📝 Editoryal Not:
Bu basın bülteni, diz eklemi hastalıklarının erken dönemde tanınmasının ve eklem koruyucu tedavilerin doğru zamanda uygulanmasının, hastaların yaşam kalitesini ve fonksiyonel kapasitesini belirgin şekilde artırdığına dikkat çekmektedir. Ortopedi ve Travmatoloji alanındaki güncel tedavi seçeneklerini kapsamlı ve bilimsel bir dille aktarması, hem sağlık profesyonelleri hem de konuya ilgi duyan okuyucular için değerli bilgiler sunmaktadır.
Diz eklemindeki hasarın erken dönemde fark edilmesi, tedavi başarısını doğrudan etkileyen en önemli faktörlerden biridir. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. İlker Yıldız, uygun hastalarda doğru zamanda uygulanan eklem koruyucu tedavilerin diz fonksiyonlarını belirgin ölçüde iyileştirdiğini, ileri dönemde protez cerrahisi gereksinimini azaltabileceğini veya yıllarca erteleyebileceğini vurguladı.
Diz Kireçlenmesinde Erken Tanı Önemli
İstinye Üniversitesi Liv Hospital Topkapı’dan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. İlker Yıldız, dizlerin günlük yaşamda yüksek yük taşıyan yapılar olduğunu belirterek, diz kireçlenmesinin (osteoartrit) genellikle zamanla gelişen bir süreç olduğunu ifade etti.
“Spor yaralanmaları, mesleki zorlanmalar, travmalar ve yaşa bağlı aşınmalar diz eklemine zarar verebilir. Menisküs, kıkırdak ve bağ dokularındaki hasar ilerledikçe, kıkırdak altı kemikte de bozulma oluşarak kireçlenmeye yol açar” dedi.
Erken Evrede Öncelik Konservatif Yaklaşımlar
Erken evre diz sorunlarında ilk yaklaşımın cerrahi olmadığını belirten Doç. Dr. Yıldız, şu bilgileri aktardı:
“Kilo kontrolü, aktivitelerin düzenlenmesi, aşırı yük bindiren hareketlerden kaçınılması, fizik tedavi ve egzersiz programları ile ilaç ve takviye destekleri ilk tercihlerimizdir.”
Bu yöntemlerle yeterli iyileşme sağlanmadığında ise enjeksiyon uygulamalarının gündeme geldiğini belirten Dr. Yıldız, steroid, hyalüronik asit, kolajen, PRP, eksozom, yağ dokusu veya kemik iliği kaynaklı kök hücre gibi seçeneklerin hastaya göre belirlendiğini ifade etti.
İleri Hasarlarda Eklem Koruyucu Cerrahiler
Konservatif tedavilerin yetersiz kaldığı durumlarda cerrahi seçenekler değerlendirilir.
Dr. Yıldız, “Amacımız eklem fonksiyonlarını korumak ve deformasyonun ilerlemesini engellemektir. Bu nedenle cerrahilerimizin büyük bölümü eklem koruyucu niteliktedir” dedi.
En sık uygulanan yöntem olan artroskopik cerrahide, 1 cm’den küçük kesilerle ekleme girilerek menisküs, kıkırdak ve bağ yapılarının yüksek çözünürlükte incelendiğini ve gerekli onarımların yapıldığını ifade etti.
Modern Onarım Teknikleri Etkili Sonuçlar Sunuyor
• Menisküs yırtıklarında öncelik tamirdir.
• Onarılamayan durumlarda sentetik greftler, otogreft veya kadavra dokuları kullanılabilir.
• Kıkırdak hasarlarında mikro-kırık, nano-kırık, mozaikplasti, sentetik membran uygulamaları veya kültüre edilerek çoğaltılmış kıkırdak hücrelerinin yerleştirilmesi tercih edilebilir.
• Bağ yaralanmalarında yapılan tamirler dizin stabilitesini yeniden kazandırarak ileride oluşabilecek deformasyonları engeller.
Bacak Eksen Bozuklukları Kireçlenmeyi Hızlandırır
Bacak eksenindeki bozulmanın dizin belirli bölümlerine aşırı yük bindirdiğini belirten Doç. Dr. Yıldız, bu durumun eklem yüzeyinde orantısız aşınmaya yol açtığını ifade etti.
Zamanında uygulanan osteotomi ameliyatlarının eklem hasarının ilerlemesini etkin bir şekilde yavaşlatabileceğini belirten Yıldız, bu ameliyatların uyluk veya kaval kemiği üzerinden 5–10 cm’lik kesilerle gerçekleştirildiğini söyledi.
Protez Cerrahisi İhtiyacı Ertelenebilir
Eklem hasarının erken fark edilmesinin tedavi sürecinin başarısını artırdığını vurgulayan Doç. Dr. İlker Yıldız, “Uygun hastada doğru zamanda yapılan eklem koruyucu tedaviler diz fonksiyonlarını belirgin şekilde iyileştirir, ileri kireçlenme durumlarında protez cerrahisi ihtiyacını azaltır veya erteleyebilir” dedi.
Hastaların şikâyetleri geciktirmeden uzman desteği alması gerektiğini hatırlatan Yıldız, yaşam tarzı düzenlemelerinin uzun dönem eklem sağlığı için kritik olduğunu belirtti.
