📝 Editoryal Not:
Kanser tanılarının çevremizde daha sık duyulması, toplumda “gizli bir kanser salgını yaşanıyor” algısına yol açabiliyor. Ancak kanser insidansı, yaşlanan nüfus, nüfus artışı, yaşam tarzı ve çevresel riskler, tarama uygulamaları ve tanı olanaklarındaki gelişmeler gibi çok sayıda faktörün birlikte etkilediği karmaşık bir konudur. Bu haber, kanser görülme sıklığı ile kanserden ölüm arasındaki farkı açıklarken erken tanı, tarama ve tedavideki bilimsel ilerlemelerin hasta sonuçlarına katkısını ele almaktadır. Bununla birlikte, kanserin tek bir hastalık olmadığı ve tüm kanser türlerinde aynı eğilimlerin görülmediği özellikle vurgulanmalıdır.
Kanser tanısı alan kişilerin sayısındaki artış, her zaman kanser riskinin aynı oranda arttığı anlamına gelmiyor. Yaşlanan nüfus, nüfus artışı, yaşam tarzı ve çevresel riskler ile tarama ve tanı olanaklarının gelişmesi bu artışta rol oynayabiliyor. Öte yandan birçok kanser türünde erken tanı ve tedavi seçeneklerinin gelişmesi, hastaların yaşam süresinin ve yaşam kalitesinin iyileştirilmesine önemli katkı sağlıyor.
Acıbadem Life Danışmanı, İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Burak Can, toplumda kanser vakalarının daha görünür hale gelmesinin nedenleri ve kanser tedavisindeki gelişmeler hakkında bilgi verdi.
Kanser neden yaşla birlikte daha sık görülüyor?
Kanser, hücrelerin büyümesini ve bölünmesini kontrol eden mekanizmalarda meydana gelen genetik değişikliklerin birikmesi sonucunda gelişebilen karmaşık bir hastalık grubudur.
Hücreler yaşam boyunca bölünürken DNA’nın kopyalanması sırasında hatalar meydana gelebilir. Bunun yanı sıra tütün kullanımı, ultraviyole radyasyon, bazı enfeksiyonlar, alkol tüketimi, obezite ve diğer çevresel veya yaşam tarzıyla ilişkili faktörler de belirli kanserlerin gelişme riskini artırabilir.
Yaş ilerledikçe hücrelerde genetik değişikliklerin birikmesi ve hücrelerin hasarı onarma mekanizmalarının zaman içinde değişmesi nedeniyle birçok kanser türünün görülme riski artar.
Dr. Burak Can, “Kanser gelişimi yalnızca DNA kopyalanması sırasında meydana gelen rastlantısal hatalarla açıklanamaz. Yaşlanma, genetik yatkınlık, çevresel maruziyetler, yaşam tarzı ve bazı enfeksiyonlar gibi birçok faktör birlikte rol oynar. İnsan ömrünün uzaması da kanserin daha sık görülmesinin önemli nedenlerinden biridir” dedi.
Kanser tanılarının artması ne anlama geliyor?
Bir toplumda kanser tanılarının sayısının artması, öncelikle ham vaka sayısı ile kanser insidansının birbirinden ayrılması gerektiğini gösteriyor.
Nüfusun büyümesi ve yaş ortalamasının yükselmesi, kanser tanılarının toplam sayısını artırabilir. Bunun yanında bazı kanserlerde tütün kullanımı, obezite, alkol tüketimi, fiziksel hareketsizlik ve diğer çevresel risk faktörleri de hastalık yükünü etkileyebilir.
Öte yandan kanser taramalarının yaygınlaşması ve tanı yöntemlerinin gelişmesi, daha önce fark edilmeyen bazı tümörlerin daha erken saptanmasını sağlayabilir.
Bu nedenle kanser istatistikleri değerlendirilirken yalnızca “kaç kişiye kanser tanısı konulduğu” değil; yaşa göre standardize edilmiş insidans, kanser türü, evre, sağkalım ve mortalite gibi farklı göstergelerin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Tanı teknolojilerindeki gelişmeler ne sağlıyor?
Günümüzde görüntüleme yöntemleri, patoloji teknikleri ve moleküler tanı alanındaki gelişmeler, bazı kanserlerin daha erken veya daha doğru şekilde saptanmasına katkı sağlıyor.
Ancak her görüntüleme yönteminin amacı aynı değildir. Örneğin düşük doz bilgisayarlı tomografi, uygun risk grubundaki kişilerde akciğer kanseri taraması için kullanılabilirken; mamografi meme kanseri, kolonoskopi ise kolorektal kanser taramasında belirli yaş ve risk gruplarında kullanılan yöntemler arasındadır.
Manyetik rezonans (MR), bilgisayarlı tomografi (BT), ultrasonografi ve laboratuvar testleri ise hastanın klinik durumuna göre tanısal değerlendirmede kullanılabilir. Her kanseri erken yakalayan tek bir görüntüleme veya kan testi bulunmamaktadır.
Dr. Burak Can, “Tanı teknolojilerindeki gelişmeler, bazı kanserlerin daha erken evrede saptanmasına önemli katkı sağlıyor. Ancak ‘ne kadar çok görüntüleme yapılırsa o kadar çok kanser erken yakalanır’ şeklinde bir yaklaşım doğru değildir. Tarama testleri, kanıtlanmış yarar ve riskler doğrultusunda belirli kanserler ve uygun risk grupları için uygulanmalıdır” ifadelerini kullandı.
Kanser görülme sıklığı ile kanserden ölüm aynı şey değil
Toplumda kanser tanılarının daha sık duyulması ile kanserden ölüm oranlarının aynı yönde değişmesi zorunlu değildir.
Bir kanserin daha fazla tanı almasının nedenleri arasında gerçek hastalık yükündeki artışın yanı sıra nüfusun yaşlanması, tarama programları ve tanı olanaklarının gelişmesi de bulunabilir. Buna karşılık erken tanı, cerrahi tekniklerdeki ilerlemeler, radyoterapi ve sistemik tedavilerdeki gelişmeler bazı kanserlerde sağkalım sonuçlarının iyileşmesine katkıda bulunmuştur.
Ancak bu gelişmeler tüm kanser türlerinde aynı ölçüde gerçekleşmemiştir. Bazı kanserlerde tedavi başarısı çok yüksekken, özellikle ileri evrede tanı alan veya biyolojik olarak daha agresif seyreden bazı kanserlerde tedavi güçlüğü devam etmektedir.
Kanser tedavisinde yeni dönem
Kanser tedavisi günümüzde yalnızca klasik kemoterapiden oluşmuyor. Hastanın kanserinin türüne ve biyolojik özelliklerine göre cerrahi, radyoterapi, kemoterapi, hormon tedavileri, hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapi gibi farklı yaklaşımlar tek başına veya birlikte kullanılabiliyor.
Hedefe yönelik tedaviler, tümör hücrelerinde bulunan belirli moleküler değişiklikleri veya biyolojik özellikleri hedefleyebilen ilaçlardan oluşuyor. Bu nedenle her “akıllı ilaç” her hastada veya her kanser türünde kullanılmıyor; tedavinin uygunluğu tümörün moleküler özellikleri ve hastanın klinik durumu dikkate alınarak belirleniyor.
İmmünoterapiler ise bağışıklık sisteminin kanser hücrelerine karşı oluşturduğu yanıtın güçlendirilmesini veya tümörün bağışıklık sisteminden kaçış mekanizmalarının engellenmesini hedefleyen tedavi yaklaşımlarını içeriyor.
Bu gelişmeler, özellikle belirli kanser alt gruplarında tedavi seçeneklerinin genişlemesine ve bazı hastalarda daha uzun süreli hastalık kontrolüne katkı sağladı.
“Kanser artık ölümcül değil” demek doğru mu?
Kanser tedavisindeki gelişmelere rağmen kanseri genel olarak “ölümcül olmaktan çıkmış” bir hastalık grubu olarak tanımlamak bilimsel açıdan doğru değildir.
Kanser tek bir hastalık değildir; yüzlerce farklı kanser türünü ve alt tipini kapsar. Tedaviye yanıt, hastalığın türüne, evresine, tümörün biyolojik özelliklerine ve hastanın genel sağlık durumuna göre önemli ölçüde değişir.
Bununla birlikte, birçok kanser türünde erken evrede tanı ve etkili tedavi ile uzun süreli sağkalım mümkün olabilmektedir. Bazı ileri evre kanserlerde ise modern sistemik tedaviler hastalığın uzun süre kontrol altında tutulmasına yardımcı olabilmektedir.
Dr. Burak Can, “Kanser tanısı günümüzde geçmişe kıyasla çok daha farklı bir anlam taşıyor. Bazı kanserlerde erken tanı ve tedaviyle kür sağlanabilirken, bazı ileri evre hastalıklarda amaç hastalığı uzun süre kontrol altında tutmak ve yaşam kalitesini korumak olabiliyor. Ancak bu tablo kanserin tamamı için aynı değildir” dedi.
Erken tanı kadar kanserden korunma da önemli
Kanserle mücadelede yalnızca erken tanı değil, risk azaltma ve korunma da önemli bir yer tutuyor.
Tütün ürünlerinden uzak durmak, sağlıklı vücut ağırlığını korumak, düzenli fiziksel aktivite yapmak, dengeli beslenmek, alkol tüketimini sınırlamak, güneşten uygun şekilde korunmak ve bazı kanserlere karşı mevcut aşılanma olanaklarından yararlanmak, kanser riskinin azaltılmasına katkı sağlayabilir.
Bunun yanında yaşa ve risk durumuna uygun tarama programlarına katılım, bazı kanserlerin henüz belirti ortaya çıkmadan saptanmasını sağlayabilir.
Dr. Burak Can sözlerini şöyle tamamladı:
“Çevremizde daha fazla kanser tanısı duyuyor olmamızın tek bir nedeni yok. Nüfusun yaşlanması, risk faktörleri, tanı olanaklarının gelişmesi ve tarama programlarının yaygınlaşması bu tabloyu birlikte etkiliyor. Aynı zamanda kanser biyolojisini daha iyi anlamamız, erken tanı olanaklarının gelişmesi ve tedavi seçeneklerinin çeşitlenmesi birçok hastanın yaşam süresine ve yaşam kalitesine önemli katkılar sağlıyor. Ancak kanseri tek bir hastalık gibi değerlendirmemek ve her kanser türünün kendine özgü özellikleri olduğunu unutmamak gerekiyor.”
Unutulmamalıdır: Kanser tanılarının artması tek başına bir “kanser salgını” olduğu anlamına gelmez. Kanser riski ve hastalık yükü; yaş, yaşam tarzı, çevresel faktörler, genetik özellikler, tarama uygulamaları ve sağlık hizmetlerine erişim gibi çok sayıda etkenin birlikte değerlendirilmesiyle anlaşılabilir.
