📝 Editoryal Not:

Robotik bypass cerrahisi, kalp ameliyatlarında daha küçük kesilerle ve göğüs kemiği açılmadan uygulanabilen minimal invaziv yaklaşımlardan biri. Ancak yöntemin her hasta için uygun olmadığı, başarının yalnızca teknolojiye değil; hasta seçimine, cerrahi ekibin deneyimine ve merkezin altyapısına da bağlı olduğu özellikle vurgulanmalı. Bülteni bu dengeyi koruyarak yeniden düzenledim. Ayrıca robotun ameliyatı kendi başına gerçekleştirmediğini, cerrahın robotik sistemi yönettiğini daha anlaşılır biçimde öne çıkardım.

Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mete Gürsoy, robotik bypass cerrahisinin uygun hastalarda daha küçük kesilerle ve göğüs kemiği açılmadan gerçekleştirilebildiğini belirterek, bu yaklaşımın ameliyat sonrası iyileşme sürecine katkı sağlayabildiğini söyledi. Robotik cerrahinin her hasta için uygun olmadığını vurgulayan Gürsoy, karar öncesinde koroner damar yapısının, göğüs kafesinin anatomik özelliklerinin, akciğer kapasitesinin ve eşlik eden hastalıkların ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

“Robotik ameliyatları robotlar yapmıyor”

Robotik kalp cerrahisinin, cerrahın ameliyatı özel teknolojik sistemler aracılığıyla gerçekleştirmesine olanak tanıdığını belirten Prof. Dr. Mete Gürsoy, robotun cerrahın yerini almadığını vurguladı.

Gürsoy, “Robotik kalp ameliyatlarını robot yapmıyor, cerrahlar yapıyor. Robot burada cerrahın ellerinin görevini üstleniyor. Robotik enstrümanların boyutları ve ulaşılabilirlikleri, insan eline ve koluna göre daha hassas hareketler yapmamızı sağlıyor. Ayrıca daha küçük açıklıklardan hastanın kalbine ulaşabiliyoruz. Bu nedenle bu ameliyatları robot destekli minimal invaziv kalp cerrahisi olarak tanımlıyoruz” dedi.

Halk arasında “kapalı ameliyat” olarak bilinen yöntemin tamamen kesisi olmayan bir işlem anlamına gelmediğini ifade eden Gürsoy, “Ben bunları yarı açık ameliyatlar olarak tanımlıyorum. Çünkü bu ameliyatlarda da göğüs bölgesinde kesiler yapılıyor. Ancak cerrahın ellerinin girdiği geniş alanlar yerine robotik enstrümanlar küçük deliklerden ilerletiliyor. Bu da ameliyatın daha hassas şekilde gerçekleştirilmesine olanak sağlıyor” diye konuştu.

“Robotik bypass her hasta için uygun değil”

Robotik bypass cerrahisine karar verirken hastanın anatomik özelliklerinin ve damar yapısının ayrıntılı olarak incelenmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Gürsoy, bazı durumların yöntemin uygulanmasını güçleştirebildiğini söyledi.

Gürsoy, “Teorik olarak her hastaya uygulanabilir ancak pratikte uygulanamayacağı hastalar da var. Anatomik uygunsuzluklar ve yaygın periferik arter hastalığı bizim için önemli değerlendirme kriterleri. Ayrıca daha önce sol göğüs bölgesinden ameliyat geçirmiş veya bu bölgeye radyoterapi uygulanmış hastalarda önemli kısıtlamalar söz konusu olabilir. Koroner anatomisi uygun olan ve bu tür engelleri bulunmayan hastalara robotik bypass cerrahisi uygulanabilir. Ancak bütün bu faktörlerin ameliyat öncesinde ayrıntılı şekilde incelenmesi ve kararın buna göre verilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“Çok damar hastalarında da uygulanabiliyor”

Robotik destekli cerrahi yöntemlerin yalnızca tek damar hastalığı bulunan kişilerle sınırlı olmadığını belirten Gürsoy, uygun hastalarda çok damar hastalıklarında da farklı cerrahi stratejilerin uygulanabildiğini söyledi.

Gürsoy, “Bypass cerrahisinde, hastanın kalbinin en önemli damarlarından birine yapılan bypass için kullanılacak greftin robot yardımıyla hazırlanması önemli bir aşama. Robotik bypass cerrahisini yalnızca tek damar hastalarında değil, çok damar hastalarında da uygulayabiliyoruz. Göğsün sol tarafından yapılan küçük bir kesi ve robotik enstrümanlarla ameliyat tamamlanabiliyor. Gerektiğinde bacak toplardamarı veya kol atardamarı da kapalı yöntemlerle çıkarılarak minimal invaziv cerrahi yaklaşım destekleniyor” dedi.

Robotik cerrahinin bypass dışında mitral kapak tamiri ve değişimi, kalpteki bazı kitlelerin çıkarılması ve kalp içindeki deliklerin kapatılması gibi farklı işlemlerde de kullanılabildiğini aktaran Gürsoy, özellikle mitral kapak cerrahisinde sağlanan görüntüleme imkânlarının cerrahi açıdan avantaj sağlayabildiğini kaydetti.

“Hastalar günlük yaşamlarına daha erken dönebiliyor”

Robotik cerrahinin cerraha üç boyutlu ve büyütülmüş görüntü sunduğunu, özel enstrümanların da dar alanlarda kontrollü hareket etmeyi kolaylaştırdığını belirten Prof. Dr. Gürsoy, hastalar açısından önemli avantajlardan birinin ameliyat sonrası iyileşme süreci olduğunu söyledi.

Gürsoy, “Göğüs kemiği açılmadan, daha küçük kesilerle gerçekleştirilen ameliyatlar hastanın daha az cerrahi travmaya maruz kalmasını sağlıyor. Böylece hastalar günlük yaşamlarına ve iş hayatlarına daha erken dönebiliyor. Ameliyat sonrasında yan yatabilmeleri ve araç kullanmaya daha erken başlayabilmeleri de yaşam konforu açısından önemli. Ancak orta dönemde robotik cerrahi ile açık cerrahi arasında anlamlı bir fark bulunmadığını belirtmek gerekiyor. Açık cerrahi yöntemler de son derece başarılıdır. Robotik cerrahinin özellikle erken dönemde iyileşme ve yaşam kalitesi açısından avantajları bulunuyor” diye konuştu.

Robotik sistemlerin cerraha sunduğu görüntü ve hareket kontrolünün bazı işlemlerde cerrahi uygulamayı kolaylaştırabildiğini belirten Gürsoy, bunun özellikle mitral kapak tamiri gibi hassasiyet gerektiren ameliyatlarda önem taşıdığını ifade etti.

“Uygunluk yalnızca yaşa göre belirlenmiyor”

Robotik kalp cerrahisinin erişkinlerde belirli bir yaş aralığıyla sınırlı olmadığını belirten Gürsoy, hastanın genel sağlık durumunun ve anatomik özelliklerinin karar sürecinde belirleyici olduğunu vurguladı.

Gürsoy, “Robotik cerrahi, erişkin kalp cerrahisinde her yaş grubunda kullanılabiliyor. Ancak burada belirleyici olan yalnızca yaş değil, hastanın genel durumu, anatomik özellikleri ve eşlik eden hastalıklarıdır. Bu nedenle ameliyat öncesinde ayrıntılı bir değerlendirme yapılması ve doğru hastanın seçilmesi gerekiyor” dedi.

“Kalp cerrahisinde robotik sistemlerin kullanımı giderek gelişiyor”

Kalp cerrahisinde minimal invaziv yöntemlere yönelik ilginin arttığını belirten Prof. Dr. Gürsoy, robotik sistemlerin de bu alandaki teknolojik gelişimin önemli bir parçası olduğunu söyledi.

Gürsoy, “Son yıllarda kalp cerrahisinde minimal invaziv cerrahiye yönelik hızlı bir gelişim var. Robotik cerrahi de bu alandaki en önemli teknolojilerden biri. Dünyada kalp cerrahisinin ilerleyişi robotik sistemlere doğru yöneliyor. Türkiye’nin de bu alandaki gelişmeleri yakından takip etmesi, deneyimli ve profesyonel ekiplerle çalışmalarını hızlandırması gerekiyor. Ülkemizde robotik kalp cerrahisi konusunda uzun yıllardır çalışan, başarılı kurumlarımız ve deneyimli hekimlerimiz var. Henüz çok yaygın olmasa da hem kamu hem de özel sağlık kuruluşlarında bu yöntem uygulanabiliyor. Önümüzdeki dönemde daha fazla kurumda ve daha fazla ekip tarafından uygulanacağını öngörüyoruz” ifadelerini kullandı.