📝 Editoryal Not:
Yaz aylarında sıcaklık artışı, terleme ve günlük rutinlerde değişiklikler dehidratasyon ve hareketsizlik gibi durumları artırabilir. Bununla birlikte venöz tromboembolizm riskini yalnızca sıcak havaya bağlamak bilimsel açıdan doğru değildir; risk, bireysel klinik özellikler ve özellikle immobilizasyon gibi bilinen risk faktörleriyle birlikte değerlendirilmelidir. Bu bülten, derin ven trombozu (DVT) ve pulmoner embolinin (PE) belirtilerini tanımaya, uzun yolculuklarda alınabilecek düşük riskli önlemlere ve yüksek riskli kişilerin hekim değerlendirmesinin önemine dikkat çekmesi açısından değerlidir. Güncel kılavuzlar, şüpheli DVT veya PE’nin hızlı değerlendirilmesini ve uygun tanısal yaklaşımın kullanılmasını önermektedir.
Sıcak hava tek başına pıhtı oluşumunun doğrudan nedeni olarak değerlendirilmemeli; ancak aşırı sıvı kaybı, hareketsizlik ve özellikle uzun yolculuklar, mevcut risk faktörleri bulunan kişilerde venöz tromboembolizm açısından önem taşıyabiliyor.
Memorial Göztepe Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Op. Dr. Hidayet Demir, yaz aylarında derin ven trombozu (DVT) ve pulmoner emboli (PE) riskine karşı alınabilecek önlemlere dikkat çekti.
Venöz tromboembolizm (VTE), toplardamar içerisinde pıhtı oluşmasını ve bu pıhtının damarda tıkanıklığa yol açmasını ifade eder. Pıhtının özellikle bacakların derin toplardamarlarında oluşması derin ven trombozu (DVT) olarak adlandırılır. Pıhtının koparak akciğer damarlarına ulaşması ise pulmoner emboli (PE) ile sonuçlanabilir ve yaşamı tehdit edebilir.
1. Pıhtıyı basit bir dolaşım problemi olarak görmeyin
DVT her zaman belirti vermeyebilir. Belirti ortaya çıktığında ise genellikle tek bacakta şişlik, ağrı veya hassasiyet, ısı artışı ve renk değişikliği görülebilir. Ancak bu bulgular başka hastalıklarda da ortaya çıkabileceğinden, yalnızca belirtilere bakılarak tanı konulamaz. DVT şüphesinde klinik değerlendirme ve gerektiğinde uygun görüntüleme yöntemleri kullanılmalıdır.
Pıhtının akciğerlere ulaşması halinde pulmoner emboli gelişebilir. Ani başlayan nefes darlığı, göğüs ağrısı ve kanlı balgam/öksürük PE açısından önemli uyarı işaretleridir ve acil tıbbi değerlendirme gerektirir.
2. Sıcak havalarda sıvı kaybına dikkat edin
Aşırı sıcaklarda terlemeye bağlı sıvı kaybı gelişebilir. Belirgin dehidratasyon dolaşım fizyolojisini etkileyebilir ve hemokonsantrasyona katkıda bulunabilir. Dehidratasyonun VTE ile ilişkisini destekleyen gözlemsel veriler bulunsa da, sıcak havanın tek başına VTE’nin doğrudan nedeni olduğu sonucuna varmak doğru değildir. Bu nedenle sıcak havalarda yeterli sıvı alımı, genel sağlık açısından olduğu kadar riskli bireylerde dehidrasyondan kaçınmak açısından önemlidir.
Özellikle kalp veya böbrek hastalığı nedeniyle sıvı kısıtlaması uygulanan kişilerin ise sıvı tüketimini kendi hekimlerinin önerileri doğrultusunda düzenlemesi gerekir.
3. Uzun yolculuklarda hareketsiz kalmayın
Uzun süre oturmak, özellikle 4 saat ve üzerindeki yolculuklarda, bacak toplardamarlarında kan akımının yavaşlamasına ve VTE riskinin artmasına katkıda bulunabilir. Risk, daha önce VTE geçirmiş olmak, aktif kanser, yakın zamanda ameliyat veya hastaneye yatış, gebelik ve bazı trombofililer gibi ek risk faktörleri bulunan kişilerde daha yüksektir.
Uçak, otobüs veya otomobil yolculuklarında mümkün olduğunca düzenli aralıklarla ayağa kalkıp yürümek, otururken ayak bileği ve baldır kaslarını hareket ettirmek ve uzun süre aynı pozisyonda kalmamak yararlı olabilir. Otomobil yolculuklarında düzenli mola verilmesi önerilir.
4. Bazı kişilerde risk belirgin şekilde daha yüksektir
VTE açısından risk değerlendirmesi kişiye özel yapılmalıdır. Özellikle;
- Daha önce DVT veya PE geçirmiş kişiler,
- Aktif kanseri bulunanlar,
- Yakın zamanda büyük ameliyat geçiren veya hastaneye yatırılanlar,
- Uzun süre immobilize kalanlar,
- Gebe veya doğum sonrası dönemdeki kadınlar,
- Obezitesi bulunan kişiler,
- Bilinen trombofilisi olanlar,
- İleri yaşta olanlar,
- Bazı ciddi kronik hastalıkları bulunan kişiler
daha dikkatli değerlendirilmelidir. Östrojen içeren bazı ilaçlar ve hormon tedavileri de VTE riskini etkileyebilir. Risk faktörlerinin birden fazlasının aynı kişide bulunması önem taşır.
5. Günlük hareket, riskin azaltılmasında önem taşıyor
Uzun süre hareketsiz kalmamak, günlük fiziksel aktiviteyi sürdürmek ve sağlıklı vücut ağırlığını korumak genel damar sağlığı açısından önemlidir. Özellikle masa başında çalışan kişilerin uzun süre kesintisiz oturmak yerine düzenli olarak ayağa kalkması ve hareket etmesi önerilebilir.
Sigaranın bırakılması ve diyabet, kalp yetmezliği gibi kronik hastalıkların uygun şekilde yönetilmesi de genel kardiyovasküler riskin azaltılmasına katkı sağlar. Bununla birlikte bu yaşam tarzı önerileri, mevcut yüksek VTE riskinin tıbbi değerlendirmesinin yerine geçmez.
6. Koruyucu ilaç veya varis çorabı herkese gerekli değil
VTE riski yüksek kişilerde koruyucu tedavi kararı kişisel risk ve kanama riski birlikte değerlendirilerek hekim tarafından verilmelidir. Antikoagülan ilaçların gereksiz kullanımı kanama gibi ciddi yan etkilere yol açabileceğinden, kişilerin kendi kendine kan sulandırıcı ilaç başlaması doğru değildir.
Benzer şekilde kompresyon çorapları da herkes için rutin olarak gerekli değildir. Özellikle uzun yolculuklarda yüksek risk taşıyan kişilerin kompresyon çorabı veya farmakolojik profilaksi gerekip gerekmediği yolculuk öncesinde hekim tarafından değerlendirilmelidir. Düşük riskli yolcularda rutin antikoagülan veya kompresyon çorabı kullanımı önerilmemektedir.
7. Tek taraflı bacak şişliği veya ani nefes darlığını önemseyin
Tek taraflı bacakta şişlik, ağrı veya hassasiyet ve renk/ısı değişikliği DVT açısından değerlendirilmesi gereken bulgular arasında yer alır. Ancak bu belirtilerin bulunması tek başına DVT tanısı anlamına gelmez; klinik değerlendirme ve gerektiğinde tanısal testler gerekir.
Ani başlayan nefes darlığı, göğüs ağrısı veya kanlı öksürük ise pulmoner emboli açısından acil değerlendirme gerektiren belirtilerdir. Bu tür şikâyetlerde vakit kaybetmeden acil sağlık hizmetine başvurulmalıdır.
8. En önemli yaklaşım: kişisel riski bilmek ve belirtileri erken tanımak
Yaz aylarında pıhtıdan korunmanın temel yaklaşımı, sıcak havayı tek başına bir hastalık nedeni olarak görmek yerine kişisel VTE risk faktörlerini tanımak, uzun süreli hareketsizlikten kaçınmak ve dehidratasyonu önlemek olmalıdır.
Özellikle daha önce VTE geçirmiş, aktif kanseri bulunan, yakın zamanda ameliyat veya hastaneye yatış öyküsü olan ya da uzun süre immobilize kalan kişilerin yolculuk ve sıcak hava koşullarında ek önlemlere ihtiyaç duyup duymadıkları hekim tarafından değerlendirilmelidir.
Op. Dr. Hidayet Demir, “Pıhtı açısından en önemli nokta, risk faktörlerini göz ardı etmemek ve belirtiler ortaya çıktığında gecikmeden tıbbi değerlendirme almaktır. Özellikle uzun süreli yolculuklarda hareket etmek ve kişinin sağlık durumuna uygun şekilde sıvı dengesini korumak, alınabilecek basit önlemler arasındadır” değerlendirmesinde bulundu.
