📝 Editoryal Not:
Diyabet, dünya genelinde hızla artan en önemli halk sağlığı sorunlarından biri olmaya devam ediyor. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Prof. Dr. Fulya Akın’ın açıklamaları, hem hastalığın güncel yaygınlığını hem de bireylerin yaşam tarzı değişiklikleriyle diyabetin önlenmesi ve kontrol altına alınmasının mümkün olduğunu hatırlatıyor. Bu bülten, sağlık profesyonelleri için diyabetin epidemiyolojik verilerine, klinik etkilerine ve tedavi yaklaşımlarına dair değerli bilgiler sunuyor.

Günümüzde en yaygın kronik hastalıklardan biri olan diyabet, bireylerin yaşam kalitesini ve genel sağlık durumunu ciddi biçimde etkiliyor. Kandaki glikoz düzeyinin artmasıyla idrarın tatlılaştığını fark eden Mısırlıların, milattan önce 1500’lü yıllarda bu hastalığı “tatlı idrar” olarak tanımladığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Fulya Akın, “Yüzyıllardır bilinen bu hastalıkta düzenli takip, sağlıklı beslenme, yeterli fiziksel aktivite, stres kontrolü ve ideal kilonun korunması büyük önem taşıyor. Bu alışkanlıklarla diyabet riskini azaltmak ve hastalığın ilerlemesini önlemek mümkün” dedi.

Diyabetin Küresel Yükü Artıyor

İnsülin direnci, insülin eksikliği veya her iki mekanizmanın birlikte etkisiyle gelişen diyabet, yüksek kan şekeriyle seyreden ve uzun dönemde birçok organı etkileyen bir metabolik hastalık olarak tanımlanıyor. Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) verilerine göre, 2045 yılında dünya genelinde diyabetli birey sayısının 700 milyona ulaşması bekleniyor. Prof. Dr. Akın, “Ülkemizde 20 yaş üzeri her 100 kişiden yaklaşık 15’inin diyabetli olduğu tahmin ediliyor. Türkiye, şu anda Avrupa’da en fazla diyabetli bireye sahip üçüncü ülke konumunda. 2045’te ise dünyada en yüksek diyabetli nüfusa sahip ilk 10 ülke arasında yer alması öngörülüyor” ifadelerini kullandı.

Tip 1 ve Tip 2 Diyabet: Farklı Mekanizmalar, Farklı Yaklaşımlar

Diyabet temelde iki ana tipte inceleniyor. Tip 1 diyabet, genetik yatkınlıkla birlikte çevresel faktörlerin tetiklediği bir otoimmün süreç sonucu pankreasta insülin üretiminin tamamen durmasıyla gelişiyor. Bu nedenle Tip 1 diyabette insülin tedavisi yaşam için zorunludur.
Tip 2 diyabet ise daha çok yaşam tarzı faktörleri, obezite ve fiziksel hareketsizlikle ilişkilidir. Bu durumda vücut insülini üretse de etkili biçimde kullanamaz. Prof. Dr. Akın, “Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, kilo kontrolü ve stres yönetimiyle Tip 2 diyabetin önüne geçmek ve hastalığı kontrol altında tutmak mümkündür” dedi.

Ciddi Komplikasyonlar: Diyabetin Göz Ardı Edilmemesi Gerekiyor

Prof. Dr. Akın, diyabetin trafik kazalarından sonra en sık görülen amputasyon (ayak kesilmesi) nedenlerinden biri olduğuna dikkat çekti: “Bu durum, diyabetin ciddiyetini ortaya koyuyor. Diyabet, böbrek yetmezliğinin en önemli nedenlerinden biridir. Ayrıca kalp-damar hastalığı riskini üç kata kadar artırır; körlük, sinir hasarı ve ciddi dolaşım bozukluklarına da yol açabilir.”
Yaygın belirtiler arasında sık idrara çıkma, aşırı susama, iştah artışı, halsizlik ve ağız kuruluğu bulunuyor. Bu belirtileri yaşayan bireylerin, erken tanı ve düzenli takip için mutlaka bir endokrinoloji uzmanına başvurmaları öneriliyor.