📝 Editoryal Not:
Kanser hastalarında influenza enfeksiyonu ciddi komplikasyon riskini artırabildiğinden, mevsimsel influenza aşılaması onkolojik bakımın önemli koruyucu sağlık bileşenlerinden biridir. Güncel ASCO ve IDSA önerileri, kanser hastalarında canlı olmayan influenza aşılarının yıllık olarak uygulanmasını desteklerken, aşılama zamanlamasının kanser türü, tedavi rejimi ve bağışıklık baskılanmasının düzeyine göre bireyselleştirilmesini vurgulamaktadır. Bu nedenle haberin temel mesajı klinik açıdan önemlidir; ancak “2–4 hafta önce” zamanlamasının mutlak bir kural olmadığı ve kemoterapi, immünoterapi, radyoterapi veya hormonal tedavi sırasında aşının gerektiğinde uygulanabileceği daha açık ifade edilmelidir. Ayrıca kök hücre nakli ve CAR-T tedavisi sonrasında aşılama takvimi diğer kanser tedavilerinden farklı olduğundan, bu gruplar ayrıca ele alınmalıdır.
Kanser hastalarında influenza enfeksiyonu daha ağır seyredebildiği için mevsimsel grip aşılaması önemli bir koruyucu sağlık uygulaması olarak öne çıkıyor. Güncel kılavuzlar, kanser hastalarının yıllık influenza aşısı olmasını önerirken, bağışıklığı baskılanmış kişilerde canlı atenüe influenza aşısının (burun spreyi) kullanılmamasını; canlı olmayan influenza aşılarının ise hastanın klinik durumuna ve aldığı tedaviye göre uygulanmasını öneriyor.
Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, kanser tedavisi sırasında grip aşısıyla ilgili en sık karşılaşılan sorulardan birinin “Kemoterapi alırken grip aşısı olabilir miyim?” olduğunu belirterek, çoğu kanser hastasında canlı olmayan influenza aşılarının uygulanabileceğini söyledi.
“Kanser hastalarında influenza enfeksiyonu zatürre ve hastaneye yatış gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Bu nedenle aşılamanın gerekliliği, olası yan etkilerle ilgili kaygılar nedeniyle göz ardı edilmemeli. Ancak kullanılacak aşının türü ve uygulanma zamanı hastanın kanser türü, tedavi rejimi, kan değerleri ve bağışıklık durumuyla birlikte değerlendirilmelidir” dedi.
Canlı atenüe influenza aşısı bağışıklığı baskılanmış hastalarda kullanılmamalı
İnfluenza aşıları farklı teknolojilerle hazırlanabiliyor. İnaktif influenza aşıları (IIV), rekombinant influenza aşıları (RIV) ve diğer canlı olmayan aşı platformları, kanser hastalarında kullanılabilen seçenekler arasında yer alıyor. Buna karşılık burun spreyi şeklinde uygulanan canlı atenüe influenza aşısı (LAIV), bağışıklığı baskılanmış kişilerde önerilmiyor.
ASCO’nun erişkin kanser hastalarının aşılanmasına ilişkin 2024 kılavuzu da canlı aşıların ciddi bağışıklık baskılanması olan hastalarda genellikle kontrendike olduğunu; canlı olmayan aşıların ise kanser tedavisi sırasında genel olarak uygulanabileceğini belirtiyor.
Aşının zamanlaması tedaviye göre bireyselleştirilmeli
Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, aşının mümkünse kanser tedavisinden 2–4 hafta önce uygulanmasının tercih edilebileceğini, ancak bunun aşılama için mutlak bir koşul olmadığını belirtti.
ASCO kılavuzuna göre canlı olmayan aşılar gerektiğinde kemoterapi veya immünoterapi sırasında ya da sonrasında; hormonal tedavi, radyoterapi veya cerrahi dönemlerinde de uygulanabilir. Bununla birlikte, bazı tedaviler sırasında bağışıklık yanıtının azalabileceği için aşılama zamanlamasının tedavi planıyla birlikte değerlendirilmesi önem taşıyor.
2026 IDSA kılavuzu da bağışıklığı baskılanmış hastalarda yıllık influenza aşılamasını güçlü biçimde öneriyor. Solid tümör nedeniyle kemoterapi alan hastalarda aşının mümkünse tedaviden en az 2 hafta önce yapılması tercih edilirken, gerekli durumlarda tedavi sırasında veya sonrasında da uygulanabileceği belirtiliyor.
“Dolayısıyla ‘kemoterapi alıyorsa grip aşısı yapılamaz’ şeklinde genel bir yaklaşım doğru değildir. Aşının ne zaman yapılacağı; tedavinin türü, tedavi döngüsü, hastanın kan değerleri, eşlik eden hastalıkları ve genel klinik durumuna göre belirlenmelidir” diyen Yıldırım, özellikle yoğun bağışıklık baskılanması bulunan hastalarda daha ayrıntılı bir planlama gerektiğine dikkat çekti.
Kök hücre nakli ve CAR-T tedavisi sonrasında ayrı değerlendirme gerekiyor
Kök hücre nakli (hematopoietik hücre nakli) ve CAR-T hücre tedavisi sonrasında aşılama yaklaşımı, standart kemoterapi alan hastalardan farklılık gösterebiliyor.
ASCO, hematopoietik kök hücre nakli sonrasında influenza aşısının bazı durumlarda nakilden 3 ay sonra başlanabilecek aşılar arasında değerlendirilebileceğini belirtiyor. CAR-T tedavisi sonrasında ise influenza ve COVID-19 aşılamasının genel olarak tedavinin tamamlanmasından en az 3 ay sonra değerlendirilmesi öneriliyor. B-hücrelerini hedefleyen tedaviler sonrasında ise bağışıklık yanıtının baskılanma düzeyi nedeniyle zamanlama ayrıca ele alınmalı.
2026 IDSA önerileri de kök hücre nakli ve CAR-T sonrasında aşılama zamanlamasının tedaviye ve bağışıklık durumuna göre bireyselleştirilmesini vurguluyor.
Aşı sonrası ateş, kemoterapi alan hastalarda dikkate alınmalı
İnfluenza aşısı sonrasında enjeksiyon yerinde ağrı, yorgunluk ve hafif ateş gibi reaksiyonlar görülebilir. Ancak kanser tedavisi alan hastalarda ortaya çıkan ateş otomatik olarak aşıya bağlanmamalıdır.
CDC, kanser hastalarının ateş geliştiğinde sağlık profesyonelleriyle gecikmeden iletişime geçmesini öneriyor. Özellikle kemoterapiye bağlı nötropeni bulunan hastalarda ateş, ciddi enfeksiyonun ilk veya tek bulgusu olabilir. Febril nötropeni açısından kullanılan klasik tanımlarda tek ölçümde ≥38,3°C veya en az bir saat devam eden ≥38,0°C ateş eşikleri yer alıyor. Hastanın kendi onkoloji ekibinin belirlediği ateş eşiği ve başvuru planı öncelikle dikkate alınmalı.
Bu nedenle Prof. Dr. Yıldırım, “Aşı sonrasında ateş görülmesi mümkün olmakla birlikte, özellikle kemoterapi alan bir hastada ateşi yalnızca aşıya bağlamak doğru değildir. Ateş geliştiğinde hastanın onkoloji ekibi tarafından değerlendirilmesi gerekir” uyarısında bulundu.
Korunmada yalnızca hastanın aşılanması değil, yakın çevrenin aşılanması da önemli
Kanser hastalarında influenza riskini azaltmak için hastanın uygun zamanda aşılanmasının yanı sıra, birlikte yaşayan aile bireyleri ve bakım verenlerin de mevsimsel influenza aşılarının güncel olması önem taşıyor. Güncel IDSA ve CDC önerileri, bağışıklığı baskılanmış kişilerin yakın çevresinin de influenza aşılamasıyla korunmasını destekliyor.
Sonuç olarak, kanser hastalarında influenza aşılaması “yapılabilir mi?” sorusundan çok, “hangi aşı, hangi zamanda ve hangi klinik koşullarda uygulanmalı?” sorusu üzerinden değerlendirilmelidir. Canlı olmayan influenza aşıları çoğu kanser hastasında kullanılabilirken, canlı atenüe influenza aşısından kaçınılması ve özellikle kök hücre nakli, CAR-T veya B-hücrelerini hedefleyen tedaviler sonrasında aşılama takviminin hastaya özel planlanması gerekir.
