📝 Editoryal Not:
Bu basın bülteni, HIV ile yaşayan bireylerde artan kanser riskine dikkat çekerken toplumdaki yanlış algılar nedeniyle geciken teşhis ve tedavinin ciddi sonuçlar doğurabileceğini vurguluyor. Hem sağlık profesyonelleri hem de kamuoyu için önemli bir farkındalık içeriği sunan metin, düzenli takip, koruyucu sağlık hizmetleri ve psiko-sosyal desteğin kritik rolünü öne çıkarıyor.
Türk Kanser Derneği, 1 Aralık Dünya AIDS Günü kapsamında yaptığı açıklamada, HIV ile yaşayan bireylerde belirli kanser türlerinin genel popülasyona kıyasla daha yüksek oranda görülebildiğini vurguladı. Tedavi alınmadığında bağışıklık sisteminde oluşan zayıflama, bazı onkojenik virüslerin etkisi ve yaşam tarzı faktörleri bu riskin artmasına yol açıyor.
Türk Kanser Derneği Sağlık ve Eğitim Direktörü Ezgi Polat, HIV ve kanser ilişkisine dair şu bilgileri paylaştı:
“Etkili antiretroviral tedaviler sayesinde HIV artık kontrol edilebilir kronik bir durum haline geldi. Ancak tedavi alınmadığında bağışıklık sistemindeki baskılanma, bazı kanser türlerinin görülme riskini artırabiliyor. Kaposi sarkomu, lenfomalar ve rahim ağzı kanseri gibi HIV ile ilişkili kanserler bu bireylerde daha sık karşımıza çıkıyor. Ayrıca akciğer, karaciğer ve anal bölge kanserleri gibi dolaylı ilişkili kanser türlerinde de artış gözlemliyoruz.”
Bağışıklık Sistemi Zayıfladıkça Kanser Riski Artıyor
Polat, risk artışının biyolojik nedenlerini şu şekilde açıkladı:
“HIV tedavi edilmediğinde bağışıklık hücrelerini etkileyerek vücudun enfeksiyonlara ve tümör hücrelerine karşı savunma kapasitesini azaltır. Bu durum HPV, EBV ve hepatit virüsleri gibi onkojenik virüslerin çoğalmasını kolaylaştırır. Ayrıca sigara kullanımı, kötü beslenme ve stres gibi yaşam tarzı faktörleri de riski artıran önemli etkenlerdir.”
Erken Tanı ve Düzenli Takip Hayat Kurtarır
HIV ile yaşayan bireylerin, toplumdaki herkes gibi yaşlarına ve cinsiyetlerine uygun kanser taramalarını ihmal etmemesi gerektiğini vurgulayan Polat, “Erken tanı kanser tedavisindeki en güçlü araçtır. Rahim ağzı kanseri için Pap smear testleri, karaciğer, akciğer ve cilt kanseri kontrolleri düzenli aralıklarla yapılmalıdır.” dedi.
Pozitif-iz Derneği’nden Dayanışma Mesajı
HIV ile yaşayan bireylere psiko-sosyal destek sunan Pozitif-iz Derneği, bireylerin hem fiziksel hem de ruhsal açıdan güçlenmesini hedefleyen çalışmalar yürütüyor. Dernek, toplumdaki HIV ve AIDS’e yönelik önyargıların azalmasına da katkı sağlıyor.
Pozitif-iz Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Önder Bora, HIV ve kanser ilişkisine dair yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“HIV ile yaşayan bireyler tedavilerine düzenli devam ettiklerinde uzun, sağlıklı ve üretken bir yaşam sürdürebilirler. Ancak toplumdaki yanlış algılar, kişilerin sağlık hizmetlerine başvurma ve tarama yaptırma cesaretini azaltıyor. Biz, bu önyargıları kırmak ve bireylerin yaşam kalitesini her alanda desteklemek için çalışıyoruz.”
Bora sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kanser riski konusunda farkındalık oluşturmak, HIV ile yaşayan bireylerin yaşam kalitesini yükseltmenin önemli bir parçasıdır. Korku ve damgalama yerine bilgi, dayanışma ve düzenli sağlık takibi ön planda olmalıdır. HIV ile yaşamak sağlıklı bir geleceğe sahip olmaya engel değildir.”
Kanser Riskini Azaltmak İçin Öneriler
Ezgi Polat, HIV ile yaşayan bireylerde kanser riskini azaltmaya yardımcı olabilecek önerileri şu şekilde sıraladı:
• Antiretroviral tedaviyi (ART) düzenli kullanmak
• Sigara ve alkol tüketiminden kaçınmak
• Dengeli beslenmek, düzenli fiziksel aktivite yapmak
• HPV ve Hepatit B aşılarını tamamlamak
• Düzenli hekim kontrollerini ve kanser taramalarını aksatmamak
Türk Kanser Derneği, HIV ile yaşayan bireylere yönelik farkındalık çalışmalarının artmasının hem korunmada hem de erken tanıda kritik öneme sahip olduğunu vurguluyor.
