📝 Editoryal Not:

Glokom, dünyada geri dönüşümsüz görme kaybının önde gelen nedenlerinden biri olmaya devam ederken, tedavi alanındaki teknolojik gelişmeler hasta güvenliği ve cerrahi başarının artırılması açısından önem taşıyor. Bu haber, glokom cerrahisinde kullanılmaya başlanan yeni bir femtosaniye lazer tekniğini tanıtırken, yöntemin mevcut tedavilere göre potansiyel avantajlarını ve mevcut bilimsel kanıt düzeyini dengeli şekilde değerlendiriyor. Özellikle sağlık profesyonelleri açısından, yeni teknolojilerin rutin uygulamaya geçiş sürecinde klinik etkinlik ve uzun dönem sonuçlarının yakından izlenmesi gerektiğini hatırlatıyor.

Femtosaniye lazer destekli yeni yöntem glokom cerrahisine alternatif oluşturabilir

Glokom, dünya genelinde yaklaşık 80 milyon kişiyi etkileyen ve geri dönüşümsüz körlüğün en sık nedenlerinden biri olan kronik, ilerleyici bir optik nöropatidir. Uluslararası projeksiyonlar, 2040 yılına kadar glokomlu birey sayısının 112 milyona ulaşabileceğini öngörmektedir.

Dünyagöz Etiler Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ümit Aykan, hastalığın uzun süre belirti vermeden ilerleyebildiğini ve erken tanı ile uygun tedavinin kalıcı görme kaybını önlemede kritik önem taşıdığını belirtti.

Glokom tedavisinde temel hedef göz içi basıncını düşürmek

Prof. Dr. Aykan, günümüzde glokom tedavisinde etkinliği bilimsel olarak kanıtlanmış temel yaklaşımın göz içi basıncının (GİB) düşürülmesi olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bugün için glokomda etkinliği kanıtlanmış temel tedavi yaklaşımı göz içi basıncının düşürülmesidir. Bu sayede optik sinir hasarının ve görme alanı kaybının ilerlemesi yavaşlatılabilir.”

Glokom tedavisinde ilk basamak genellikle ilaç tedavisidir. Gerektiğinde lazer uygulamaları, minimal invaziv glokom cerrahileri (MIGS) ve ileri olgularda trabekülektomi veya tüp implantasyonu gibi filtrasyon cerrahileri uygulanabilmektedir.

FLIGHT tekniği nedir?

Glokom cerrahisinde geliştirilen yeni yöntemlerden biri olan Femtosecond Laser Image-Guided High-Precision Trabeculotomy (FLIGHT) tekniği, 2025 yılında düzenlenen ESCRS (European Society of Cataract and Refractive Surgeons) Kongresi’nde tanıtıldı.

Bu yöntemde ön segment görüntüleme sistemleri eşliğinde femtosaniye lazer kullanılarak trabeküler ağ üzerinde mikroskobik kanallar oluşturuluyor. Böylece göz içindeki aköz hümörün doğal dışa akımının artırılması ve göz içi basıncının düşürülmesi hedefleniyor.

Yöntemin öne çıkan özellikleri

FLIGHT tekniğinin potansiyel avantajları arasında;

  • Kesi gerektirmemesi,
  • İmplant kullanılmaması,
  • Görüntü kılavuzlu yüksek hassasiyetli lazer uygulaması,
  • Çevre dokularda minimal travma oluşturması,
  • Daha kısa iyileşme süreci,
  • Hasta konforunun artırılması

yer alıyor.

Prof. Dr. Aykan, yöntemin İngiltere ve Almanya’nın ardından Türkiye’de de uygulanmaya başlandığını belirtti.

Femtosaniye lazer teknolojisi nasıl çalışıyor?

FLIGHT tekniğinin temelini oluşturan femtosaniye lazer teknolojisi, saniyenin katrilyonda biri (10⁻¹⁵ saniye) düzeyindeki ultrakısa lazer atımlarıyla hedef dokuda mikron hassasiyetinde işlem yapılmasına olanak sağlıyor.

Bu teknoloji sayesinde çevre dokularda termal hasarın en aza indirilmesi ve cerrahi işlemin daha kontrollü gerçekleştirilmesi amaçlanıyor.

Femtosaniye lazerler günümüzde;

  • Femto-LASIK gibi refraktif cerrahilerde,
  • Katarakt cerrahisinde,
  • Kornea cerrahilerinde,
  • Çeşitli ön segment cerrahilerinde

yaygın olarak kullanılmaktadır.

İlk klinik sonuçlar umut verici, ancak uzun dönem veriler bekleniyor

ESCRS 2025 Kongresi’nde paylaşılan ilk klinik sonuçlara göre FLIGHT tekniği ile göz içi basıncında anlamlı düşüşler elde edildiği ve cerrahi travmanın düşük düzeyde olduğu bildirildi.

Prof. Dr. Ümit Aykan, yöntemin glokom cerrahisinde daha güvenli ve daha konforlu uygulamalara katkı sağlayabileceğini belirterek şunları söyledi:

“İmplant gerektirmeyen ve kesisiz uygulanabilen FLIGHT tekniği, glokom cerrahisinde yeni bir yaklaşım sunuyor. İlk klinik bulgular umut verici olmakla birlikte, yöntemin uzun dönem etkinliği ve güvenliğini ortaya koyacak daha geniş hasta gruplarında yapılacak çalışmalar önemini koruyor.”

Uzmanlar ne öneriyor?

Glokom, erken evrede belirti vermeyebildiği için özellikle risk grubundaki bireylerin düzenli göz muayenesinden geçmesi büyük önem taşıyor.

Aşağıdaki kişilerde düzenli glokom taraması önerilmektedir:

  • 40 yaş ve üzerindekiler,
  • Ailesinde glokom öyküsü bulunanlar,
  • Diyabet ve hipertansiyon hastaları,
  • Uzun süre kortizon kullanan bireyler,
  • Yüksek göz içi basıncı saptanan kişiler.

Erken tanı ve uygun tedavi, glokoma bağlı geri dönüşümsüz görme kaybının önlenmesinde en etkili yaklaşımdır.