📝 Editoryal Not:
Gelişimsel kalça displazisi (GKD), yenidoğan döneminde uygun tarama ile büyük ölçüde cerrahi gereksinimi olmadan tedavi edilebilen önemli bir kas-iskelet sistemi hastalığıdır. Bu haber, aile hekimleri, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanları, ortopedistler ve diğer sağlık profesyonelleri açısından erken tanının önemini, güncel tarama yaklaşımlarını ve gecikmiş olgularda ortaya çıkabilecek uzun dönem sonuçları hatırlatması bakımından değerlidir. Bununla birlikte, epidemiyolojik verilerin bölgesel farklılık gösterebileceği ve tedavi kararlarının ulusal kılavuzlar ile bireysel hasta değerlendirmesi doğrultusunda verilmesi gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
Gelişimsel kalça displazisinde erken tanı yaşam boyu kalça sağlığını etkiliyor
Yenidoğan döneminde tanı konulamayan gelişimsel kalça displazisi (GKD), çocukluk ve erişkin yaşamda yürüme bozukluğu, kronik ağrı, erken kalça osteoartriti ve ileri dönemlerde total kalça artroplastisine kadar uzanabilen önemli ortopedik sorunlara yol açabilmektedir. Buna karşın yaşamın ilk aylarında gerçekleştirilen klinik muayene ve uygun görüntüleme yöntemleri ile erken tanı konulan olguların büyük bölümü cerrahi girişime gerek kalmadan başarılı şekilde tedavi edilebilmektedir.
Memorial Ankara Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Op. Dr. Rafik Ramazanov, gelişimsel kalça displazisi konusunda ailelerin ve sağlık profesyonellerinin dikkat etmesi gereken temel noktaları değerlendirdi.
Gelişimsel kalça displazisi yalnızca kalça çıkığından ibaret değildir
Gelişimsel kalça displazisi; femur başı ile asetabulum arasındaki anatomik ilişkinin normal gelişmemesi sonucu ortaya çıkan geniş bir hastalık spektrumudur. Bu spektrum; asetabular displazi, kalça instabilitesi, subluksasyon (yarı çıkık) ve tam kalça çıkığını kapsar.
Kalça eklemi intrauterin dönemde normal gelişmiş olsa bile gebelik, doğum veya doğum sonrası dönemde etkili olan mekanik ve biyolojik faktörler nedeniyle gelişim bozukluğu ortaya çıkabilir. Hafif displazik olgular zaman içerisinde ilerleyerek instabilite veya tam çıkık gelişimine neden olabilir.
Risk faktörleri dikkatle değerlendirilmeli
GKD’nin görülme sıklığı tanı yöntemine ve hastalığın şiddetine göre değişmektedir. Ultrasonografi ile saptanan hafif displaziler, klinik olarak tam çıkıklardan daha sık görülmektedir. Kız bebeklerde hastalık erkeklere göre belirgin olarak daha yüksek oranda izlenmektedir. Sol kalçanın daha sık etkilenmesi ise fetüsün intrauterin pozisyonuyla ilişkilendirilmektedir.
Risk faktörleri arasında;
- Kız cinsiyet
- İlk gebelik
- Makat (breech) prezentasyonu
- Ailede gelişimsel kalça displazisi öyküsü
- Oligohidramniyoz
- Makrozomik (iri) bebek
- Pes ekinovarus (çarpık ayak) ve metatarsus adduktus gibi eşlik eden ortopedik deformiteler
- Kalçaların ekstansiyon ve addüksiyonda sabitlendiği yanlış ve sıkı kundaklama uygulamaları
yer almaktadır.
Klinik bulgular yaşa göre değişiklik gösteriyor
GKD’nin klinik bulguları çocuğun yaşına göre farklılık göstermektedir.
Yenidoğan döneminde:
- Kalça muayenesinde instabilite bulguları (Barlow ve Ortolani testleri)
- Kalça hareketleri sırasında klik sesi (tek başına tanısal değildir)
- Bacak boyu farklılığı
- Uyluk veya gluteal cilt kıvrımlarında asimetri
Süt çocukluğu döneminde:
- Kalça abdüksiyonunda kısıtlılık
- Bacak boyu eşitsizliği
- Kalça hareket açıklığında asimetri
Yürüme çağında:
- Topallama
- Trendelenburg yürüyüşü (yalpalayarak yürüme)
- Bel çukurunda artış (hiperlordoz)
- Pelvik obliklik
- Tek taraflı olgularda etkilenen tarafta parmak ucunda yürüme
Klinik bulguların tek başına tanı koydurucu olmadığı, fizik muayenenin görüntüleme yöntemleriyle desteklenmesi gerektiği unutulmamalıdır.
İlk 6 ayda ultrasonografi temel görüntüleme yöntemidir
Uluslararası kabul gören yaklaşım doğrultusunda, ilk 4-6 ay içerisinde femur başının önemli ölçüde kıkırdak yapıda olması nedeniyle kalça ultrasonografisi en değerli görüntüleme yöntemidir. Özellikle risk faktörü bulunan veya fizik muayenesinde şüpheli bulgular saptanan bebeklerde ultrasonografik değerlendirme erken tanıda kritik rol oynar.
Altıncı aydan sonra femur başı ossifikasyonu başladığından direkt pelvis grafisi tanısal değerlendirmede daha fazla kullanılmaktadır. Seçilmiş olgularda manyetik rezonans görüntüleme (MRG), bilgisayarlı tomografi veya artrografi tedavi planlamasında kullanılabilir.
Tedavi yaşa ve kalça gelişimine göre planlanıyor
Tedavi yaklaşımı hastanın yaşı, kalça instabilitesinin derecesi ve görüntüleme bulgularına göre belirlenmektedir.
Erken dönemde en sık kullanılan yöntemlerden biri Pavlik bandajıdır. Uygun endikasyonda ve deneyimli ekipler tarafından uygulandığında yüksek başarı oranları bildirilmiştir. Klinik gereksinime göre Frejka yastığı veya Tübingen kalça fleksiyon-abdüksiyon ortezi gibi ortopedik cihazlar da tercih edilebilir.
Konservatif tedavinin başarısız olduğu veya geç tanı alan olgularda kapalı redüksiyon ve alçılama, gerektiğinde ise açık redüksiyon ile femoral ya da pelvik osteotomileri içeren cerrahi girişimler uygulanabilir.
Tedavinin temel amacı, konsantrik ve stabil bir kalça eklemi sağlayarak normal asetabular gelişimi desteklemek ve uzun dönem kalça fonksiyonunu korumaktır.
Erken tanı cerrahi gereksinimini azaltıyor
Yaşamın ilk aylarında tanı konulan GKD olgularında konservatif tedavi ile başarılı sonuç elde edilme olasılığı yüksektir. Buna karşılık tanının gecikmesi cerrahi girişim gereksinimini ve uzun dönem komplikasyon riskini artırmaktadır.
Tedavi edilmeyen veya geç tanı alan olgularda erken yaşta kalça osteoartriti, kronik ağrı, hareket kısıtlılığı, topallama, yürüme mesafesinde azalma ve sekonder omurga problemleri gelişebilir. İleri evrede total kalça artroplastisi gerekli olabilir.
Bu nedenle tüm yenidoğanlarda dikkatli kalça muayenesinin yapılması, risk faktörü bulunan bebeklerin zamanında görüntüleme ile değerlendirilmesi ve şüpheli olguların çocuk ortopedisi veya ortopedi ve travmatoloji uzmanına gecikmeden yönlendirilmesi, uzun dönem fonksiyonel sonuçların iyileştirilmesinde kritik öneme sahiptir.
Klinik Uygulama Mesajı: Güncel uluslararası kılavuzlar doğrultusunda, fizik muayene tüm yenidoğanlarda standart olarak yapılmalı; risk faktörü bulunan veya muayenesi şüpheli olan bebeklerde kalça ultrasonografisi ile değerlendirme geciktirilmemelidir. Erken tanı, cerrahi gereksinimini belirgin ölçüde azaltan en önemli faktördür.
