📝 Editoryal Not:
Bu basın bülteni, dijitalleşmenin dikkat süreçleri üzerindeki etkisini psikiyatri perspektifinden ele alarak güncel ve giderek yaygınlaşan bir halk sağlığı sorununa ışık tutmaktadır. “Kazanılmış dikkat eksikliği” kavramını bilimsel çerçevede açıklaması, DEHB tanılı bireylerin yanı sıra tanı almamış bireylerde de görülen bilişsel zorlanmaları anlaşılır kılması açısından değerlidir. İçerik, hem sağlık profesyonellerine hasta farkındalığı oluşturma hem de bireylerin dijital yaşam alışkanlıklarını gözden geçirmelerine katkı sunmaktadır.

Modern yaşam, DEHB benzeri semptomları nasıl tetikliyor?

Günümüzde bilgiye erişim saniyeler içinde mümkün hale gelirken, bireylerin dikkatini tek bir noktada sürdürebilme süresi tarihsel olarak en düşük seviyelere gerilemiş durumda. Sürekli uyarana maruz kalınan bu yaşam biçimi, özellikle dikkat süreçleri üzerinde belirgin nörobilişsel etkiler yaratıyor.

Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Dr. Sema Bayçın, modern yaşamın çevresel faktörleri ile dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) arasındaki ilişkiyi değerlendirerek, son yıllarda literatürde giderek daha fazla tartışılan “kazanılmış dikkat eksikliği” kavramına dikkat çekiyor.

Dijital Dopamin: Beynin Hızlı Tüketilen Yakıtı

Dr. Bayçın’a göre, sosyal medya akışları, kısa videolar ve sürekli değişen dijital içerikler; beyinde hızlı ve yoğun dopamin salınımına neden oluyor. Bu durum, işlenmiş gıdaların vücutta yarattığı etkiye benzer şekilde, zihinsel süreçlerde bir “dijital yüklenme” oluşturuyor.

“Her kaydırma hareketiyle alınan anlık haz, beynin yüksek uyarana alışmasına yol açıyor. Bunun sonucunda kitap okumak, rapor yazmak veya uzun süreli sohbetler gibi düşük uyarımlı aktiviteler birey için zorlayıcı ve sıkıcı hale geliyor,” diyen Dr. Bayçın, bu durumun biyolojik DEHB tanısı olmayan bireylerde dahi DEHB benzeri semptomlar oluşturabildiğini belirtiyor.

Kolaylaşan Hayat, Zayıflayan Zihinsel Dayanıklılık

Modern yaşamın sunduğu hız ve anında erişim, psikiyatride “haz erteleme” olarak tanımlanan becerinin giderek körelmesine neden oluyor. Oysa bu beceri, prefrontal korteksin (ön beyin) en temel yürütücü işlevlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Dr. Bayçın, “Bekleme, sabretme ve süreci tolere etme kapasitesinin azalması; özellikle DEHB tanılı bireylerde dürtüselliğin daha belirgin ve kontrol edilmesi güç hale gelmesine yol açıyor” ifadelerini kullanıyor.

Dikkat Dağınıklığı mı, Nöroplastik Değişim mi?

Araştırmalar, uzun süreli ekran maruziyeti ve sürekli bölünen dikkatin, beynin nöroplastisite özelliğini etkilediğini gösteriyor. Sürekli bildirimlerle kesintiye uğrayan bilişsel süreçler, “derin odaklanma” (deep work) kapasitesinin azalmasına neden olabiliyor.

Multitasking’in (çoklu görev) bir verimlilik göstergesi değil, aksine dikkat dağınıklığını kalıcı bir bilişsel alışkanlığa dönüştüren bir illüzyon olduğunu vurgulayan Dr. Bayçın, beynin zamanla tek bir odakta kalmak yerine sürekli yeni uyaran arayan huzursuz bir yapıya evrildiğini belirtiyor.

Uyku ve Hareket: Göz Ardı Edilen Kritik Faktörler

Dikkat süreçlerini etkileyen çevresel faktörler yalnızca ekran kullanımıyla sınırlı değil. Hareketsiz yaşam tarzı ve mavi ışığa maruziyetin bozduğu uyku düzeni, dikkati yöneten nörokimyasal dengeleri olumsuz etkiliyor. Kalitesiz uyku; karar verme, dürtü kontrolü ve sürdürülebilir dikkat üzerinde belirgin bozulmalara yol açabiliyor.

Dijital Çağda Zihni Korumak İçin 3 Kanıta Dayalı Öneri

1. Düşük dopaminli aktiviteleri günlük rutine ekleyin
Günde en az 30–40 dakika boyunca telefondan uzak kalarak kitap okumak, doğada yürüyüş yapmak veya el işi gibi yavaş aktivitelerle meşgul olmak, beynin yüksek uyaran bağımlılığını azaltabilir.

2. Bildirimleri ve çoklu görev alışkanlığını sınırlandırın
Gereksiz uygulama bildirimlerini kapatmak ve aynı anda tek bir işe odaklanmak, dikkat bölünmelerini azaltarak DEHB semptomlarının şiddetlenmesini önleyebilir.

3. Uyku öncesi dijital detoks uygulayın
Uyku saatinden en az bir saat önce ekran kullanımını sonlandırmak, melatonin salınımını destekler ve ertesi gün prefrontal korteks işlevlerini güçlendirir.

Dr. Bayçın sözlerini şu şekilde tamamlıyor:
“Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo yalnızca genetik değil; aynı zamanda çevresel bir dikkat krizidir. Ancak beyin, doğru yaşam tarzı değişiklikleriyle yeniden eğitilebilir. Ekran süresi azaldıkça, hayata ayırabildiğimiz gerçek odak süresi artar. Gerçek yaşam daha yavaştır; fakat zihinsel derinlik ve huzur da bu yavaşlıkta ortaya çıkar.”