📝 Editoryal Not:
Bu basın bülteni, toplumda sıklıkla selülit veya kilo problemi olarak yanlış yorumlanan lipödem hastalığına dikkat çekmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Özellikle kadınlarda erken yaşlarda başlayan belirtilerin doğru tanınması, hastalığın ilerlemesini önlemek ve yaşam kalitesini korumak açısından kritiktir. Multidisipliner ve bütüncül tedavi yaklaşımının vurgulanması, hem sağlık profesyonelleri hem de hastalar için yol gösterici nitelik taşımaktadır.

20’li yaşlarda belirginleşen, çoğunlukla kadınları etkileyen ve sıklıkla “selülit” ile karıştırılan lipödem, tedavi edilmediğinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen kronik bir hastalıktır. Beslenme alışkanlıklarına dikkat edilmesine rağmen özellikle bacak ve kollarda simetrik yağlanma, ağrı ve hassasiyet görülüyorsa, bu durum lipödemin önemli bir göstergesi olabilir.

Acıbadem Bakırköy Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Şule Arslan, lipödemin yalnızca estetik bir sorun olmadığını vurgulayarak, “Cilt altı yağ dokusunun patolojik şekilde artmasıyla ortaya çıkan lipödem; ağrı, hassasiyet, sertleşme ve kolay morarma gibi belirtilerle seyreder. Tedavi edilmediğinde yaşam kalitesinde ciddi düşüşe ve ek sağlık sorunlarına neden olabilir” diyor.

Sadece Selülit Sanılıyor, Tanı Gecikiyor

Lipödem farkındalığının düşük olması nedeniyle pek çok hasta, vücuttaki yağ birikimini selülit olarak değerlendirip hekime geç başvuruyor. Prof. Dr. Şule Arslan, erken tanının önemine dikkat çekerek şu uyarıda bulunuyor:

“Lipödem erken dönemde fark edilip tedavi edilmezse ilerleyerek eklem ağrıları, hareket kısıtlılığı, yürüme güçlüğü ve enfeksiyon gibi ciddi sorunlara yol açabilir. Ayrıca hareketsizlik, diyabet, kalp-damar hastalıkları ve obezite gibi rahatsızlıkların kontrolünü de zorlaştırır.”

Kadınlarda Daha Sık, Genç Yaşlarda Başlıyor

Lipödem büyük oranda kadınları etkilerken, erkeklerde oldukça nadir görülmektedir. Batı ülkelerinde yapılan çalışmalarda kadınlarda görülme sıklığının %11–18 arasında olduğu bildirilmektedir. Ancak uzmanlara göre, tanı gecikmeleri nedeniyle gerçek oranlar daha yüksek olabilir. Hastalık genellikle ergenlik sonrası veya 20’li yaşlarda belirginleşmeye başlar ve menopoz döneminde belirtiler şiddetlenebilir.

Gün Sonunda Artan Şişlik Önemli Bir İpucu

Lipödemin en sık görülen belirtileri arasında:

  • Vücutta simetrik şişlik,
  • Dokunmakla artan ağrı ve hassasiyet,
  • Kolay morarma,
  • Gün sonunda belirginleşen ödem yer almaktadır.

Hastalar ağrıyı zaman zaman yanma hissi şeklinde tarif edebilir. Ayakların genellikle etkilenmemesi, lipödemi diğer ödem türlerinden ayıran önemli bir özelliktir. Ayrıca alt ve üst beden ölçüleri arasındaki belirgin fark, hastaların günlük yaşamda ve kıyafet seçiminde zorluk yaşamasına neden olabilir.

Kilo Artışı Belirtileri Ağırlaştırıyor

Lipödem gelişiminde genetik yatkınlık, hormonal değişiklikler (ergenlik, gebelik, doğum kontrol hapları), inflamasyon, hareketsiz yaşam tarzı ve hatalı beslenme önemli rol oynar. Aile öyküsü bulunan kadınlarda risk daha yüksektir. Kilo artışı ise ağrı, hareket kısıtlılığı ve fonksiyonel kayıpların artmasına neden olabilir.

Doğru Tedaviyle Hastalık Kontrol Altına Alınabiliyor

Lipödem tamamen ortadan kaldırılamasa da, doğru ve sürdürülebilir tedavi yaklaşımlarıyla kontrol altına alınabilir. Amaç; hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak, semptomları azaltmak ve ikincil komplikasyonları önlemektir. Prof. Dr. Şule Arslan, bu noktada multidisipliner yaklaşımın önemine dikkat çekiyor:

“Beslenme, egzersiz, stres yönetimi ve düzenli hekim takibi birlikte ele alınmalıdır.”

Yaşam Tarzı Değişikliği Tedavinin Temelini Oluşturuyor

Lipödem tedavisinde;

  • Komplet dekonjestif terapi (manuel lenfatik drenaj, kompresyon tedavisi, cilt bakımı),
  • Uygun hastalarda cerrahi girişimler,
  • Düşük tuzlu ve düşük şekerli beslenme,
  • Lenfatik dolaşımı destekleyen egzersizler,
  • Uzun süre ayakta kalma veya seyahat durumlarında bası giysileri,
  • Stres yönetimi büyük önem taşımaktadır.

Fizik tedavi uygulamaları, ağrının azaltılması, kas gücünün artırılması ve hareket kabiliyetinin korunmasında etkili rol oynar. Prof. Dr. Şule Arslan, komplikasyonların önlenmesi için hastaların uzun vadeli yaşam tarzı değişikliklerini sürdürebilmesinin kritik olduğunun altını çiziyor.