📝 Editoryal Not:
Göz ovalama, günlük yaşamda son derece sık yapılan ve çoğu zaman zararsız görülen bir davranış olsa da özellikle kuvvetli ve tekrarlayan ovalama, kornea bütünlüğü ve göz yüzeyi açısından önem taşıyabilir. Güncel literatür, kronik göz ovalama ile özellikle keratokonus arasında ilişki bulunduğuna ve alerjik göz hastalıklarında bu davranışın korneal komplikasyonları artırabileceğine işaret etmektedir. Bu nedenle metnin temel hasta bakım mesajı, göz ovalamayı yalnızca mekanik bir alışkanlık olarak değil, altta yatan alerji, kuruluk veya diğer oküler yüzey hastalıklarının bir belirtisi olarak değerlendirmek ve tekrarlayan kaşıntı/rahatsızlık durumunda uygun oftalmolojik değerlendirmeyi teşvik etmektir.
Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Birtan Öztürk, özellikle kuvvetli ve tekrarlayan göz ovalama alışkanlığının göz yüzeyinde tahrişe ve korneal hasara yol açabileceğine, kronik ovalamanın ise keratokonus gelişimi veya ilerlemesiyle ilişkili olabileceğine dikkat çekti. Öztürk, gözde sürekli kaşıntı, kuruluk, batma veya yabancı cisim hissi bulunan kişilerin yalnızca ovalama davranışını engellemek yerine altta yatan nedenin araştırılması gerektiğini belirtti.
Gün içinde yorgunluk, uykululuk, kuruluk veya kaşıntı nedeniyle gözleri ovalamak oldukça yaygın bir davranış. Ancak özellikle kuvvetli, sık ve uzun süreli ovalama, göz yüzeyinde mekanik stres oluşturabilir.
Güncel çalışmalar, tekrarlayan göz ovalama ile keratokonus arasında ilişki bulunduğunu göstermektedir. Keratokonus; korneanın (gözün ön kısmındaki saydam tabaka) giderek incelmesi ve öne doğru bombeleşmesiyle seyreden, düzensiz astigmatizma ve görme kalitesinde azalmaya neden olabilen bir korneal ektazi hastalığıdır.
“Özellikle kuvvetli ve kronik ovalamadan kaçınılmalı”
Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Birtan Öztürk, göz ovalamanın kısa süreli bir rahatlama sağlayabilmesine karşın tekrarlayan ve kuvvetli ovalamanın göz dokuları açısından istenmeyen sonuçlar doğurabileceğini belirtti.
Öztürk, “Göz ovalama davranışının altında çoğu zaman kaşıntı, göz kuruluğu, alerji veya göz yüzeyindeki başka bir rahatsızlık bulunabilir. Bu nedenle yalnızca ovalamayı bırakmaya çalışmak yerine, davranışı tetikleyen nedeni de ortaya koymak gerekir” dedi.
Literatürde özellikle alerjik göz hastalığı bulunan kişilerde göz kaşıntısı ve ovalama davranışının daha sık görüldüğü, kronik ve kuvvetli ovalamanın ise korneal yapıda değişikliklere katkıda bulunabileceği bildirilmektedir.
Göz ovalamanın olası göz sağlığı etkileri
1. Keratokonus ve korneal ektazi ile ilişki
Keratokonus, korneanın biyomekanik özelliklerinin bozulması sonucunda incelip öne doğru bombeleşmesiyle karakterizedir. Hastalık düzensiz astigmatizma, görme kalitesinde azalma ve ilerleyen olgularda ciddi görme bozukluğuna neden olabilir.
Kronik ve kuvvetli göz ovalama, keratokonus gelişimi ve progresyonu açısından önemli bir risk faktörü olarak değerlendirilmektedir. Ancak mevcut kanıtlar, ovalamanın tek başına her bireyde keratokonusa neden olduğunu göstermemektedir. Genetik yatkınlık, alerjik hastalıklar ve diğer çevresel/biyolojik faktörler de hastalığın gelişiminde rol oynayabilir.
Bu nedenle özellikle keratokonus tanısı bulunan veya ailesinde keratokonus öyküsü olan kişilerde göz ovalama alışkanlığının önlenmesi önem taşır.
2. Kornea yüzeyinde mekanik hasar
Göz yüzeyinde bulunan küçük partiküller veya kir, göz ovalama sırasında kornea ve konjonktiva üzerinde mekanik irritasyonu artırabilir. Kuvvetli ovalama, özellikle kornea epitelinde yüzeysel hasar ve abrazyonlara yol açabilir.
Kornea epitelinin bütünlüğünün bozulması; ağrı, batma, ışık hassasiyeti, sulanma ve görmede bulanıklık gibi belirtilere neden olabilir. Travmaya bağlı veya enfeksiyonla ilişkili korneal lezyonlarda ise gecikmeden oftalmolojik değerlendirme gerekebilir.
Bu nedenle göze yabancı cisim kaçtığında gözü kuvvetli şekilde ovalamak yerine, uygun ilk yardım yaklaşımının uygulanması ve şikâyet devam ederse göz hekimine başvurulması gerekir.
3. Göz enfeksiyonları açısından el hijyeni önemli
Eller, göz çevresiyle temas ettiğinde mikroorganizmaların göz yüzeyine taşınmasına neden olabilir. Bu nedenle gözlere dokunmadan önce ellerin temiz olması önemlidir.
Ancak göz ovalamanın doğrudan bakteriyel veya mantar enfeksiyonuna yol açtığını söylemek doğru değildir. Enfeksiyon gelişiminde göz yüzeyinin bütünlüğü, hijyen, kontakt lens kullanımı, mevcut göz hastalıkları ve diğer risk faktörleri birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle göz cerrahisi geçirmiş kişilerde ameliyat sonrası dönemde gözü ovuşturmaktan kaçınmak ve cerrahın önerilerine uymak önemlidir.
4. Alerjide kaşıntı-ovalama döngüsü oluşabilir
Alerjik konjonktivitte gözlerde kaşıntı önemli bir belirtidir. Kaşıntı nedeniyle gözleri ovalamak kısa süreli rahatlama sağlayabilir; ancak tekrarlayan ovalama göz yüzeyindeki irritasyonu artırarak kişinin yeniden gözlerini ovalamasına yol açabilir.
Özellikle çocuklarda ve şiddetli alerjik göz hastalığı bulunan kişilerde bu davranışın kontrol altına alınması önemlidir. Alerjinin uygun şekilde tedavi edilmesi, göz ovalama davranışının azaltılmasına ve dolayısıyla korneal komplikasyon riskinin düşürülmesine katkı sağlayabilir.
5. Göz içi basıncında geçici değişiklikler görülebilir
Göz küresine mekanik bası uygulanması göz içi basıncında geçici değişikliklere neden olabilir. Çalışmalarda göz ovalama sonrasında göz içi basıncında değişiklikler bildirilmiş olsa da bu bulgu, göz ovalamanın doğrudan glokoma neden olduğunu veya glokom gelişme riskini artırdığını göstermemektedir.
Bununla birlikte glokom hastalarının gözlerini kuvvetli şekilde ovalamaktan kaçınması ve tedavilerini düzenli sürdürmesi önemlidir.
6. Göz çevresinde tahriş oluşabilir
Göz çevresindeki deri oldukça hassastır. Tekrarlayan mekanik sürtünme; kızarıklık, irritasyon ve hassasiyete neden olabilir. Ancak göz altı morluklarının yalnızca kılcal damarların çatlamasına bağlı olduğu şeklindeki kesin ifade yerine, kronik ovalamanın göz çevresinde tahriş ve renk değişikliğine katkıda bulunabileceği belirtilmelidir.
“Ovalamak yerine kaşıntının nedenini tedavi etmek gerekiyor”
Op. Dr. Birtan Öztürk, gözlerde kaşıntı veya rahatsızlık hissedildiğinde ilk refleksin gözleri ovalamak olmaması gerektiğini belirterek, şu önerilerde bulundu:
“Gözde kaşıntı veya irritasyon olduğunda gözleri ovalamak yerine gözleri kapatmak ve özellikle alerjiye bağlı kaşıntıda serin kompres uygulamak rahatlatıcı olabilir. Ancak bu yaklaşım altta yatan hastalığın tedavisinin yerine geçmez. Kaşıntı tekrarlıyorsa alerjik konjonktivit, kuru göz hastalığı veya başka bir göz yüzeyi problemi açısından değerlendirme yapılmalıdır.”
Özellikle sürekli kaşıntı, ışık hassasiyeti, ağrı, yabancı cisim hissi, belirgin kızarıklık veya görme azalması bulunan kişilerin göz hekimine başvurması gerekir.
Keratokonus açısından erken değerlendirme önemli
Keratokonus erken dönemde çoğu zaman yalnızca gözlük numarasındaki değişikliklerle fark edilebilir. İlerleyen dönemde düzensiz astigmatizma ve görme kalitesinde belirgin bozulma ortaya çıkabilir.
Özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde başlayan yoğun göz ovalama, alerjik göz hastalığı veya ailede keratokonus öyküsü bulunan kişilerde kornea muayenesi ve gerektiğinde korneal topografi/tomografi ile değerlendirme yapılması klinik açıdan önem taşıyabilir.
Keratokonusun erken tanınması, hastalığın ilerlemesinin izlenmesine ve uygun hastalarda korneal çapraz bağlama (cross-linking) gibi tedavilerin zamanında değerlendirilmesine olanak sağlayabilir.
Göz sağlığını korumak için 5 temel öneri
- Gözlerinizi kuvvetli ve tekrarlayan şekilde ovalamaktan kaçının.
- Kaşıntı varsa altta yatan nedeni araştırın; özellikle alerji ve kuru göz açısından değerlendirme yaptırın.
- Gözlere dokunmadan önce ellerinizi temizleyin.
- Kontakt lens kullanıyorsanız hijyen ve kullanım kurallarına uyun.
- Görme azalması, ağrı, ışık hassasiyeti veya belirgin kızarıklık gibi belirtilerde göz hekimine başvurun.
Op. Dr. Birtan Öztürk, özellikle çocuklarda ve alerjik göz hastalığı bulunan kişilerde göz ovalama alışkanlığının yakından takip edilmesi gerektiğini belirterek, “Göz ovalama çoğu zaman altta yatan bir rahatsızlığın belirtisidir. Önemli olan yalnızca bu davranışı engellemek değil, kaşıntı veya irritasyona neden olan problemi doğru şekilde tanımlayıp tedavi etmektir” dedi.
