📝 Editoryal Not:
Bu basın bülteni, stresin beslenme davranışları üzerindeki nörobiyolojik ve psikolojik etkilerini açıklayarak duygusal yeme kavramına bilimsel bir perspektif sunmaktadır. Kortizol, dopamin ve serotonin gibi hormonların rolünü anlaşılır biçimde ele alması; duygusal açlık ile fiziksel açlık arasındaki farkı netleştirmesi açısından hem sağlık profesyonelleri hem de toplum için önemli bir farkındalık katkısı sağlamaktadır. Metin, yeme davranışlarının yalnızca diyetle değil, psikolojik destekle de ele alınması gerektiğini vurgulaması bakımından değerlidir.

Yoğun ve stresli bir günün ardından artan yeme isteği, birçok kişi için günlük yaşamın tanıdık bir parçası hâline gelmiştir. Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Uzman Psikolog Jülide Unutmaz, bu durumun arkasında çoğu zaman hormonal ve nöropsikolojik mekanizmaların yer aldığını belirtiyor.

Stres sırasında beynin kortizol hormonu salgıladığını açıklayan Unutmaz, kortizolün temel görevinin vücudu olası tehlikelere karşı hazırlamak olduğunu ifade etti. Ancak bu süreçte iştahın da belirgin şekilde arttığını vurguladı:

“Kaygı, korku ve öfke gibi yoğun duygular beyin tarafından birer ‘tehlike’ sinyali olarak algılanır. Bu nedenle stres anlarında vücut daha fazla enerjiye ihtiyaç duyduğunu düşünür ve yemek yeme isteği ani, yoğun ve kontrolsüz biçimde ortaya çıkabilir.”

Fiziksel Açlık mı, Duygusal Yeme mi?

Her yeme isteğinin gerçek bir fiziksel açlıktan kaynaklanmadığını belirten Uzman Psikolog Jülide Unutmaz, fiziksel açlık ile duygusal yeme arasındaki temel farklara dikkat çekti.

Fiziksel açlığın yavaş geliştiğini ve mide guruldaması gibi bedensel sinyallerle kendini gösterdiğini belirten Unutmaz, bu durumda kişinin farklı besinlere açık olduğunu ifade etti. Duygusal yemenin ise genellikle ani başladığını ve çoğu zaman bir boşluk hissi, sıkıntı ya da stresle ilişkili olduğunu söyledi:

“Duygusal yeme durumunda kişi belirli yiyeceklere yönelir. Yeme davranışının ardından suçluluk, pişmanlık ya da kontrol kaybı hissi ortaya çıkabilir. Burada temel ihtiyaç beslenmek değil, duygularla baş etmeye çalışmaktır.”

Beynin Stresle Başa Çıkma Yolu: Şeker ve Karbonhidratlar

Stresli dönemlerde özellikle tatlı ve karbonhidrat ağırlıklı besinlere yönelmenin tesadüf olmadığını vurgulayan Unutmaz, bu besinlerin beyinde dopamin ve serotonin salınımını geçici olarak artırarak kısa süreli bir rahatlama hissi yarattığını belirtti.

“Beyin bu süreçte adeta ‘şekerle sakinleş’ mesajı verir. Ancak bu rahatlama geçicidir ve kalıcı bir çözüm sunmaz,” diyen Unutmaz, bu döngünün sık tekrarlanması hâlinde riskli bir yeme davranışı örüntüsüne dönüşebileceğine dikkat çekti.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Uzman Psikolog Jülide Unutmaz, aşağıdaki durumlarda yalnızca diyetle çözüm aramanın yeterli olmayabileceğini vurguladı:

  • yemek sonrası yoğun pişmanlık veya suçluluk hissi,
  • kontrolsüz yeme atakları,
  • yeme davranışını telafi etmeye yönelik sağlıksız girişimler,
  • en ufak boşluk anının stres olarak algılanması ve yeme ile bastırılmaya çalışılması.

“Duygular önemli sinyallerdir ve yemek onların yerine geçmesi gereken bir çözüm değildir,” diyen Unutmaz, bu noktada psikolog veya psikiyatri desteğinin yeme davranışının altında yatan duygusal nedenleri anlamada ve sürdürülebilir çözümler geliştirmede büyük önem taşıdığını ifade etti.