📝 Editoryal Not:

Akut kolesistit (safra kesesi iltihabı), acil cerrahi değerlendirme gerektirebilen ve gecikmesi halinde ciddi komplikasyonlara yol açabilen yaygın bir sindirim sistemi hastalığıdır. Bu haber, özellikle yağlı yemeklerden sonra başlayan sağ üst kadran ağrısının önemine dikkat çekerek erken tanı ve tedavinin hasta güvenliği açısından kritik rolünü vurgulamaktadır. Metin, güncel cerrahi kılavuzları doğrultusunda bilimsel olarak gözden geçirilmiş; sağlık profesyonelleri için klinik açıdan önemli noktalar öne çıkarılmıştır. Klinik değerlendirme ve tedavi planlamasının hastaya özgü olarak yapılması gerektiği unutulmamalıdır.

Akut safra kesesi iltihabında erken tanı ve ilk 72 saatte cerrahi yaklaşım komplikasyon riskini azaltabiliyor

Karnın sağ üst bölümünde başlayan, sağ omuz veya sırta yayılan ve saatlerce sürebilen şiddetli karın ağrısı çoğu zaman hazımsızlık ya da gaz sancısı olarak değerlendirilse de altta yatan neden akut kolesistit (safra kesesi iltihabı) olabilir. Tedavide gecikme; safra kesesi perforasyonu, gangren, yaygın peritonit (karın zarı iltihabı) ve sepsis gibi yaşamı tehdit eden komplikasyonlara yol açabilir.

Acıbadem Fulya Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. İsmail Çalıkoğlu, özellikle ateş, bulantı ve kusmanın eşlik ettiği saatler süren sağ üst kadran ağrısında vakit kaybetmeden genel cerrahi değerlendirmesi yapılması gerektiğini belirtiyor.

Akut Kolesistitin En Sık Nedeni Safra Taşları

Safra kesesi, karaciğer tarafından üretilen safrayı depolayan ve özellikle yağların sindiriminde görev alan önemli bir organdır. Safra içeriğindeki kolesterol, safra tuzları ve pigmentler arasındaki dengenin bozulması sonucunda önce safra çamuru, ardından safra taşları oluşabilir.

Taşın safra kesesi kanalını tıkamasıyla safra akışı engellenir, intraluminal basınç artar ve safra kesesi duvarında inflamasyon gelişir. Olguların yaklaşık %90-95’i safra taşlarına bağlı (kalkülöz kolesistit) olarak ortaya çıkmaktadır.

Safra taşı erişkin nüfusun yaklaşık %10-20’sinde görülmektedir. Taşların önemli bölümü asemptomatik olsa da bazı hastalarda akut kolesistit, koledok taşı, akut pankreatit veya kolanjit gibi ciddi komplikasyonlara neden olabilir.

Taşsız akut kolesistit (akalkülöz kolesistit) ise daha çok yoğun bakım hastalarında, ağır travma, sepsis veya uzun süreli açlık gibi kritik klinik durumlarda görülmektedir.

Kadınlarda Daha Sık Görülüyor

Akut kolesistit ve safra taşı hastalığı kadınlarda erkeklere göre yaklaşık 2-3 kat daha sık görülmektedir.

Bunun başlıca nedenleri arasında;

  • Östrojenin safra kolesterolünü artırması,
  • Gebelikte safra kesesi motilitesinin azalması,
  • Obezite,
  • İleri yaş,
  • Diyabet,
  • Dislipidemi,
  • Hızlı kilo kaybı,
  • Uzun süreli açlık,
  • Aile öyküsü

yer almaktadır.

Klinik Bulgular Tanıda Yol Gösteriyor

Akut kolesistitin en tipik belirtisi, özellikle yağlı yemeklerden sonra başlayan ve giderek şiddetlenen sağ üst kadran ağrısıdır.

Ağrı;

  • Sağ omuza,
  • Sağ skapula altına,
  • Sırta

yayılabilir ve genellikle birkaç saatten uzun sürer.

Klinik tabloya;

  • Ateş,
  • Bulantı,
  • Kusma,
  • İştahsızlık,
  • Titreme,
  • Genel durum bozukluğu

eşlik edebilir.

Saatlerce süren karın ağrısının “hazımsızlık” düşüncesiyle evde beklenmesi tanı ve tedaviyi geciktirebilir.

Tanıda Ultrasonografi İlk Basamak Görüntüleme Yöntemidir

Akut kolesistit tanısında;

  • Ayrıntılı öykü,
  • Fizik muayene,
  • Enfeksiyon belirteçlerini içeren laboratuvar testleri

değerlendirilir.

İlk tercih edilen görüntüleme yöntemi abdominal ultrasonografidir.

Ultrasonografi ile;

  • Safra taşları,
  • Safra kesesi duvar kalınlaşması,
  • Perikolesistik sıvı,
  • Sonografik Murphy bulgusu

yüksek doğrulukla değerlendirilebilir.

Tanının netleşmediği olgularda bilgisayarlı tomografi (BT), manyetik rezonans görüntüleme (MR) veya gerektiğinde hepatobiliyer sintigrafi (HIDA sintigrafisi) kullanılabilir.

Kalıcı Tedavi Cerrahidir

Tedavinin ilk aşamasında;

  • Damar yoluyla sıvı replasmanı,
  • Ağrı kontrolü,
  • Gerektiğinde antibiyotik tedavisi

uygulanır.

Ancak ilaç tedavisi mevcut inflamasyonu kontrol altına alsa da safra taşlarını ortadan kaldırmaz. Bu nedenle uygun hastalarda kalıcı tedavi laparoskopik kolesistektomidir.

İlk 72 Saatte Cerrahi Yaklaşım Öneriliyor

Uluslararası cerrahi kılavuzlar (özellikle Tokyo Guidelines ve World Society of Emergency Surgery önerileri), ameliyata engel ciddi bir kontrendikasyon bulunmayan akut kolesistit hastalarında erken laparoskopik kolesistektomiyi önermektedir.

Semptomların başlamasından sonraki ilk 72 saat içinde gerçekleştirilen cerrahi;

  • Komplikasyon riskini azaltabilir,
  • Hastanede kalış süresini kısaltabilir,
  • Açık cerrahiye geçiş olasılığını azaltabilir,
  • Hastanın günlük yaşama daha erken dönmesini sağlayabilir.

Laparoskopik yöntem, daha az postoperatif ağrı, daha düşük yara enfeksiyonu riski ve daha iyi kozmetik sonuçlar nedeniyle günümüzde standart cerrahi yaklaşım olarak kabul edilmektedir.