznel değerlendirmesini yansıtır; klinik kas kuvveti ölçümlerinin veya standart fonksiyon testlerinin yerine geçmez. Gerektiğinde sandalyeden kalkma testi, yürüme hızı ve el kavrama kuvveti gibi objektif değerlendirme yöntemlerinden yararlanılabilir.

Kilo verme sırasında belirgin halsizlik, besin tüketiminde yetersizlik, kas kuvvetinde azalma veya günlük yaşam aktivitelerinde gerileme görülmesi durumunda tedavi planı yeniden değerlendirilmelidir.

Obezite tedavisinde hedef: Sağlıklı kilo kaybı ve güçlü kas yapısı

GLP-1 reseptör agonistleri ve diğer obezite ilaçları, uygun endikasyona sahip hastalarda hekim değerlendirmesiyle kullanılmalıdır. Tedavi öncesinde hastanın metabolik durumu, kas-iskelet sistemi sağlığı, beslenme yeterliliği ve fonksiyonel kapasitesi değerlendirilmelidir.

Özellikle ileri yaşta, başlangıçta kas kuvveti düşük olan veya sarkopeni (kas kütlesi ve kas kuvvetinde azalma ile seyreden klinik durum) riski taşıyan hastalarda tedavi süresince kas sağlığının izlenmesi önemlidir.

Obezite tedavisinin temel hedefi yalnızca vücut ağırlığını azaltmak değil; yağ kütlesini azaltırken kas kuvvetini, hareket kabiliyetini ve fiziksel bağımsızlığı korumaktır. Bu yaklaşım, hem metabolik sağlığın hem de kas-iskelet sistemi fonksiyonlarının desteklenmesi açısından bütüncül hasta bakımının önemli bir parçasıdır.