📝 Editoryal Not:

Koltuk altında ele gelen kitleler, hem hastalarda hem de klinisyenlerde kaygıya neden olabilen sık başvuru nedenlerinden biridir. Bu kitlelerin önemli bir bölümü benign nedenlere bağlı olsa da ayırıcı tanıda aksesuar (ektopik) meme dokusunun da akılda tutulması gerekir. Embriyolojik gelişim sürecinden kaynaklanan bu anatomik varyasyon, çoğu zaman tesadüfen saptanırken, hormonal değişiklikler döneminde belirginleşebilir ve normal meme dokusunda görülen benign veya malign patolojilerden etkilenebilir. Bu haber, aksesuar meme dokusunun klinik özelliklerini, tanısal yaklaşımını ve hangi durumlarda ileri değerlendirme gerektiğini güncel tıbbi bilgiler doğrultusunda özetlemektedir.

Doğuştan gelen aksesuar meme dokusu toplumun %2–6’sında görülebiliyor

Koltuk altında ele gelen bir şişlik, hastalarda sıklıkla yağ bezesi, lenf bezi büyümesi veya meme kanseri endişesine neden olabilmektedir. Ancak klinik uygulamada bu kitlelerin bir kısmı, embriyolojik gelişim sırasında oluşan aksesuar (ektopik) meme dokusundan kaynaklanmaktadır. Toplumda yeterince bilinmeyen bu anatomik varyasyon, kadınlarda daha sık görülmekle birlikte erkeklerde de ortaya çıkabilmektedir.

Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Tanısal Radyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Aresh Soudmand, koltuk altında saptanan her kitlenin farklı nedenlere bağlı olabileceğini belirterek doğru tanı için klinik değerlendirme ve uygun görüntüleme yöntemlerinin önemine dikkat çekiyor.

Aksesuar meme dokusu nedir?

Aksesuar meme, embriyonik dönemde gelişen meme çizgisinin (milk line) tam olarak gerilememesi sonucu oluşan doğumsal bir meme dokusudur.

Embriyolojik olarak meme çizgisi koltuk altından kasık bölgesine kadar uzanır. Normal gelişimde bu hattın büyük bölümü geriler ve yalnızca göğüs bölgesindeki meme dokusu gelişimini sürdürür. Ancak bazı bireylerde bu hattın belirli bölümleri kaybolmaz ve ek meme dokusu oluşur.

Literatürde görülme sıklığı yaklaşık %2–6 olarak bildirilmektedir. En sık yerleşim yeri koltuk altı olmakla birlikte;

  • Göğüs duvarı
  • İnframamariyen bölge
  • Karın ön duvarı
  • Nadiren kasık bölgesi

gibi alanlarda da görülebilmektedir.

Yıllarca belirti vermeyebilir

Aksesuar meme dokusu küçük olduğunda uzun yıllar fark edilmeyebilir. Ancak hormon düzeylerindeki fizyolojik değişiklikler nedeniyle;

  • Ergenlik döneminde büyüyebilir,
  • Gebelik sırasında belirginleşebilir,
  • Emzirme döneminde süt salgılayabilir.

Bazı kadınlarda emzirme döneminde koltuk altından süt gelmesi bu nedenle görülebilir ve çoğunlukla benign bir durumdur.

Hangi belirtilerle ortaya çıkabilir?

Hastalar en sık aşağıdaki yakınmalarla sağlık kuruluşuna başvurmaktadır:

  • Koltuk altında ele gelen yumuşak kitle
  • Adet döneminde büyüyen veya hassaslaşan doku
  • Gebelikte hacim artışı
  • Kol hareketleri sırasında rahatsızlık hissi
  • Kozmetik veya estetik kaygılar

Sıcak havalarda kıyafet seçimini zorlaştıran veya kol hareketleri sırasında dolgunluk hissi oluşturan kitleler de değerlendirme gerektirebilir.

Her koltuk altı kitlesi aynı hastalık değildir

Koltuk altındaki kitlelerin ayırıcı tanısı oldukça geniştir.

Ayırıcı tanıda;

  • Aksesuar meme dokusu
  • Lipom
  • Lenfadenopati
  • Epidermal kistler
  • Enfeksiyonlar ve apseler
  • Hidradenitis suppurativa
  • Yumuşak doku tümörleri

gibi birçok farklı hastalık değerlendirilmelidir.

Bu nedenle yalnızca fizik muayene ile tanı koymak yeterli olmayabilir.

Radyolojik görüntüleme tanının temel basamağını oluşturuyor

Aksesuar meme dokusunun değerlendirilmesinde ilk tercih edilen görüntüleme yöntemi genellikle yüksek frekanslı ultrasonografidir.

Ultrasonografi ile normal meme dokusuna benzer glandüler yapı değerlendirilebilir.

Klinik gereklilik halinde;

  • Mamografi
  • Meme manyetik rezonans görüntüleme (MR)

ile değerlendirme genişletilebilir.

Şüpheli lezyonlarda görüntüleme bulgularına göre BI-RADS sınıflaması yapılabilir ve gerektiğinde görüntüleme eşliğinde biyopsi planlanabilir.

Aksesuar meme dokusunda da meme hastalıkları gelişebilir

Aksesuar meme dokusu fizyolojik ve patolojik açıdan normal meme dokusuna benzer özellikler gösterir.

Bu bölgede;

  • Fibroadenom
  • Basit veya komplike kistler
  • Mastit
  • Yağ nekrozu
  • İntraduktal lezyonlar
  • Nadiren primer aksesuar meme kanseri

gelişebilir.

Her ne kadar malignite oldukça nadir görülse de, normal meme dokusunda görülen hastalıkların büyük bölümü aksesuar meme dokusunda da ortaya çıkabilir.

Cerrahi tedavi her hastada gerekli değildir

Aksesuar meme dokusunun tedavisi hastanın klinik bulgularına göre planlanır.

Semptom vermeyen, görüntüleme bulguları benign özellik gösteren ve kozmetik rahatsızlık oluşturmayan olgularda düzenli klinik takip yeterli olabilir.

Ancak;

  • Ağrı
  • Tekrarlayan tahriş
  • Hareket kısıtlılığı
  • Belirgin kozmetik deformite
  • Şüpheli radyolojik bulgular

varlığında cerrahi eksizyon uygun hastalarda değerlendirilebilir. Cerrahi planlama genel cerrahi veya plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi uzmanları tarafından yapılmaktadır.

Gebelik ve emzirme döneminde dikkat edilmesi gerekenler

Gebelik hormonlarının etkisiyle aksesuar meme dokusunda hacim artışı görülebilir ve emzirme döneminde süt üretimi gelişebilir.

Bu süreç çoğunlukla fizyolojik kabul edilmekle birlikte;

  • Şiddetli ağrı
  • Kızarıklık
  • Isı artışı
  • Sertlik
  • Akıntı

gibi bulgular gelişmesi halinde enfeksiyon veya diğer patolojiler açısından uzman değerlendirmesi gereklidir.

Hangi durumlarda gecikmeden hekime başvurulmalı?

Aşağıdaki durumlarda radyolojik değerlendirme ihmal edilmemelidir:

  • Yeni ortaya çıkan koltuk altı kitlesi
  • Hızlı büyüyen şişlik
  • Sert ve düzensiz sınırlı kitle
  • Cilt çekintisi veya renk değişikliği
  • Kanlı akıntı
  • Sürekli ağrı
  • Koltuk altında uzun süredir bulunan kitlenin belirgin değişiklik göstermesi
Uzman görüşü

Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Tanısal Radyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Aresh Soudmand şu değerlendirmede bulunuyor:

“Vücutta fark edilen her değişiklik dikkatle değerlendirilmelidir. Ancak koltuk altında ele gelen her kitlenin kötü huylu olduğu düşünülmemelidir. Erken başvuru, uygun radyolojik görüntüleme ve uzman değerlendirmesi sayesinde hem gereksiz kaygılar azaltılabilir hem de tedavi gerektiren hastalıklar erken dönemde saptanabilir.”