📝 Editoryal Not:
İnsülin direnci çoğu zaman belirgin bir yakınma oluşturmadan ilerleyebildiği için, halkın fark edebileceği olası bulgular üzerinden farkındalık oluşturulması klinik açıdan değerlidir. Ancak bel çevresi artışı, sık acıkma, yemek sonrası uyku hali ve tatlı isteği insülin direncine özgü tanısal belirtiler değildir. Buna karşılık akantozis nigrikans (ciltte koyulaşma ve kalınlaşma), abdominal obezite, hipertansiyon ve yüksek trigliserid/düşük HDL gibi bulgular insülin direnci ve prediyabet açısından daha anlamlı risk göstergeleri arasında yer alır. Güncel ADA önerileri, risk değerlendirmesinin klinik özelliklerle birlikte yapılmasını ve prediyabet/tip 2 diyabet taramasında HbA1c, açlık plazma glukozu veya gerektiğinde 75 g OGTT kullanılmasını önermektedir.
Bel çevresinde genişleme, sık acıkma, yemeklerden sonra belirgin uyku hali ve ciltte koyulaşma gibi bulgular insülin direnci açısından değerlendirme gerektirebilir
İnsülin direnci, başta kas, yağ ve karaciğer hücreleri olmak üzere dokuların insüline verdiği yanıtın azalması durumudur. Fazla kilo ve özellikle karın bölgesinde yağlanma, fiziksel hareketsizlik ve ailede tip 2 diyabet öyküsü gibi faktörler insülin direnci ve prediyabet riskini artırabilir.
Acıbadem International Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Emrah Turunç, insülin direncinin uzun süre herhangi bir belirti vermeden seyredebildiğine dikkat çekerek, “Bel çevresinde genişleme, sık acıkma, yemeklerden sonra belirgin uyku hali veya boyun ve koltuk altlarında cilt koyulaşması gibi bazı bulgular dikkate alınabilir. Ancak bunların hiçbiri tek başına insülin direnci tanısı koydurmaz. Kişinin metabolik riskleri ve gerekli laboratuvar testleri birlikte değerlendirilmelidir” diyor.
Dr. Turunç, insülin direnci açısından dikkat edilmesi gereken 6 bulguyu anlattı, önemli uyarı ve önerilerde bulundu.
1. Bel çevreniz genişliyorsa
Özellikle karın ve iç organlar çevresinde yağlanma, insülin direnci ve metabolik risk açısından önem taşıyabilir. Bel çevresindeki artışa fazla kilo, fiziksel hareketsizlik veya ailede tip 2 diyabet öyküsü gibi risk faktörlerinin eşlik etmesi durumunda kan şekeri metabolizmasının değerlendirilmesi uygun olabilir.
Ancak bel çevresindeki genişleme tek başına insülin direnci tanısı anlamına gelmez. Kişinin kilosu, kan basıncı, kan şekeri ve kan lipidleri gibi diğer metabolik göstergeleriyle birlikte değerlendirilmesi gerekir.
2. Yemekten kısa süre sonra yeniden acıkıyorsanız
Bazı kişiler öğünlerden kısa süre sonra yeniden acıktıklarını veya gün içerisinde daha sık yemek yeme ihtiyacı duyduklarını ifade edebilir. Ancak sık acıkma insülin direncine özgü bir belirti değildir. Öğünün içeriği, yetersiz protein ve lif tüketimi, düzensiz beslenme, uyku sorunları ve stres gibi birçok faktör de iştahı etkileyebilir.
Bu nedenle sürekli açlık hissi; kilo artışı, bel çevresinde genişleme veya diğer metabolik risk faktörleriyle birlikte değerlendirilmelidir.
3. Yemeklerden sonra belirgin uyku hali yaşıyorsanız
Yemek sonrasında hafif rehavet normal olabilir. Özellikle büyük ve enerji içeriği yüksek öğünlerin ardından bu durum daha belirgin hissedilebilir.
Bununla birlikte her öğünden sonra belirgin halsizlik, uyku hali ve enerji düşüklüğü yaşanması; kilo artışı, fiziksel hareketsizlik veya kan şekeri metabolizmasında bozulma gibi başka risk faktörleriyle birlikte değerlendirilebilir. Yemek sonrası uyku hali tek başına insülin direncini göstermez.
4. Tatlı ve karbonhidratlı yiyeceklere yoğun istek duyuyorsanız
Tatlı veya karbonhidratlı yiyeceklere yönelik yoğun istek bazı kişiler tarafından insülin direnciyle ilişkilendirilse de bu durum insülin direncine özgü bir bulgu değildir.
Uzun süre aç kalmak, düzensiz beslenmek, yetersiz uyumak ve stres de tatlı tüketme isteğini artırabilir. Bu nedenle yoğun tatlı isteği; kilo artışı, bel çevresinde genişleme ve diğer metabolik risk faktörleriyle birlikte ele alınmalıdır.
5. Boyun ve koltuk altlarınızda cilt koyulaşması varsa
Boyun, koltuk altı veya kasık bölgesinde cildin koyulaşması, kalınlaşması ve kadifemsi bir görünüm kazanması akantozis nigrikans olarak adlandırılır.
Akantozis nigrikans, özellikle fazla kilo veya obezitesi bulunan kişilerde insülin direnciyle ilişkili olabilen önemli bir klinik bulgudur. Bu tür bir cilt değişikliği fark edildiğinde kan şekeri metabolizması ve eşlik eden metabolik risklerin değerlendirilmesi uygun olabilir. Bununla birlikte ciltteki koyulaşmanın farklı nedenleri de bulunabileceğinden kesin değerlendirme hekim tarafından yapılmalıdır.
6. Kan yağlarınızda bozulma varsa
İnsülin direnci ve prediyabet yalnızca kan şekeri açısından değerlendirilmemelidir. Yüksek trigliserid, düşük HDL kolesterol, yüksek tansiyon ve abdominal yağlanma gibi metabolik risk göstergeleri bir arada görülebilir. Güncel ADA önerileri de bu bulguları prediyabet ve tip 2 diyabet açısından risk değerlendirmesinde dikkate almaktadır.
Dr. Emrah Turunç, “Kilonuzun, bel çevrenizin, tansiyonunuzun, kan şekerinizin ve kan yağlarınızın bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekir. Birden fazla risk faktörünün aynı anda bulunması, metabolik açıdan daha ayrıntılı değerlendirme yapılmasını gerektirebilir” diyor.
İnsülin direnci nasıl değerlendirilir?
İnsülin direncinden yalnızca belirtilere bakılarak tanı konulmaz. Hekim; kişinin yaşı, kilosu, bel çevresi, kan basıncı, aile öyküsü, fiziksel aktivite düzeyi ve eşlik eden hastalıklarını değerlendirerek gerekli testleri planlar.
Prediyabet ve tip 2 diyabet taramasında HbA1c, açlık plazma glukozu ve 75 gram oral glukoz tolerans testi (OGTT) uygun testler arasında yer alır. ADA 2026 kriterlerine göre prediyabet; HbA1c’nin %5,7–6,4, açlık plazma glukozunun 100–125 mg/dL veya 75 g OGTT’nin 2. saat glukozunun 140–199 mg/dL olmasıyla tanımlanır.
İnsülin direnci veya prediyabet riski taşıyan kişilerin erken değerlendirilmesi; beslenme, fiziksel aktivite, kilo yönetimi ve gerektiğinde tıbbi tedavinin kişiye özel planlanmasına olanak sağlayabilir. Prediyabetin belirlenmesi, ileride gelişebilecek tip 2 diyabet ve kardiyometabolik komplikasyonlar açısından risk azaltıcı yaklaşımların zamanında uygulanmasına yardımcı olabilir.
