📝 Editoryal Not:

Soğuk hava, rüzgâr ve kapalı ortamlarda geçirilen sürenin artması, sonbahar ve kış aylarında göz sağlığını etkileyen önemli faktörler arasında yer alıyor. Özellikle ev tozu akarları, küf ve evcil hayvan kaynaklı alerjenler göz alerjisi belirtilerini tetiklerken, ısıtma sistemlerinin neden olduğu düşük nem oranı göz kuruluğu şikâyetlerini artırabiliyor. Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Burcu Usta Uslu’nun önerilerini içeren bu bülten, mevsimsel koşulların göz sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekerek göz alerjisi ve kuruluk belirtilerinin yönetimi konusunda sağlık profesyonelleri ve toplum için pratik bilgiler sunuyor.

Soğuk hava, rüzgâr ve kapalı ortamlarda artan alerjen maruziyeti, sonbahar ve kış aylarında göz alerjisi ve göz kuruluğu şikâyetlerini artırabiliyor. Ev tozu akarları, küf ve evcil hayvan kaynaklı alerjenlerin yanı sıra ısıtma sistemlerinin neden olduğu düşük nem oranı da gözlerde kaşıntı, kızarıklık, sulanma, yanma ve batma gibi belirtilere yol açabiliyor. Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Burcu Usta Uslu, soğuk havalarda göz sağlığını korumak için alınabilecek önlemleri paylaşıyor.

Kış aylarında göz alerjisi ve kuruluk belirtileri artabiliyor

Göz alerjisi yalnızca ilkbahar ve polen mevsimiyle sınırlı değil. Sonbahar ve kış aylarında kapalı ortamlarda daha fazla zaman geçirilmesi, ev içi alerjenlere maruziyeti artırarak alerjik göz hastalıklarının belirtilerini tetikleyebiliyor.

Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Burcu Usta Uslu, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu bilgileri paylaşıyor:

“Ev tozu akarları, küf ve evcil hayvan kaynaklı alerjenler, duyarlı kişilerde kaşıntı, kızarıklık ve sulanmaya yol açabiliyor. Soğuk ve rüzgârlı havanın yanı sıra ısıtılan ortamların düşük nem oranına sahip olması da göz kuruluğuna neden olarak yanma ve batma gibi şikâyetleri artırabiliyor. Bu nedenle hem alerjiyi tetikleyen etkenlerden korunmak hem de göz kuruluğuna karşı önlem almak önemli. Devam eden şikâyetlerde ise göz hekimine başvurulmalı.”

Gözleri ovuşturmak kornea sağlığını olumsuz etkileyebilir

Göz alerjisinin en sık karşılaşılan belirtilerinden biri olan kaşıntı, kişileri gözlerini ovuşturmaya yöneltebiliyor. Ancak bu alışkanlık, özellikle tekrarlayan ve şiddetli olduğunda kornea sağlığını olumsuz etkileyebiliyor.

Op. Dr. Burcu Usta Uslu, gözleri ovuşturmanın olası sonuçlarına dikkat çekerek şu uyarıda bulunuyor:

“Gözleri ovuşturmak korneaya zarar verebilir ve enfeksiyon riskini artırabilir. Özellikle sürekli ve şiddetli ovuşturma, korneanın incelerek öne doğru sivrileştiği keratokonus hastalığının gelişme ve ilerleme riskini artırabilir. Şiddetli göz alerjileri de tedavi edilmediğinde korneada hasara ve leke oluşumuna yol açabilir. Bu nedenle kaşıntıyı ovuşturarak gidermeye çalışmak yerine, nedenini belirlemek ve uygun tedaviyi planlamak için göz hekiminden destek alınmalı.”

Klinik açıdan önemli nokta: Keratokonus, korneanın yapısal bütünlüğünü ve görme kalitesini etkileyebilen ilerleyici bir hastalıktır. Göz ovuşturma, keratokonus gelişimi ve ilerlemesiyle ilişkili önemli risk faktörlerinden biridir. Bu nedenle özellikle alerjik göz hastalığı bulunan kişilerde kaşıntının kontrol altına alınması ve göz ovuşturma alışkanlığının önlenmesi önem taşır.

Soğuk havalarda göz sağlığını korumak için 7 öneri

Op. Dr. Burcu Usta Uslu, sonbahar ve kış aylarında göz alerjisi belirtilerini hafifletmek ve göz kuruluğuna bağlı şikâyetleri azaltmak için şu önerilerde bulunuyor:

1. Rüzgâra karşı koruyucu gözlük kullanın.

Dışarı çıkarken göz çevresini mümkün olduğunca saran güneş gözlükleri tercih edilmeli. Bu gözlükler rüzgârın ve havadaki partiküllerin göz yüzeyiyle temasını azaltmaya yardımcı olabilir.

2. Dış ortamdan geldikten sonra el ve yüz temizliğine dikkat edin.

Dışarıdan eve gelindiğinde eller ve yüz yıkanmalı. Toz ve alerjenlerle yoğun temas sonrasında duş almak, alerjen yükünün azaltılmasına katkı sağlayabilir.

3. Ev içi alerjenleri kontrol altında tutun.

Ev tozu akarları ve diğer alerjenlerin birikmesini önlemek için yüzeyler nemli bezle temizlenmeli, yatak çarşafları ve yastık kılıfları düzenli olarak yıkanmalı. Ev temizliğinde tozun yeniden havaya karışmasını azaltan yöntemler tercih edilmeli.

4. İç ortam sıcaklığına ve nem oranına dikkat edin.

Isıtıcı ve klimaların hava akımı doğrudan yüze yönlendirilmemeli, ortam aşırı ısıtılmamalı. Göz kuruluğunu artırabilen düşük nem oranına karşı uygun ortam nemi korunmalı. Bununla birlikte küf ve ev tozu akarlarının çoğalmasını önlemek için aşırı nemden kaçınılmalı.

5. Kaşıntıyı hafifletmek için soğuk kompres uygulayın.

Gözlerdeki kaşıntı ve rahatsızlık hissini hafifletmek amacıyla temiz bir bezle kapalı göz kapaklarına soğuk kompres uygulanabilir. Kompres sırasında gözlere baskı yapılmamalı ve hijyene dikkat edilmeli.

6. Göz damlalarını hekim önerisiyle kullanın.

Göz kuruluğuna yönelik suni gözyaşı preparatları ve alerjik belirtileri kontrol altına almak için kullanılan antialerjik göz damlaları, klinik değerlendirme sonrasında tercih edilmeli. Özellikle kortikosteroid içeren göz damlaları, göz içi basıncını artırma ve diğer oküler yan etkilere yol açabilme riski nedeniyle hekim kontrolü olmadan kullanılmamalı.

7. Gözleri ovuşturmayın, devam eden şikâyetleri ihmal etmeyin.

Gözlerde kaşıntı, kızarıklık ve sulanma olduğunda gözleri ovuşturmaktan kaçınılmalı. Şikâyetlerin devam etmesi, tekrarlaması veya şiddetlenmesi durumunda göz hastalıkları uzmanına başvurulmalı. Özellikle görmede azalma, belirgin ağrı veya ışığa hassasiyet gibi belirtiler geliştiğinde gecikmeden tıbbi değerlendirme yapılmalı.

Göz alerjisi ve göz kuruluğunda doğru yaklaşım önemli

Sonbahar ve kış aylarında göz sağlığının korunması, yalnızca dış ortam koşullarına karşı önlem almakla sınırlı değil. Ev içi alerjenlerin kontrolü, uygun ortam koşullarının sağlanması, göz ovuşturma alışkanlığından kaçınılması ve doğru tedavi yaklaşımının benimsenmesi de önem taşıyor.

Göz alerjisi ve göz kuruluğu benzer belirtiler gösterebilse de farklı mekanizmalarla ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle uygun tedavinin belirlenmesi için belirtilerin kaynağının göz hekimi tarafından değerlendirilmesi gerekiyor.