📝 Editoryal Not:

Abdi İbrahim’in TÜSEB Sağlık Teknolojileri Prestij Ödülü’ne layık görülmesi, Türkiye’nin biyoteknolojik ilaç geliştirme ve üretim kapasitesi açısından önemli bir gelişmedir. Özellikle kanser tedavisinde kullanılan pembrolizumab molekülünün biyobenzerinin yerli Ar-Ge altyapısıyla geliştirilmesi; biyoteknoloji yatırımları, hücre hattı geliştirme yetkinliği, klinik araştırmalar ve ilaçta yerelleşme bakımından dikkat çekmektedir. Haberin sağlık profesyonelleri açısından en önemli yönü, biyobenzer ilaç geliştirme sürecinin yalnızca üretim altyapısıyla sınırlı olmadığını; analitik karakterizasyon, klinik karşılaştırılabilirlik, kalite güvencesi ve ruhsatlandırma gibi aşamaları da kapsadığını göstermesidir.

Abdi İbrahim, Nobel ödüllü bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar’ın adını taşıyan TÜSEB ödül programı kapsamında verilen Sağlık Teknolojileri Prestij Ödülü’ne layık görüldü. Şirketin, kanser tedavisinde kullanılan pembrolizumab molekülünün biyobenzerini geliştirmeye yönelik çalışmaları ve biyoteknolojik ilaç üretim altyapısına yaptığı yatırımlar ödülün öne çıkan gerekçeleri arasında yer aldı.

Türkiye ilaç sektörünün köklü kuruluşlarından Abdi İbrahim, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) tarafından düzenlenen 2026 TÜSEB Aziz Sancar Bilim, Hizmet, Teşvik ve Sağlık Teknolojileri Prestij Ödülleri kapsamında Sağlık Teknolojileri Prestij Ödülü’nün sahibi oldu.

Cumhurbaşkanlığı himayesinde İstanbul’da gerçekleştirilen 12. Türk Tıp Dünyası Kurultayı kapsamında düzenlenen törende ödül, Abdi İbrahim Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Barut’a Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından takdim edildi.

TÜSEB tarafından verilen ödüller; sağlık bilimleri ve teknolojileri alanında bilimsel araştırmaları, Ar-Ge faaliyetlerini, inovasyonu ve yerli üretim kapasitesini desteklemeyi amaçlıyor. Abdi İbrahim’in ödüle layık görülmesinde, Türkiye’de biyoteknolojik ilaç geliştirme ve üretim yetkinliğini güçlendirmeye yönelik çalışmaları etkili oldu.

Pembrolizumab Biyobenzerinde Yerli Ar-Ge ve Üretim Hedefi

Abdi İbrahim’in TÜSEB iş birliğiyle yürüttüğü projeler arasında, kanser immünoterapisinde kullanılan pembrolizumab molekülünün biyobenzerinin geliştirilmesi de bulunuyor.

Programın hedefi, referans biyolojik ilacın biyobenzerini şirketin kendi hücre hattı ve geliştirme altyapısından yararlanarak ortaya koymak. Şirketin açıklamasına göre proje, teknoloji transferine dayanmadan, kendi geliştirme yetkinlikleriyle ilerletiliyor.

Pembrolizumab, bağışıklık kontrol noktası inhibitörleri arasında yer alan ve PD-1 (programlanmış hücre ölümü proteini-1) reseptörünü hedefleyen monoklonal bir antikordur. Kanser hücrelerinin bağışıklık sisteminden kaçış mekanizmalarını baskılamaya yardımcı olan bu tedavi yaklaşımı, farklı kanser türlerinde kullanılmaktadır.

Referans ürün Keytruda’nın üreticisi Merck’in 2025 yılı finansal sonuçlarına göre, Keytruda ve Keytruda Qlex’in toplam küresel satış geliri yaklaşık 31,7 milyar ABD doları olarak gerçekleşti.

Biyobenzer ilaçlar, referans biyolojik ilaçla yüksek derecede benzerlik gösteren ve güvenlilik, saflık ve biyolojik aktivite açısından karşılaştırılabilirliği kapsamlı analitik ve gerektiğinde klinik çalışmalarla ortaya konulması gereken biyolojik ürünlerdir. Bu nedenle biyobenzer geliştirme süreci, ileri düzey biyoteknolojik bilgi birikimi ve güçlü kalite kontrol altyapısı gerektiriyor.

AbdiBio ile Biyoteknolojik Üretim Kapasitesi Genişliyor

114 yıllık geçmişiyle Türk ilaç sektöründe faaliyet gösteren Abdi İbrahim, biyoteknolojik ilaç geliştirme ve üretim yetkinliğini artırmaya yönelik yatırımlarını sürdürüyor.

Şirketin 150 milyon ABD doları yatırımla hayata geçirdiği AbdiBio, biyoteknolojik ilaçların hücre hattı geliştirme aşamasından nihai ürün üretimine kadar farklı süreçlerini gerçekleştirebilecek şekilde yapılandırıldı.

Şirket tarafından paylaşılan bilgilere göre tesiste 2.000 litrelik tek kullanımlık biyoreaktörler bulunuyor ve yıllık toplam biyoreaktör hacminin 140.000 litreye ulaşması hedefleniyor.

Bu altyapı; hücre kültürü, biyoproses geliştirme, biyolojik etkin madde üretimi ve ürünün nihai formülasyonuna yönelik süreçlerin yürütülmesini destekliyor.

Abdi İbrahim, bu yatırımlarla Türkiye’nin biyoteknolojik ilaç üretim kapasitesine katkı sağlamayı, ithalata bağımlılığı azaltmayı ve uluslararası pazarlarda rekabet edebilecek ürünler geliştirmeyi hedefliyor.

Nezih Barut: “Biyoteknolojiyi, Tıpkı Savunma Sanayii Gibi Stratejik Bir Alan Olarak Görüyoruz”

Abdi İbrahim Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Barut, ödüle ve şirketin biyoteknoloji alanındaki çalışmalarına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:

“Abdi İbrahim olarak 114 yıldır bu ülke için üretiyoruz. Biyoteknolojiyi, tıpkı savunma sanayii gibi stratejik bir alan olarak görüyoruz. Sağlıkta bağımsız olmak yalnızca ilaç üretmekle olmaz. O ilacı geliştiren bilgiye, teknolojiye ve yetişmiş insana sahip olmak gerekir.

Bu yüzden yıllardır biyoteknolojiye yatırım yapıyoruz. Kanser tedavisinde dünya genelinde yaygın olarak kullanılan önemli bir ilacın biyobenzerini, kendi klonlarımızla, hücreden başlayarak kendimiz geliştiriyoruz. Teknoloji transferiyle değil, kendi bilgimizle. TÜSEB ile yürüttüğümüz bu projede kritik aşamaları geride bıraktık. Hedefimiz, Türkiye’nin ilk yerli biyobenzer kanser ilacını 2028’de hastalarımıza sunmak.

Her proje ülkemize yeni bir teknoloji ve yetişmiş insan kazandırıyor. Ama hedefimiz yalnızca ilaç üretip satmak değil. Kendi geliştirdiğimiz teknolojiyi dünyaya lisanslamak istiyoruz. Türkiye teknoloji alan değil, teknoloji satan bir ülke olmalı.

AbdiBio’yu kurarken kendimize bir söz verdik: Kanser derdine düşmüş bir hastaya, bir de ilaca ulaşma derdini yaşatmayacağız. Bizi bu büyük ülküye ulaştıracak yolda devletimizle ve TÜSEB ile yürüyoruz. TÜSEB’e teşekkür ediyorum. Bu başarıda emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarımı kutlarım. Ülkemiz için üretmeye ve 114 yıldır olduğu gibi hayatı iyileştirmeye devam edeceğiz.”

TÜSEB Başkanı Prof. Dr. Ümit Kervan: “Yerli İlaç Geliştirme Çalışmalarında Somut Sonuçlar Alıyoruz”
  1. Türk Tıp Dünyası Kurultayı’nda konuşan TÜSEB Başkanı Prof. Dr. Ümit Kervan, Türkiye’de yerli ilaç geliştirme ve biyoteknolojik üretim kapasitesini güçlendirmeye yönelik çalışmaları değerlendirdi.

TÜSEB’in klinik araştırmalara yönelik desteklerinin somut sonuçlar vermeye başladığını belirten Kervan, Abdi İbrahim ile yürütülen iş birliği kapsamında kanser tedavisinde kullanılan önemli bir molekülün Türkiye’de üretimine başlandığını ve bu alandaki klinik çalışmaların da başladığını ifade etti.

Kamu ve özel sektör iş birliklerinin sağlık teknolojilerinin geliştirilmesindeki önemine dikkat çeken bu çalışmalar, Türkiye’nin biyoteknolojik ilaç Ar-Ge’si, üretimi ve klinik araştırma altyapısının geliştirilmesi açısından önem taşıyor.