📝 Editoryal Not:

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun (DEHB) yalnızca çocukluk dönemine özgü bir durum olmadığı, belirtilerin yetişkinlikte de devam edebildiği ancak farklı klinik görünümler kazanabildiği bilinmektedir. Özellikle erteleme davranışı, zaman yönetiminde güçlük, organizasyon sorunları ve dürtü kontrolündeki zorluklar, yetişkinlerde DEHB’nin fark edilmesini güçleştirebilmektedir. Bununla birlikte dikkat dağınıklığının tek başına DEHB tanısı için yeterli olmaması; uyku bozuklukları, stres, anksiyete ve depresyon gibi durumların ayırıcı tanıda değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu haber, DEHB konusunda toplumsal farkındalığı artırırken çocukların ve yetişkinlerin doğru klinik değerlendirmeye yönlendirilmesi açısından önem taşımaktadır.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), çocukluk döneminde başlayan ve yetişkinlikte de devam edebilen nörogelişimsel bir bozukluktur. Çocuklarda aşırı hareketlilik, dikkatini sürdürmekte güçlük ve dürtüsel davranışlarla kendini gösterebilen DEHB, yetişkinlikte daha çok organizasyon sorunları, erteleme davranışı, zaman yönetiminde güçlük ve içsel huzursuzluk şeklinde ortaya çıkabilir. Ancak her dikkat dağınıklığı DEHB anlamına gelmiyor. Uykusuzluk, kronik stres, anksiyete ve depresyon gibi durumlar da benzer belirtilere neden olabiliyor. Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Jülide Unutmaz, DEHB’nin çocukluk ve yetişkinlik dönemindeki belirtileri, tanı süreci ve doğru değerlendirme yöntemleri hakkında önemli bilgiler verdi.

DEHB yalnızca dikkat dağınıklığı ve hareketlilikten ibaret değil

DEHB; dikkati sürdürme, dürtüleri kontrol etme, hareketliliği düzenleme ve yürütücü işlevler olarak tanımlanan planlama, organize olma ve davranışları yönetme becerilerini etkileyebilen nörogelişimsel bir bozukluktur.

DEHB’nin çocukluk dönemindeki belirtilerinin her zaman yetişkinlikte de aynı şekilde devam etmediğini belirten Uzman Klinik Psikolog Jülide Unutmaz, şu değerlendirmede bulundu:

“DEHB; dikkat, dürtü ve hareketlilik kontrolünün yanı sıra kişinin kendini düzenleme becerilerini de etkileyebilen nörogelişimsel bir durum. Çocuklarda aşırı hareketlilik, dikkatin kolay dağılması, bir işe başlamakta veya başladığı işi bitirmekte zorlanma, sandalyede, masa başında ya da okul sırasında otururken çabuk sıkılma gibi belirtiler görülebiliyor.”

DEHB’nin dikkat eksikliği, hiperaktivite-dürtüsellik veya her iki belirti grubunun birlikte görüldüğü farklı klinik görünümleri bulunuyor. Bu nedenle her DEHB tanısı alan çocukta aşırı hareketlilik görülmesi gerekmiyor. Bazı çocuklarda dikkatsizlik belirtileri ön planda olabilir.

Yetişkinlerde DEHB erteleme ve organizasyon sorunlarıyla kendini gösterebiliyor

Çocukluk döneminde daha belirgin olan fiziksel hareketlilik, yetişkinlikte yerini içsel huzursuzluğa ve sürekli hareket etme ihtiyacına bırakabilir. Dikkat eksikliği belirtileri ise iş yaşamında ve günlük sorumluluklarda daha belirgin hâle gelebilir.

Yetişkinlerde DEHB’nin farklı belirtilerle ortaya çıkabildiğine dikkat çeken Unutmaz, şöyle konuştu:

“Çocuklarda hareketlilik ve dikkatin kolay dağılması daha belirgin olabilirken yetişkinlerde dikkat dağınıklığına erteleme davranışı da eşlik edebilir. Zaman yönetiminde zorlanma, işleri belirli bir sıraya koyamama ve mevcut planları ilerletmekte güçlük çekme gibi durumlar yaşanabilir. Bu nedenle DEHB yalnızca hareketli çocuklarla ilişkilendirilmemeli.”

Yetişkinlerde görülebilen diğer belirtiler arasında toplantılarda dikkati sürdürmekte zorlanma, sık eşya kaybetme, günlük sorumlulukları unutma, işleri son dakikaya bırakma ve konuşmalarda karşı tarafın sözünü kesme gibi davranışlar da bulunabiliyor.

Her dikkat dağınıklığı DEHB anlamına gelmiyor

Dikkat sorunlarının değerlendirilmesinde belirtilerin ortaya çıkış zamanı, sürekliliği ve kişinin yaşamına etkisi önem taşıyor. Uykusuzluk, stres, yoğun iş yükü ve uzun süreli ekran kullanımı geçici dikkat sorunlarına yol açabilir. Bunun yanında anksiyete bozuklukları, depresyon, uyku bozuklukları ve bazı fiziksel sağlık sorunları da DEHB ile benzer belirtiler oluşturabilir.

Bu nedenle yalnızca dikkat dağınıklığı veya erteleme davranışı üzerinden DEHB tanısı konulması doğru değildir.

Unutmaz, konuyla ilgili şu uyarıda bulundu:

“Hepimizin dikkati zaman zaman dağılabilir. Uykusuz kaldığımızda, stresli olduğumuzda veya çok fazla ekrana maruz kaldığımızda dikkatimizi toplamakta zorlanabiliriz. Ancak bu durum doğrudan DEHB’yi işaret etmez. Değerlendirme sırasında belirtilerin ne kadar sık ortaya çıktığına ve kişinin aile, iş veya okul yaşantısını hangi ölçüde etkilediğine bakılması gerekiyor.”

DEHB tanısında belirtilerin çocukluk döneminde başlamış olması, en az altı ay devam etmesi, birden fazla yaşam alanında görülmesi ve kişinin sosyal, akademik veya mesleki işlevselliğini olumsuz etkilemesi gibi ölçütler dikkate alınır. Yetişkinlerde çocukluk döneminde fark edilmemiş belirtilerin geriye dönük değerlendirilmesi de önemlidir.

DEHB’li çocuklar yaramaz veya disiplinsiz olarak etiketlenmemeli

DEHB belirtilerinin zaman zaman davranış problemi olarak yorumlanması, çocukların sosyal ve akademik yaşamını olumsuz etkileyebiliyor. Dikkatini sürdürmekte, sırasını beklemekte veya hareketlerini kontrol etmekte zorlanan çocuklar çevreleri tarafından yaramaz, şımarık ya da disiplinsiz olarak değerlendirilebiliyor.

Bu yaklaşımın çocuğun yaşadığı güçlüklerin anlaşılmasını geciktirebileceğini belirten Unutmaz, şu ifadeleri kullandı:

“Dikkatini toplamakta veya hareketlerini kontrol etmekte zorlanan çocuklar, şımarık, yaramaz ya da disiplinsiz olarak etiketlenebiliyor. Oysa DEHB bu tanımlamalardan tamamen farklı bir durum. Dışarıdan bakıldığında söz dinlemiyormuş gibi görünen bir çocuk, aslında dikkatini sürdürmekte veya davranışlarını düzenlemekte çok fazla zorlanıyor olabilir. Bu nedenle çocuğun yaşadığı güçlüklerin doğru değerlendirilmesi önemli.”

Çocuğun davranışlarının yalnızca evde veya okulda değil, farklı sosyal ortamlarda nasıl şekillendiği de değerlendirilmelidir. Ailelerin ve öğretmenlerin gözlemleri, tanı sürecinde önemli bilgiler sağlayabilir.

DEHB tanısı tek bir testle konulmuyor

DEHB tanısı, yalnızca bir dikkat testi veya davranış ölçeği üzerinden konulamaz. Tanı sürecinde ayrıntılı klinik görüşme, gelişimsel öykü, belirtilerin geçmişi ve kişinin farklı yaşam alanlarındaki işlevselliği birlikte değerlendirilir.

Uzman Klinik Psikolog Jülide Unutmaz, değerlendirme sürecinin önemine dikkat çekerek şöyle konuştu:

“Değerlendirme sürecinde öğretmenlerin gözlemleri, aileden alınan bilgiler ve klinik görüşmeler önem taşıyor. Doğru değerlendirmenin ardından kişinin ihtiyaçlarına özel bir destek planı oluşturuluyor. Bu süreçte psikoeğitimler verilebiliyor, davranışsal yöntemlerden yararlanılabiliyor ve gerekli görüldüğünde medikal tedavi uygulanabiliyor. Buradaki amacımız kimseye bir etiket koymak değil, kişinin ihtiyaç duyduğu doğru desteği sunabilmek.”

DEHB değerlendirmesinde çocukların gelişimsel ve eğitim öyküsü, yetişkinlerin ise çocukluk döneminden itibaren devam eden belirtileri ve iş yaşamındaki işlevselliği ele alınır. Gerekli durumlarda aile üyelerinden, öğretmenlerden veya kişinin yakın çevresinden ek bilgi alınabilir. Standart değerlendirme ölçekleri klinik görüşmeyi destekleyebilir ancak tek başına tanı koydurmaz.

Kişiye özel tedavi ve destek planı oluşturulmalı

DEHB tedavisinde temel amaç, belirtileri azaltmanın yanı sıra kişinin günlük yaşamını, sosyal ilişkilerini, akademik başarısını ve mesleki işlevselliğini desteklemektir.

Tedavi planı kişinin yaşına, belirtilerinin şiddetine, eşlik eden psikiyatrik durumlara ve bireysel ihtiyaçlarına göre düzenlenir. Psikoeğitim, davranışsal müdahaleler, psikoterapi ve uygun görülen durumlarda ilaç tedavisi kullanılabilir. Özellikle yetişkinlerde organizasyon, zaman yönetimi ve günlük sorumlulukların planlanmasına yönelik destekleyici yöntemler de tedavi sürecine katkı sağlayabilir.

DEHB’nin erken fark edilmesi ve doğru değerlendirilmesi, çocukların eğitim hayatından yetişkinlerin iş ve sosyal yaşamına kadar birçok alanda karşılaştıkları güçlüklerin azaltılmasına yardımcı olabilir. Bu nedenle belirtilerin kişilik özelliği, tembellik veya disiplinsizlik olarak değerlendirilmesi yerine uzmanlar tarafından ele alınması önem taşır.