📝 Editoryal Not:
Bu basın bülteni, toplumda sık görülen ancak çoğu zaman yanlış yorumlanan panik atakların fizyolojik temellerini bilimsel bir çerçevede ele almaktadır. Panik atağın tehlikeli bir durum olmadığı, aksine vücudun hayatta kalmaya yönelik doğal bir yanıtı olduğu bilgisi; yanlış inanışların azaltılması, damgalamanın önlenmesi ve doğru baş etme yöntemlerinin yaygınlaştırılması açısından önemli katkı sunmaktadır. Sağlık profesyonelleri ve danışanlar için eğitici nitelikte bir içerik sunar.

Panik bozukluğun halk arasında “panik atak” olarak bilinen ani ve yoğun kaygı nöbetleriyle seyreden bir anksiyete bozukluğu olduğunu belirten uzmanlar, bu süreçte yaşanan çarpıntı, nefes darlığı ve titreme gibi belirtilerin vücudun tehlike algısına verdiği doğal ve fizyolojik tepkiler olduğunu vurguluyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Emine Yağmur Zorbozan, panik atağın ortaya çıkma mekanizmasını ve bu durumun sanıldığı gibi tehlikeli olmadığını bilimsel verilerle açıklıyor.

Panik Atakta Vücutta Neler Oluyor?

Dr. Emine Yağmur Zorbozan’a göre panik bozukluğun temelinde, bireyin zihninden geçen olumsuz ve otomatik düşüncelerle tetiklenen yoğun bir tehlike algısı yer alır. Bu algı, vücudun stres yanıt sistemini aktive eder.

“Bir tehlike ile karşılaşıldığında böbreküstü bezlerinden adrenalin salgılanır. Bu hormon kalp atış hızını artırır, solunumu hızlandırır, gözbebeklerini büyütür ve kaslara daha fazla kan pompalanmasını sağlar. Kollarda ve bacaklarda uyuşma, titreme ve karıncalanma gibi belirtiler ortaya çıkar. Tüm bunlar hayatta kalmak için geliştirilmiş doğal ve fizyolojik tepkilerdir.”

Panik Atak Tehlikeli Değildir

Doğada bir yırtıcıdan kaçma senaryosunda ortaya çıkan bu fizyolojik yanıtların, panik atak sırasında da birebir yaşandığını belirten Dr. Zorbozan, şu noktaların altını çiziyor:

  • Adrenalinin etkisi kısa sürelidir: Ortalama ömrü yaklaşık 2 dakikadır.
  • Adrenalin hayatta kalma hormonudur: Kalp durması gibi hayati durumlarda tedavi amaçlı verilen bir hormondur.
  • Panik bozukluktan kimse ölmez: Kalp krizi, bayılma ya da bilinç kaybına yol açmaz.

“Panik atakta vücutta yaşanan her şey sağlıklı bir stres yanıtıdır. Bu tepkilerin kişiye fiziksel zarar vermesi mümkün değildir.”

Panik Atak Bir Hastalık Değil, Bir Belirtidir

Dr. Zorbozan, panik atağın tek başına bir hastalık olarak değil, çoğu zaman başka ruhsal durumların belirtisi olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Panik atak; yaygın anksiyete bozukluğu, depresyon ve obsesif kompulsif bozukluk gibi psikiyatrik hastalıkların seyri sırasında da görülebilir.

Doğru Nefesle Kontrol Mümkün

Panik atakla baş etmede ilk adımın, yaşananların fizyolojik bir yanıt olduğunu kabul etmek olduğunu belirten Dr. Zorbozan, nefes egzersizlerinin önemine dikkat çekiyor:

“3-6-3 nefes kuralı bu süreçte oldukça etkilidir.
3 saniye derin nefes alın,
6 saniye nefesi tutun,
3 saniyede nefesi verin.
Bu egzersiz parasempatik sinir sistemini aktive ederek adrenalin yanıtını baskılar.”

Panik ataklarla bireysel olarak baş etmekte zorlanan kişilerde, psikoterapiye ek olarak uygun durumlarda ilaç tedavisinin de etkili bir seçenek olabileceği ifade ediliyor.