📝 Editoryal Not:
Çocukluk çağı bağışıklaması, ciddi enfeksiyonların ve bu enfeksiyonlara bağlı komplikasyonların önlenmesinde en etkili koruyucu sağlık uygulamalarından biridir. Metnin temel mesajı bilimsel kanıtlarla uyumlu olmakla birlikte, Türkiye’nin güncel Ulusal Çocukluk Dönemi Aşılama Takvimi açısından bazı önemli güncellemeler gerektiriyordu. Özellikle 14 Nisan 2025 itibarıyla beş bileşenli karma aşı ile hepatit B aşısını birleştiren altı bileşenli karma aşının (DaBT-İPA-Hib-HepB) rutin takvime dahil edildiği dikkate alınarak içerik güncellenmiştir. Ayrıca rotavirüs, meningokok, HPV, influenza ve RSV aşıları, ulusal rutin takvimde yer alan aşılarla aynı kategoride sunulmamalı; yaş, risk grubu ve ulusal/klinik önerilere göre değerlendirilen aşılar olarak ayrıştırılmalıdır.
Çocukluk döneminde zamanında uygulanan aşılar, ciddi seyredebililen bulaşıcı hastalıkların ve bunlara bağlı komplikasyonların önlenmesinde kritik rol oynuyor. Uz. Dr. Meltem Güneş Aslan, ailelerin aşı takvimini düzenli takip etmeleri, geciken dozların uygun bir telafi programıyla tamamlanması ve aşılarla ilgili soruların sağlık profesyonelleriyle değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Bağışıklama, bireyin belirli enfeksiyon etkenlerine karşı bağışıklık yanıtı geliştirmesini sağlayarak hastalık riskini ve hastalığa bağlı komplikasyonları azaltan temel koruyucu sağlık uygulamalarından biridir. Aşılar; mikroorganizmanın tamamını, belirli bileşenlerini veya bağışıklık sistemini güvenli biçimde uyaran başka yapılarını içerebilir. Aşının türüne bağlı olarak oluşturulan bağışıklık yanıtı, kişinin aynı etkenle karşılaşması durumunda hastalığa karşı daha hızlı ve etkili yanıt vermesine yardımcı olur.
Memorial Ankara Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Meltem Güneş Aslan, “1-31 Ağustos Ulusal Aşı Farkındalık Ayı” kapsamında çocukluk çağı aşılarının önemi, güncel aşılama uygulamaları ve ailelerin merak ettiği konular hakkında bilgi verdi.
Bebeklik döneminde zamanında aşılama önem taşıyor
Bebekler yaşamlarının özellikle ilk dönemlerinde bazı enfeksiyonlara karşı daha yüksek risk taşıyabilir. Gebelik sırasında anneden bebeğe geçen maternal antikorlar bebeğe yaşamın ilk döneminde belirli ölçüde pasif koruma sağlasa da bu koruma zamanla azalır ve tüm enfeksiyonlara karşı yeterli değildir.
Bu nedenle aşıların önerilen yaş ve aralıklarda uygulanması, bağışıklığın enfeksiyonla karşılaşmadan önce oluşturulması açısından önem taşır.
Aşılama yalnızca bireysel koruma sağlamaz. Toplumda yeterli aşılama oranlarına ulaşılması, bulaşıcı hastalıkların yayılımını azaltarak henüz aşılanamayacak kadar küçük bebekler veya bazı bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler gibi daha kırılgan grupların dolaylı olarak korunmasına katkıda bulunabilir.
Türkiye’nin çocukluk çağı aşı takvimi güncellendi
T.C. Sağlık Bakanlığı’nın 2025 yılında güncellediği Ulusal Çocukluk Dönemi Aşılama Takvimi’nde 13 hastalığa karşı rutin aşılama uygulanıyor:
- Difteri
- Boğmaca
- Tetanoz
- Çocuk felci
- Hepatit B
- Hepatit A
- Haemophilus influenzae tip b (Hib)
- Tüberküloz
- Kızamık
- Kızamıkçık
- Kabakulak
- Suçiçeği
- Pnömokok hastalıkları
Sağlık Bakanlığı’nın güncel takviminde ayrıca aşıların uygulama zamanları yaşa göre belirlenmiş durumda. Takvim; doğum, 2., 4., 6., 9., 12., 18., 24. ve 48. ay ile 13 yaş dönemindeki uygulamaları içeriyor.
Altı bileşenli karma aşı ile enjeksiyon sayısı azaltıldı
2025 yılında Türkiye’nin çocukluk çağı aşılama programında önemli bir değişiklik yapıldı. DaBT-İPA-Hib-HepB olarak adlandırılan altı bileşenli karma aşı, difteri, asellüler boğmaca, tetanoz, inaktif çocuk felci, Hib ve hepatit B’ye karşı koruma sağlayan bileşenleri tek aşı uygulamasında bir araya getiriyor.
Bu uygulama ile daha önce ayrı uygulamalarla verilen beş bileşenli karma aşı ve hepatit B aşısı tek enjeksiyonda birleştirildi. Sağlık Bakanlığı’nın açıklamasına göre altı bileşenli karma aşı, rutin programda 2., 4. ve 6. ayların sonunda ve 18. ayda uygulanıyor. Bu yaklaşım, enjeksiyon sayısının azaltılması ve aşılama programının uygulanmasının kolaylaştırılması açısından önemli bir yenilik oluşturuyor.
Doğumdan itibaren başlayan koruyucu program
Türkiye’deki rutin çocukluk çağı bağışıklama programında hepatit B aşısının ilk dozu doğumda uygulanıyor. İlerleyen aylarda diğer rutin aşılar yaşa uygun şekilde programa dahil ediliyor.
Prematüre bebeklerde de çoğu aşı, bebeğin kronolojik yaşına göre uygulanır; prematürite tek başına rutin aşıların ertelenmesi için gerekçe değildir. Aşılar genel olarak tam doz uygulanır. Ancak hepatit B aşısının doğum dozu konusunda bebeğin doğum ağırlığı ve annenin hepatit B yüzey antijeni (HBsAg) durumu gibi faktörler önem taşıyabilir. Bu nedenle prematüre veya düşük doğum ağırlıklı bebeklerin hepatit B bağışıklaması, yenidoğan hekiminin değerlendirmesi ve ulusal protokoller doğrultusunda planlanmalıdır.
Bu nedenle orijinal metindeki “prematüre bebeğin ilk hepatit B dozu 2.000 grama ulaştığında yapılır” şeklindeki genelleme uygun değildir. Hepatit B açısından annenin HBsAg durumuna ve bebeğin doğum ağırlığına göre farklı uygulamalar söz konusu olabilir.
Aşı takviminde gecikme olduysa seri yeniden başlatılmaz
Uz. Dr. Meltem Güneş Aslan, ailelerin çocukların aşılarını zamanında yaptırmasının önemli olduğunu belirterek, aşı takviminde gecikme yaşanmasının çoğu durumda tüm aşılama serisinin baştan başlatılmasını gerektirmediğini vurguladı.
Eksik veya gecikmiş dozlar, çocuğun yaşı, daha önce uygulanan aşılar ve gereken minimum doz aralıkları değerlendirilerek uygun bir telafi aşılama programı ile tamamlanabilir.
Bu nedenle aşısı geciken çocuklarda ailelerin kendi kararlarıyla yeni bir program oluşturmak yerine aile hekimi veya çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanına başvurması önemlidir.
Aşıların yan etkileri çoğunlukla hafif ve geçicidir
Aşılar, diğer tüm tıbbi ürünler gibi istenmeyen etkilere neden olabilir. En sık görülen reaksiyonlar genellikle uygulama yerinde ağrı, kızarıklık veya şişlik ile hafif ateş, halsizlik ve benzeri kısa süreli belirtilerdir. Aşı türüne göre beklenen reaksiyonlar değişebilir.
Ciddi advers reaksiyonlar nadirdir. Şiddetli alerjik reaksiyonlar gibi acil müdahale gerektiren durumlar ise sağlık kuruluşlarında uygun şekilde yönetilmelidir.
Aşı güvenliği, ruhsatlandırma öncesindeki klinik çalışmaların yanı sıra ruhsatlandırma sonrasında yürütülen farmakovijilans çalışmalarıyla da izlenir. Bu süreçte advers olayların sürekli olarak değerlendirilmesi, aşıların güvenlilik profilinin izlenmesi açısından önem taşır.
Aşılar otizme neden olmaz
Aşılarla ilgili en yaygın yanlış inanışlardan biri, aşıların otizm spektrum bozukluğuna neden olduğu iddiasıdır.
Bugüne kadar farklı ülkelerde, farklı yöntemlerle ve geniş popülasyonlarda yürütülen çok sayıda yüksek kaliteli çalışma bu iddiayı desteklememektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2025 yılında yayımladığı güncel değerlendirmede de mevcut yüksek kaliteli kanıtların aşılarla otizm arasında nedensel bir ilişki bulunmadığını gösterdiği yeniden vurgulanmıştır. İnceleme; genel olarak aşıları, ayrıca tiyomersal içeren ve alüminyum adjuvanı bulunan aşıları da kapsamaktadır.
Dolayısıyla aşı sonrasında görülebilen kısa süreli ateş veya enjeksiyon bölgesindeki reaksiyonlar, otizm geliştiği anlamına gelmez; bunlar bağışıklık sisteminin aşıya verdiği beklenen veya bilinen reaksiyonlar arasında yer alabilir.
Rutin takvim dışındaki aşılar hekim değerlendirmesiyle planlanabilir
İnfluenza, rotavirüs, meningokok, HPV ve RSV’ye yönelik aşılar açısından ise tek bir “tüm çocuklara aynı şekilde uygulanır” yaklaşımı doğru değildir.
Bu aşıların kullanımına ilişkin karar; çocuğun yaşı, risk durumu, mevcut hastalıkları, ülkenin güncel bağışıklama politikaları ve ilgili aşının ruhsat/uygulama koşulları dikkate alınarak verilmelidir.
Bu nedenle ailelerin rutin ulusal takvimde bulunan aşılarla, risk gruplarına veya belirli yaşlara göre önerilebilen aşıları birbirinden ayırması önem taşır.
Ailelerin aşı takibindeki rolü büyük
Ailelerin çocuklarının aşı kartını ve aşı kayıtlarını düzenli takip etmesi, önerilen dozların zamanında uygulanmasını sağlaması önemlidir.
Uz. Dr. Meltem Güneş Aslan, “Aşılarla ilgili tereddüt yaşayan ailelerin sosyal medya veya doğrulanmamış internet kaynakları yerine çocuklarının hekimleri ve aile hekimleriyle görüşmeleri, çocuğun kişisel risklerini ve aşı gereksinimlerini birlikte değerlendirmeleri önem taşıyor” dedi.
Aşılama programları, bulaşıcı hastalıkların ve bu hastalıklara bağlı ağır sonuçların önlenmesinde en etkili toplum temelli koruyucu sağlık uygulamaları arasında yer almaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’nün değerlendirmesine göre çocukluk çağı bağışıklama programları son 50 yılda en az 154 milyon hayatın kurtarılmasına katkı sağlamıştır.
Aileler için temel mesajlar
- Çocuğunuzun aşılarını Ulusal Aşı Takvimi’ne uygun zamanda yaptırın.
- Aşı kartı ve sağlık kayıtlarını düzenli takip edin.
- Geciken dozlar için aşılama serisini kendi kendinize yeniden başlatmayın; sağlık profesyoneline başvurun.
- Prematüre veya kronik hastalığı bulunan çocukların aşı programını hekim önerisi doğrultusunda takip edin.
- Aşı sonrası gelişen belirtiler konusunda sağlık çalışanından bilgi alın.
- Aşılarla ilgili bilimsel olmayan iddialar yerine güvenilir sağlık kaynaklarını ve hekim önerilerini esas alın.
