📝 Editoryal Not:
Bu basın bülteni, menopozun yalnızca biyolojik bir dönem olmadığını; aynı zamanda kadının psikolojik, duygusal ve sosyal boyutlarıyla yeniden yapılanma süreci olduğunu vurgulayan kapsamlı bir değerlendirme sunmaktadır. Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva’nın bilimsel açıklamaları, menopozun bir “kayıp” değil, bir dönüşüm dönemi olarak görülmesi gerektiğini ortaya koyarak hem sağlık profesyonellerine hem de kadınlara önemli bir bakış açısı kazandırmaktadır.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, menopozun kadın hayatında önemli bir fizyolojik ve psikolojik dönüm noktası olduğunu belirterek, bu sürecin doğru yönetildiğinde kadının kendini yeniden keşfetmesi için bir fırsata dönüşebileceğini ifade etti. Toplumdaki önyargıların aksine menopozun kadını değiştirmediğini, değişen temel unsurun biyolojik ritim olduğunu vurguladı.
Menopoz: Fizyolojik Bir Dönüşümün Başlangıcı
Menopozun, overlerdeki (yumurtalıklardaki) folikül rezervinin tükenmesiyle ortaya çıkan doğal bir fizyolojik süreç olduğunu belirten Dr. Hajiyeva, menopoz tanısının 12 ay boyunca adet görülmemesiyle konduğunu aktardı. Genellikle 45–55 yaş arasında görülen menopozun zamanlamasını genetik faktörlerin önemli ölçüde belirlediğini; sigara kullanımı, otoimmün hastalıklar ve yaşam tarzı gibi etkenlerin de süreci etkileyebildiğini söyledi.
Bu dönemde FSH seviyelerinin yükselmesi ile östrojen ve progesteron düzeylerinin azalmasının belirleyici olduğunu ifade eden Dr. Hajiyeva, östrojenin yalnızca üremeyle değil, aynı zamanda duygusal düzenleme ve nöromodülasyonla da ilişkili olduğunu vurguladı.
Biyolojik Ritmin Değişmesi Kadının Psikolojisini Etkiliyor
Östrojenin azalması ile duyguları yöneten limbik sistemde aktivasyon artışı yaşanırken, karar verme ve duygu kontrolünde önemli rol oynayan prefrontal korteksin düzenleme kapasitesinin azaldığını belirten Dr. Hajiyeva, bu durumun kadınlarda tahammülsüzlük, öfke artışı, ani tepkiler ve duygusal dalgalanmalar şeklinde ortaya çıkabildiğini söyledi.
Serotonin ve GABA gibi nörotransmitterlerdeki dalgalanmaların anksiyete, umutsuzluk, isteksizlik ve dikkat güçlüğü gibi belirtileri tetiklediğini, bilişsel fonksiyonlarda da dalgalanmalar görülebileceğini ekledi.
Aile Dinamiklerinde Değişim: İletişim En Önemli Anahtar
Menopoz sürecinin aile içi iletişimi de etkileyebileceğini belirten Hajiyeva, kadının artan reaktivitesinin eşlerde şaşkınlık yaratabileceğini ifade etti. Vajinal kuruluk, cinsel isteksizlik ve ağrılı birliktelik gibi fizyolojik değişikliklerin ise yanlış anlaşılmamalı olduğunu; bu durumların eşle ilgili duygulardan değil, tamamen biyolojik süreçten kaynaklandığını belirtmenin önemli olduğunu vurguladı.
Duygusal Dalgalanmalara Karşı Pratik Çözümler
Hajiyeva, bu süreçte öfke kontrolü için “90 Saniye Kuralı”nın etkili olduğunu belirtti. Limbik sistemdeki duygusal patlamanın yaklaşık 90 saniye sürdüğünü, bu nedenle öfke anında hemen tepki vermek yerine derin nefes almak, kısa bir ara vermek ya da 1’den 90’a kadar saymak gibi tekniklerin kişiyi regüle ettiğini aktardı.
Nefes egzersizlerinin de parasempatik sistemi aktive ederek duygusal dengeyi güçlendirdiğini belirten Hajiyeva, 4-7-8 nefes tekniğinin duygusal rahatlama için etkili olduğunu ifade etti.
Uyku Bozuklukları Menopozun En Yaygın Şikayetleri Arasında
Östrojenin azalmasıyla melatonin dengesinin bozulduğunu, gece terlemeleri ve sıcak basmalarının uyku bölünmelerine yol açtığını belirten Dr. Hajiyeva, uyku hijyenine özen göstermenin bu dönemde kritik olduğunu söyledi. Menopoz sürecinin premenopozdan postmenopoza kadar ortalama 4–7 yıl, bazı kadınlarda ise 10–15 yıla kadar uzayabileceğini ifade etti.
Mindfulness ve Psikoterapi ile Destek Mümkün
Bu uzun dönemi sağlıklı yönetmek için yaşam tarzı düzenlemeleri, hobiler ve ilgi alanlarının yeniden şekillendirilmesinin önemli olduğunu ifade eden Dr. Hajiyeva, gerektiğinde profesyonel psikiyatrik destek, bilişsel davranışçı terapi (BDT), pozitif psikoterapi, mindfulness ve ilaç tedavilerinin uygulanabileceğini belirtti.
