📝 Editoryal Not:
Bülten, Dünya Hasta Güvenliği Günü 2026 kapsamında bulaşıcı olmayan hastalıklarla yaşayan bireylerde güvenli bakımın tanı, tedavi, ilaç yönetimi, izlem ve bakım sürekliliği boyunca ele alınması gerektiğine dikkat çekmesi açısından güncel ve önemli bir çerçeve sunuyor. DSÖ, 2026 temasını “Safe care for noncommunicable diseases” olarak belirlerken, özellikle kronik hastalıkların uzun süreli ve çok aşamalı yönetiminin hasta güvenliği açısından ek riskler oluşturabileceğini vurguluyor. Metindeki bazı küresel hasta güvenliği verileri güncel DSÖ kaynaklarıyla uyumlu olmakla birlikte, “birinci basamakta her 10 hastanın 4’ü zarar görüyor” verisinin bağlamı açıkça birinci basamak ve ayaktan sağlık hizmetleri olarak belirtilmeli; %80 oranının ise bu ortamlardaki zararın önlenebilirliğine ilişkin tahmin olduğu vurgulanmalıdır.

Takeda Türkiye, 17 Eylül Dünya Hasta Güvenliği Günü kapsamında, bulaşıcı olmayan hastalıklarla yaşayan bireylerin tanıdan tedaviye ve uzun dönemli izleme uzanan sağlık yolculuklarında güvenli, koordineli ve hasta odaklı bakımın önemine dikkat çekiyor.

Sağlık hizmetlerinde önlenebilir zararın azaltılması ve hasta güvenliği kültürünün güçlendirilmesi amacıyla her yıl 17 Eylül’de düzenlenen Dünya Hasta Güvenliği Günü, güvenli bakımın sağlık sistemlerinin temel bileşenlerinden biri olduğunu hatırlatıyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 2026 yılı için Dünya Hasta Güvenliği Günü temasını Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar İçin Güvenli Bakım, sloganını ise “Yaşam Boyu Güvenli Bakım” olarak belirledi. Kampanya, kalp-damar hastalıkları, kanser, diyabet ve kronik solunum hastalıkları gibi bulaşıcı olmayan hastalıklarla yaşayan bireylerin önleme, tarama, tanı, tedavi, rehabilitasyon ve gerektiğinde palyatif bakım süreçlerinin tamamında güvenli sağlık hizmetlerine erişiminin önemini vurguluyor.

Hasta güvenliği, sağlık hizmetinin tüm aşamalarını kapsıyor

DSÖ verilerine göre sağlık hizmeti sırasında yaklaşık her 10 hastadan 1’i zarar görüyor ve her yıl güvensiz sağlık hizmetleriyle ilişkili 3 milyondan fazla ölüm meydana geliyor. Bu zararın yaklaşık yarısının önlenebilir olduğu tahmin ediliyor. Birinci basamak ve ayaktan sağlık hizmetlerinde ise yaklaşık 10 hastadan 4’ünün zarar görebildiğine ilişkin tahminler bulunuyor; bu ortamlardaki zararın %80’e kadarı önlenebilir kabul ediliyor.

Bulaşıcı olmayan hastalıkların önemli bir bölümü uzun süreli ve çoğu zaman yaşam boyu izlem gerektiriyor. Bu nedenle hasta güvenliği yalnızca tedavinin uygulandığı anla sınırlı değerlendirilmiyor. Doğru ve zamanında tanı, güvenli ilaç kullanımı, tedavinin uygun şekilde izlenmesi, sağlık profesyonelleri arasındaki etkili iletişim, bakım sürekliliği ve hastanın kendi bakımına anlamlı biçimde katılımı güvenli bakımın temel bileşenleri arasında yer alıyor.

Bütüncül bakım yaklaşımı hasta güvenliğini destekliyor

Bulaşıcı olmayan hastalıkların yönetimi; farklı uzmanlık alanları, sağlık hizmeti basamakları ve bakım ortamları arasında koordinasyon gerektirebiliyor. Uzun süreli ve tekrarlayan sağlık hizmeti temasları, özellikle ilaç yönetimi, tanısal süreçler, iletişim ve bakımın farklı aşamaları arasındaki koordinasyon açısından hasta güvenliği risklerini artırabiliyor.

Bu nedenle güvenli bakım yaklaşımının; tanıya zamanında erişimden tedavi planının uygulanmasına, ilaç güvenliğinden düzenli izleme ve bakımın sürekliliğine kadar tüm hasta yolculuğunu kapsaması önem taşıyor.

Takeda Türkiye, hasta güvenliğini bakım yolculuğunun ayrılmaz bir parçası olarak ele alıyor

Hayatları iyileştirmek ve gelecek nesiller için daha sağlıklı bir dünya inşa etmek amacıyla çalışmalarını sürdüren Takeda Türkiye, faaliyet gösterdiği hematoloji, immünoloji, gastroenteroloji, onkoloji ve nadir hastalıklar alanlarında hasta güvenliğini bakım yaklaşımının önemli unsurlarından biri olarak ele alıyor.

Takeda Türkiye, hastaların ihtiyaç duydukları tedavilere erişiminin yanı sıra, tedavilerin güvenli ve hasta odaklı bir bakım yaklaşımı içinde yönetilmesine yönelik farkındalığın güçlendirilmesini önceliklendiriyor.

Tanı ve tedavi süreçlerinde doğru bilgiye zamanında erişim, olası risklerin izlenmesi, ilaçların güvenli kullanımı ve bakımın farklı aşamaları arasında iletişim ve koordinasyonun sürdürülmesi, hasta güvenliğinin desteklenmesinde önemli rol oynuyor.

Hasta ve sağlık profesyonelleri güvenli bakımın ortak paydaşları

Hasta güvenliğinin güçlendirilmesinde hastaların ve bakım verenlerin sağlık hizmetlerinin pasif alıcıları olmaktan öte, kendi bakım süreçlerinin aktif paydaşları olması önem taşıyor. Hastaların sağlık durumları, kullandıkları ilaçlar ve tedavi planları hakkında doğru ve anlaşılır bilgiye erişebilmesi; gerektiğinde soru sorabilmesi ve karar süreçlerine katılabilmesi güvenli bakımın desteklenmesine katkı sağlıyor. DSÖ de bulaşıcı olmayan hastalıklarla yaşayan bireylerin kendi güvenliklerinin sağlanmasında aktif biçimde sürece dahil edilmesini 2026 kampanyasının temel hedefleri arasında gösteriyor.

Sağlık profesyonellerinin de güvenli tanı, ilaç güvenliği, etkili iletişim ve bakım koordinasyonu için uygun bilgi, araç ve çalışma koşullarına sahip olması gerekiyor. Sağlık kuruluşlarında meydana gelen olayların ve ramak kala durumların suçlayıcı olmayan bir yaklaşımla bildirilmesi ve bunlardan öğrenilmesi de sürdürülebilir bir hasta güvenliği kültürünün geliştirilmesine katkı sağlayabiliyor.

Takeda Türkiye, hasta güvenliğinin sağlık sistemindeki tüm paydaşların ortak sorumluluğu olduğu yaklaşımıyla; hasta toplulukları, sağlık profesyonelleri, sağlık otoriteleri ve sivil toplum kuruluşları arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesinin önemine dikkat çekiyor.

17 Eylül Dünya Hasta Güvenliği Günü, bulaşıcı olmayan hastalıklarla yaşayan bireyler için güvenli bakımın yalnızca belirli bir tedavi anına değil, önleme ve tanıdan tedavi, izlem, rehabilitasyon ve gerektiğinde yaşam sonu bakımına kadar uzanan sağlık yolculuğunun tamamına yayılması gerektiğini bir kez daha gündeme taşıyor.