📝 Editoryal Not

Torakoabdominal aort anevrizması (TAAA), rüptür geliştiğinde mortalitesi son derece yüksek olan, erken tanı ve uygun merkezlerde multidisipliner yaklaşımla tedavi edilmesi gereken kompleks bir damar hastalığıdır. Son yıllarda gelişen fenestrasyonlu ve dallı endovasküler (FEVAR/BEVAR) teknikler, seçilmiş hastalarda açık cerrahiye alternatif olarak daha düşük perioperatif morbidite ve daha hızlı iyileşme olanağı sunmaktadır. Bu olgu, yüksek cerrahi risk taşıyan bir hastada ileri endovasküler tedavinin başarıyla uygulanmasını ve hasta odaklı, kişiselleştirilmiş tedavi planlamasının önemini ortaya koymaktadır.

Memorial Göztepe Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi ekibi, açık cerrahi açısından yüksek risk taşıyan 67 yaşındaki torakoabdominal aort anevrizması (TAAA) hastasını, tamamen endovasküler (kapalı) yöntemle başarıyla tedavi etti. Kasık bölgesinden gerçekleştirilen minimal invaziv girişimde hastaya özel planlama yapılarak farklı çap ve özelliklerde sekiz stent kullanıldı. Operasyon sırasında böbreği besleyen doğumsal damar varyasyonu korunurken, anevrizmanın başarılı şekilde dışlanması sağlandı.

Açık Cerrahi İçin Yüksek Risk Taşıyordu

KOAH nedeniyle açık cerrahi açısından yüksek riskli olarak değerlendirilen Murat Özgür, yaklaşık bir yıl boyunca farklı sağlık merkezlerine başvurdu. Memorial Göztepe Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nde Prof. Dr. Mehmet Altuğ Tunçer ve Op. Dr. Hidayet Demir tarafından yapılan ayrıntılı değerlendirme sonucunda hastanın ileri endovasküler yöntemle tedavi edilmesine karar verildi.

Kasık bölgesinden yapılan küçük kesiler aracılığıyla gerçekleştirilen işlemde farklı segmentlerde sekiz stent kullanılarak torakoabdominal aort anevrizması tamamen kapalı yöntemle onarıldı.

Hasta: “Şimdi Günlük Yaşamıma Dönebildim”

Yaşadığı süreci anlatan Murat Özgür, göğsünde ani başlayan şiddetli ağrı nedeniyle hastaneye başvurduğunu belirterek, uzun süre farklı merkezlerde tedavi arayışında bulunduğunu söyledi.

Başarılı operasyonun ardından günlük yaşamına yeniden dönebildiğini ifade eden Özgür, tek başına yürüyebildiğini ve yaşam kalitesinin belirgin şekilde arttığını dile getirdi.

Hastanın oğlu Mert Özgür ise uzun süre açık cerrahinin yüksek riskli olduğu yönünde görüş aldıklarını belirterek, uygulanan kapalı tedavi sonrasında babasının böbrek fonksiyonlarının korunduğunu ve sağlıklı şekilde günlük yaşamını sürdürebildiğini ifade etti.

Torakoabdominal Aort Anevrizması Sessiz İlerleyebilir

Operasyonu gerçekleştiren Prof. Dr. Mehmet Altuğ Tunçer, torakoabdominal aort anevrizmasının damar cerrahisinin en kompleks hastalıklarından biri olduğunu belirterek, hastalığın çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini söyledi.

“Aort anevrizmaları uzun süre asemptomatik seyredebilir. Anevrizma belirli bir çapa ulaştığında rüptür (damar yırtılması) veya aort diseksiyonu gelişme riski belirgin şekilde artar. Bu komplikasyonlar acil müdahale gerektiren ve yüksek mortaliteye sahip klinik tablolardır.”

Anevrizma Çapı 12 Santimetreye Ulaşmıştı

Prof. Dr. Tunçer, hastanın başvurduğunda aort çapının yaklaşık 12 santimetreye ulaştığını belirterek şunları söyledi:

“Hastamız ileri evredeydi. Ayrıntılı görüntüleme ve üç boyutlu planlamanın ardından endovasküler tedavinin uygulanabileceğine karar verdik. Ana stent kasık bölgesinden yerleştirildi. Bağırsak, karaciğer ve böbrek arterleri özel dallı bağlantılarla korunarak tüm işlem kapalı yöntemle tamamlandı.”

Hasta operasyon sonrası beşinci günde taburcu edildi.

Endovasküler Tedavi Seçilmiş Hastalarda Önemli Avantajlar Sunuyor

Op. Dr. Hidayet Demir, torakoabdominal aort anevrizmalarında fenestrasyonlu ve dallı endovasküler tekniklerin son yıllarda giderek yaygınlaştığını belirtti.

“Hasta özelinde yapılan ayrıntılı anatomik analizler ve üç boyutlu planlama sayesinde kapalı yöntem uygulanabildi. Bu yaklaşım uygun hastalarda hastanede kalış süresini kısaltırken, açık cerrahiye kıyasla solunum sistemi komplikasyonları, bağırsak komplikasyonları ve iyileşme süresi açısından önemli avantajlar sağlayabilmektedir.”

Uzmanlar, tedavi yönteminin her hasta için bireysel olarak değerlendirilmesi gerektiğini ve açık cerrahi ile endovasküler yaklaşım arasında karar verilirken hastanın anatomik yapısı, eşlik eden hastalıkları ve cerrahi riskinin dikkate alınmasının önem taşıdığını vurguluyor.

Tedavi Sonrası Yaşam Boyu Takip Gerekiyor

Op. Dr. Demir, başarılı tedavinin ardından hastaların düzenli görüntüleme ve klinik takiplerinin yaşam boyu sürdürülmesi gerektiğini belirtti.

Aort anevrizması gelişiminde en önemli risk faktörleri arasında;

  • Sigara kullanımı
  • Hipertansiyon
  • İleri yaş
  • Ateroskleroz
  • Genetik yatkınlık ve bağ dokusu hastalıkları
  • Erkek cinsiyet

yer alıyor.

Tedavi sonrasında ise kan basıncının kontrol altında tutulması, sigaranın bırakılması, kardiyovasküler risk faktörlerinin yönetilmesi ve düzenli görüntüleme kontrollerinin aksatılmaması öneriliyor.