📝 Editoryal Not:
Aşırı sıcaklar yalnızca ısıya bağlı hastalıkların değil, mevcut kardiyovasküler hastalıkların kötüleşmesinin de önemli bir nedeni olabilir. Dünya Sağlık Örgütü ve Amerikan Kalp Derneği, özellikle ileri yaştaki, kronik hastalığı veya kardiyovasküler hastalığı bulunan kişilerin sıcak hava dönemlerinde daha yüksek risk taşıdığını vurgulamaktadır. Bu nedenle haber, hastaların ilaç tedavilerini hekim önerisi dışında değiştirmemesi, sıcak maruziyetini azaltması ve sıvı yönetimini hastalığının özelliklerine göre planlaması konusunda pratik ve bilimsel açıdan temellendirilmiş bilgiler sunmaktadır.
Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ünal Aydın, aşırı sıcakların özellikle kalp ve damar hastalığı bulunan kişilerde kardiyovasküler sistem üzerindeki yükü artırabileceğine dikkat çekerek; sıcaklığın en yüksek olduğu saatlerde güneş ve fiziksel efor maruziyetinin azaltılması, ilaçların hekim önerisi doğrultusunda düzenli kullanılması ve sıvı dengesine dikkat edilmesi gerektiğini belirtti.
Yaz aylarında artan sıcaklıklar, vücudun ısı dengesini korumak için kardiyovasküler sistem üzerindeki iş yükünü artırabilir. Sıcak havalarda cilt damarlarının genişlemesi ve terleme yoluyla ısı kaybının artırılması, kalp hızında ve dolaşım üzerindeki yükte değişikliklere yol açabilir. Sıvı kaybı ve dehidratasyon da bu fizyolojik yükü artırabilir. Özellikle kalp-damar hastalığı bulunanlar, ileri yaştaki kişiler ve kronik hastalığı olanlar sıcak hava dönemlerinde daha yüksek risk altındadır.
“Sıcak hava kalbin üzerindeki yükü artırıyor”
Prof. Dr. Ünal Aydın, aşırı sıcaklarda vücudun ısıyı uzaklaştırabilmek için dolaşım sistemini daha fazla çalıştırdığını belirterek, “Sıcak havalarda damarların genişlemesi ve terlemeyle ortaya çıkan sıvı kaybı, kalbin ve dolaşım sisteminin üzerindeki yükü artırabilir. Özellikle kalp-damar hastalığı bulunan kişilerde bu durum daha dikkatli bir yaklaşımı gerektirir” dedi.
Sıcak maruziyeti; dehidratasyon, elektrolit dengesizlikleri ve kan basıncında değişikliklerle birlikte seyredebilir. Aşırı sıcaklar ayrıca mevcut kardiyovasküler hastalıkların kötüleşmesi ve bazı akut kardiyovasküler olayların riskinde artışla ilişkilendirilmektedir.
Bu nedenle çarpıntı, belirgin nefes darlığı, göğüs ağrısı, bayılma veya bilinç değişikliği gibi olağan dışı belirtiler ortaya çıktığında tıbbi değerlendirme geciktirilmemelidir.
“Kalp ilaçları hekim önerisi olmadan değiştirilmemeli”
Kalp ve damar hastalığı nedeniyle tedavi gören kişilerin ilaçlarını hekimlerinin önerdiği şekilde kullanmaya devam etmesinin önemine dikkat çeken Aydın, sıcak havalarda ilaçların etkilerinin ve sıvı-tansiyon dengesinin bazı hastalarda yeniden değerlendirilmesi gerekebileceğini söyledi.
Bazı antihipertansifler, beta blokerler ve diüretikler dahil olmak üzere kardiyovasküler hastalıklarda kullanılan çeşitli ilaçlar, sıcaklık ve sıvı kaybına verilen fizyolojik yanıtı etkileyebilir. Bununla birlikte hastaların ilaçlarını kendi kararıyla kesmesi, dozunu azaltması veya artırması doğru değildir. Tedavide değişiklik gerekip gerekmediği, hastanın klinik durumuna göre hekim tarafından değerlendirilmelidir.
Özellikle kalp yetersizliği gibi sıvı yönetiminin kritik olduğu durumlarda “daha fazla su içme” önerisi her hasta için aynı şekilde uygulanmamalıdır. Sıvı kısıtlaması bulunan hastalar, günlük sıvı alımlarını kendi hekimlerinin önerileri doğrultusunda planlamalıdır.
Günün en sıcak saatlerinde sıcak maruziyeti azaltılmalı
Prof. Dr. Aydın, sıcaklığın en yüksek olduğu saatlerde mümkün olduğunca doğrudan güneş altında bulunulmamasını ve yoğun fiziksel aktiviteden kaçınılmasını önerdi.
Dışarıda bulunmak veya çalışmak zorunda olan kişilerin gölgede ve daha serin ortamlarda düzenli molalar vermesi, uygun ve hafif kıyafetler kullanması ve sıcak maruziyetini mümkün olduğunca azaltması önem taşıyor. Dünya Sağlık Örgütü de sıcak havalarda günün en sıcak dönemlerinde dışarı çıkmaktan ve yoğun fiziksel aktiviteden kaçınılmasını, mümkün olduğunda serin ortamlarda zaman geçirilmesini öneriyor.
Evinde yeterli soğutma imkânı bulunmayan kişilerin, mümkünse serin ve sıcaklığı kontrol altında tutulan kamuya açık alanlardan yararlanması da sıcak maruziyetinin azaltılmasına katkı sağlayabilir.
Sıvı yönetimi hastalığa göre planlanmalı
Sıcak havalarda terlemeyle sıvı kaybı arttığı için yeterli hidrasyon önem taşır. Ancak bu öneri tüm kalp-damar hastaları için aynı miktarda sıvı tüketilmesi anlamına gelmez.
Özellikle kalp yetersizliği, ileri böbrek hastalığı veya hekim tarafından sıvı kısıtlaması önerilmiş kişilerde günlük sıvı tüketimi bireysel olarak planlanmalıdır. Bu hastaların sıcak havalarda sıvı alımlarını kendi başlarına önemli ölçüde artırmaları veya azaltmaları yerine sağlık profesyonellerine danışmaları gerekir.
Klima kullanımında aşırı sıcak-soğuk geçişlerinden kaçınılmalı
Prof. Dr. Ünal Aydın, sıcak havalarda klima kullanımının da uygun şekilde planlanması gerektiğini belirterek, çok sıcak ortamdan çok soğuk bir ortama ani geçişlerin rahatsızlık oluşturabileceğini ifade etti.
Bu nedenle klima kullanılan ev, iş yeri ve araçlarda ortamın aşırı soğutulmasından kaçınılması ve dış ortam ile iç ortam arasındaki sıcaklık farkının mümkün olduğunca makul düzeyde tutulması öneriliyor.
Ancak burada tüm kalp-damar hastaları için “klima sıcaklığı kesinlikle 21 °C’nin altında olmamalıdır” şeklinde evrensel bir tıbbi sınır bulunmadığından, bu ifade yerine hastanın konforunu ve güvenliğini gözeten, aşırı soğuk ortamlardan kaçınmayı vurgulayan yaklaşım tercih edilmelidir.
Kimler daha fazla dikkat etmeli?
Aşırı sıcakların etkilerine karşı özellikle şu grupların daha dikkatli olması gerekiyor:
- İleri yaştaki kişiler,
- Kalp yetersizliği, koroner arter hastalığı, hipertansiyon veya diğer kardiyovasküler hastalıkları bulunanlar,
- Kronik hastalığı bulunan kişiler,
- Sıcak ortamda çalışan açık hava çalışanları,
- Sıvı veya elektrolit dengesini etkileyebilecek ilaçları kullanan kişiler,
- Serin ve iklimlendirilmiş ortamlara erişimi sınırlı olan kişiler.
WHO ve güncel Amerikan Kalp Derneği bilimsel değerlendirmeleri, yaşlıların, kardiyovasküler hastalığı bulunanların ve sıcak maruziyeti yüksek grupların aşırı sıcaklardan daha fazla etkilenebildiğini ortaya koymaktadır.
Sıcak havalarda kalp-damar sağlığını korumak için
Prof. Dr. Ünal Aydın, sıcak hava dönemlerinde şu noktalara dikkat edilmesini önerdi:
- Hekim tarafından reçete edilen kalp ve damar ilaçlarını düzenli kullanın; ilaçlarda kendi kendinize değişiklik yapmayın.
- Sıvı tüketiminizi hastalığınız ve hekiminizin önerileri doğrultusunda düzenleyin.
- Günün en sıcak saatlerinde doğrudan güneş ve yoğun fiziksel efordan kaçının.
- Açık havada çalışıyorsanız gölgede veya daha serin alanlarda düzenli molalar verin.
- Ev ve çalışma ortamını mümkün olduğunca serin tutun.
- Klima kullanımında ortamı aşırı soğutmaktan ve çok sıcak ile çok soğuk ortamlar arasında ani geçişlerden kaçının.
- Sıcak hava dönemlerinde özellikle yalnız yaşayan veya ileri yaşta olan kalp-damar hastalarının düzenli olarak kontrol edilmesini sağlayın.
- Göğüs ağrısı, belirgin nefes darlığı, bayılma, bilinç değişikliği, ciddi halsizlik veya şiddetli çarpıntı gibi belirtilerde gecikmeden tıbbi yardım alın.
Prof. Dr. Ünal Aydın, aşırı sıcakların kalp ve damar hastaları açısından yalnızca bir konfor sorunu olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, “Sıcak maruziyetini azaltmak, tedaviyi hekim önerisi doğrultusunda sürdürmek ve sıvı dengesine hastalığın özelliklerine göre dikkat etmek, sıcak havanın kardiyovasküler sistem üzerindeki yükünü azaltmaya yardımcı olabilir” dedi.
