📝 Editoryal Not:
Bu basın bülteni, rahim ağzı kanserinin önlenebilir bir kanser türü olduğuna dikkat çekerek; HPV aşısı, tarama testleri ve erken tanının hasta sağkalımı ve yaşam kalitesi üzerindeki kritik rolünü vurgulamaktadır. Ocak ayı farkındalık döneminde paylaşılan bu bilgiler, hem bireysel koruyucu sağlık davranışlarını teşvik etmekte hem de toplum sağlığı açısından kanıta dayalı, uygulanabilir öneriler sunmaktadır.
Her yıl Ocak ayı boyunca dünya genelinde rahim ağzı kanserine yönelik farkındalık çalışmaları yürütülmektedir. Bu kapsamda İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Behram, rahim ağzı kanserinden korunmak, sağlıklı bir gelecek ve kaliteli bir yaşam için atılması gereken üç temel adımı paylaştı.
Rahim ağzı kanseri, doğru koruyucu yaklaşımlar ve düzenli tarama programlarıyla büyük ölçüde önlenebilir bir kanser türü olarak kabul edilmektedir.
1. En Güçlü Koruyucu Önlem: HPV Aşısı
Rahim ağzı kanseri vakalarının %99’undan fazlası, cinsel yolla bulaşan Human Papilloma Virüs (HPV) enfeksiyonu ile ilişkilidir. Özellikle yüksek riskli HPV tipleri, yıllar içinde hücresel değişimlere yol açarak kansere zemin hazırlayabilmektedir.
Günümüzde kullanılan HPV aşıları, rahim ağzı kanserine yol açan yüksek riskli virüs tiplerine karşı %90’ın üzerinde koruma sağlamaktadır. Dünya Sağlık Örgütü ve uluslararası rehberler doğrultusunda; 9 yaşından itibaren kız ve erkek çocukların aşılanması önerilmektedir. Aşılama yalnızca çocukluk çağıyla sınırlı olmayıp, 26 yaşına kadar, hekim değerlendirmesiyle ise 45 yaşına kadar etkili bir şekilde uygulanabilmektedir.
HPV aşısı yalnızca rahim ağzı kanserine karşı değil; genital siğiller ve HPV ile ilişkili diğer anogenital ve baş-boyun kanserlerine karşı da koruyuculuk sağlamaktadır.
2. Düzenli Tarama Testleri: Sessiz Süreci Yakalamak
Rahim ağzı kanseri gelişimi genellikle yavaş ve belirti vermeden ilerleyen bir süreçtir. Kanser öncesi (prekanseröz) dönemde hücresel değişiklikler yıllar içinde oluşur. Bu nedenle Pap Smear ve HPV DNA testleri, hastalığın henüz kansere dönüşmeden saptanmasını sağlar.
Cinsel olarak aktif her kadının 21 yaşından itibaren düzenli aralıklarla tarama testlerini yaptırması hayati önem taşımaktadır. Jinekolojik muayene sırasında birkaç dakika içinde gerçekleştirilen bu testler, genellikle ağrısızdır ve hastalar için konforlu bir uygulamadır.
3. Erken Tanı: Yaşam Süresi Kadar Yaşam Kalitesini de Korur
Erken tanı, yalnızca sağkalım oranlarını artırmakla kalmaz; aynı zamanda organ kaybını ve ağır tedavi süreçlerini önleyerek yaşam kalitesini korur. Erken evrede saptanan lezyonlar, LEEP (Loop Electrosurgical Excision Procedure) gibi günübirlik ve minimal invaziv cerrahi işlemlerle tamamen tedavi edilebilmektedir.
İleri evre vakalarda ise daha kapsamlı cerrahi girişimler ve radyoterapi gibi tedavilere ihtiyaç duyulabilmektedir. Ancak erken evrede yakalanan rahim ağzı kanseri vakalarında iyileşme oranları son derece yüksektir.
Doç. Dr. Mustafa Behram, “Rahim ağzı kanseri, doğru aşılama ve düzenli tarama ile büyük ölçüde önlenebilir bir hastalıktır. Erken tanı sayesinde hem yaşam süresi hem de yaşam kalitesi korunabilir,” ifadelerini kullanmaktadır.
