📝 Editoryal Not:
Bu basın bülteni, özellikle kış aylarında artış gösteren osteoporoza (kemik erimesine) bağlı omurga kırıklarına dikkat çekerek, çoğu zaman hafife alınan küçük düşme ve tökezlemelerin ileri yaş bireylerde ciddi sonuçlara yol açabileceğini vurgulamaktadır. İçerik; erken tanının, uygun tedavi yaklaşımının ve güncel minimal invaziv cerrahi tekniklerin hasta yaşam kalitesi üzerindeki belirleyici rolünü bilimsel ve klinik bir çerçevede ele alarak sağlık profesyonelleri ve toplum için önemli bir farkındalık sağlamaktadır.
Sedanter yaşam tarzının yaygınlaşması, yaşla birlikte kas ve kemik kütlesinde azalma ve özellikle menopoz sonrası hızlanan osteoporoz süreci, 60 yaş üzerindeki bireylerde omurga kırıklarını önemli bir halk sağlığı sorunu haline getirmektedir. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Ali Erhan Kayalar, kış aylarında bu kırıkların görülme sıklığının belirgin şekilde arttığına dikkat çekerek önemli klinik uyarılarda bulundu.
“Düşme Bile Sayılmaz” Denilen Travmalar Risk Taşıyor
Doç. Dr. Kayalar’a göre, kemik erimesi bulunan bireylerde sandalyeden kayma, düz zeminde tökezleme veya hafif bir düşme bile omurga kırığına neden olabilmektedir. Özellikle menopoz sonrası kadınlarda kemik mineral yoğunluğunun azalması, küçük travmaları ciddi kırıklara dönüştürebilmektedir. Bu kırıklar çoğu zaman ani başlayan ve istirahatle geçmeyen bel veya sırt ağrısı ile kendini göstermektedir.
Kas Gücü Omurganın Doğal Koruyucusudur
Sağlıklı bir omurganın yalnızca kemik kalitesine değil, çevresindeki kas yapısının gücüne de bağlı olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Kayalar, hareketsiz yaşam tarzının bel ve sırt kaslarını zayıflatarak omurgayı savunmasız hale getirdiğini ifade ediyor. Özellikle diz ve kalça ağrıları nedeniyle hareket kabiliyeti azalan yaşlı bireylerde, kas kaybının omurga kırığı riskini daha da artırdığı belirtiliyor.
Kış Aylarında Sakrum (Kuyruk Sokumu) Kırıkları Artıyor
Karlı, buzlu ve kaygan zeminlerin etkisiyle kış aylarında popo üzerine düşmeye bağlı sakrum (kuyruk sokumu) kırıkları daha sık görülmektedir. Bu kırıklar, uzun süreli oturma ağrısı ve yaşam kalitesinde ciddi düşüşe yol açabilmektedir. Doç. Dr. Kayalar, ilaç ve istirahatle geçmeyen olgularda minimal invaziv cerrahi yöntemlerle başarılı sonuçlar elde edilebildiğini ve hastaların yıllarca oturma simidi kullanmak zorunda kalmadığını belirtiyor.
“Geçer” Demeyin, Mutlaka Uzman Değerlendirmesi Yapılsın
İstirahate rağmen geçmeyen bel, sırt veya kuyruk sokumu ağrılarında mutlaka hekime başvurulması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Kayalar, tedavinin kırığın tipine ve hastanın genel durumuna göre planlandığını söylüyor. İlaç tedavisine yanıt alınamayan durumlarda girişimsel ağrı tedavileri veya cerrahi seçenekler gündeme gelebilmektedir.
Omurga Kırıklarında Kapalı ve Konforlu Tedavi Dönemi
Güncel tıbbi teknolojiler sayesinde omurga kırıklarının tedavisinde artık çoğu hastada açık cerrahiye gerek kalmadığını belirten Doç. Dr. Kayalar, vertebroplasti ve kifoplasti yöntemlerini şu sözlerle açıklıyor:
“Kırık omur içine özel bir çimento benzeri dolgu maddesi uyguluyoruz. Eğer kemikte çökme varsa, önce kemiği yükseltip ardından dolguyu yapıyoruz. İşlem genel anestezi yerine sedasyon altında yaklaşık bir saat sürüyor. Hastalar iki saat sonra yürüyebiliyor ve genellikle aynı gün ya da ertesi gün taburcu ediliyor.”
