📝 Editoryal Not:
“Maladaptive Daydreaming” (Uyumsuz Hayal Kurma), son yıllarda psikoloji literatüründe giderek daha fazla araştırılan bir kavram olmasına karşın, günümüzde DSM-5-TR veya ICD-11’de bağımsız bir psikiyatrik tanı olarak yer almamaktadır. Bununla birlikte, yoğun ve kontrol edilmesi güç hayal kurmanın bireyin akademik, mesleki ve sosyal işlevselliğini bozabildiğine ilişkin bilimsel bulgular giderek artmaktadır. Bu içerik, normal hayal kurma ile işlevselliği bozan uyumsuz hayal kurma davranışı arasındaki farkları bilimsel çerçevede ele alırken, tanı ve tedavi sürecinin mutlaka ruh sağlığı uzmanları tarafından değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
Yoğun ve kontrol edilmesi güç hayal kurma davranışı, günlük yaşamı ve psikososyal işlevselliği olumsuz etkileyebilir.
Hayal kurmak, yaratıcılık, problem çözme ve duygusal düzenleme açısından sağlıklı bir zihinsel süreç olarak kabul edilir. Ancak hayal kurmanın kişinin günlük yaşamının önüne geçmesi, uzun saatler sürmesi ve kontrol edilememesi durumunda “Maladaptive Daydreaming” (Uyumsuz Hayal Kurma) olarak adlandırılan bir davranış örüntüsünden söz edilebilmektedir.
Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Jülide Unutmaz, uyumsuz hayal kurmanın sıradan hayal kurmadan farklı olarak kişinin eğitim, iş ve sosyal yaşamını olumsuz etkileyebildiğini belirtiyor.
“Hayal kurmak doğal ve sağlıklı bir zihinsel süreçtir. Ancak kişi saatlerini yoğun hayal dünyasında geçiriyor, günlük sorumluluklarını yerine getirmekte zorlanıyor ve gerçek yaşam ikinci planda kalıyorsa profesyonel değerlendirme gerekebilir.”
Maladaptive Daydreaming nedir?
Maladaptive Daydreaming, kişinin yoğun, ayrıntılı, uzun süreli ve kontrol etmekte zorlandığı hayal senaryolarına dalmasıyla karakterize edilen bir davranış örüntüsüdür.
Bu durumdaki bireyler çoğu zaman kurgusal karakterler, ayrıntılı hikâyeler ve tekrar eden senaryolar oluşturabilir; hayal dünyasında uzun zaman geçirirken gerçek yaşam aktivitelerini erteleyebilir.
Her ne kadar bilimsel araştırmalar hızla artsa da Maladaptive Daydreaming günümüzde DSM-5-TR ve ICD-11’de bağımsız bir ruhsal bozukluk olarak sınıflandırılmamaktadır.
Kimlerde daha sık görülebilir?
Araştırmalar, aşağıdaki durumların uyumsuz hayal kurma davranışıyla ilişkili olabileceğini göstermektedir:
- Travmatik yaşam olayları
- Çocukluk çağı duygusal ihmali
- Yalnızlık
- Yoğun stres
- Anksiyete belirtileri
- Depresif belirtiler
- Gerçek yaşamda karşılanamayan psikolojik ihtiyaçlar
Bazı bireylerde yoğun hayal kurma, duygusal sıkıntılarla baş etmeye yönelik bir baş etme mekanizması olarak gelişebilmektedir.
Hangi belirtiler görülebilir?
Uyumsuz hayal kurmada sık bildirilen belirtiler şunlardır:
- Saatler süren ayrıntılı hayal senaryoları
- Hayal kurmayı tetikleyen müzik, yürüyüş veya ritmik hareketler geliştirme
- İşe, derse veya günlük yaşama odaklanmada güçlük
- Hayal kurmayı durduramama veya kontrol edememe
- Günlük sorumlulukları erteleme
- Gerçek yaşam yerine hayal dünyasını tercih etme
- Zamanın nasıl geçtiğini fark etmeme
- Sosyal ilişkilerden uzaklaşma
- Hayal kurma bölündüğünde huzursuzluk hissetme
Başka psikolojik durumlarla karışabilir
Uzman Klinik Psikolog Jülide Unutmaz, uyumsuz hayal kurmanın tek başına değerlendirilmemesi gerektiğini belirtiyor.
Benzer belirtiler;
- Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)
- Obsesif-kompulsif belirtiler
- Depresyon
- Dissosiyatif belirtiler
- Anksiyete bozuklukları
gibi farklı ruhsal durumlarla birlikte görülebilir veya onlarla karıştırılabilir.
Bu nedenle doğru değerlendirme için ayrıntılı klinik görüşme önem taşımaktadır.
Ne zaman profesyonel destek alınmalı?
Aşağıdaki durumlarda bir ruh sağlığı uzmanına başvurulması önerilir:
- Hayal kurma günlük yaşamı belirgin şekilde aksatıyorsa
- Eğitim veya iş performansı düşmeye başladıysa
- Sosyal ilişkiler olumsuz etkileniyorsa
- Kişi hayal kurmayı kontrol edemediğini düşünüyorsa
- Yoğun hayal kurma psikolojik sıkıntıya neden oluyorsa
Baş etmede hangi yöntemler yardımcı olabilir?
Uzmanlara göre tedavi kişiye özgü planlanmalıdır.
Psikoterapi sürecinde;
- Hayal kurmayı tetikleyen durumların belirlenmesi,
- Sağlıklı baş etme becerilerinin geliştirilmesi,
- Günlük yaşam rutinlerinin yapılandırılması,
- Farkındalık (mindfulness) uygulamaları,
- Düzenli fiziksel aktivite,
- Sosyal ilişkilerin güçlendirilmesi
işlevselliğin artırılmasına katkı sağlayabilir.
