📝 Editoryal Not:

Prostat kanseri erkeklerde sık görülen kanserlerden biri olmakla birlikte, erken evrede çoğu zaman belirti vermeyebilir. Bu nedenle yalnızca şikâyet ortaya çıktığında sağlık kuruluşuna başvurmak yerine, kişinin yaşı, aile öyküsü, genetik özellikleri ve yaşam beklentisi dikkate alınarak risk temelli bir erken tanı yaklaşımının değerlendirilmesi önem taşır. IARC GLOBOCAN 2022 verilerine göre Türkiye’de 17.274 yeni prostat kanseri vakası bildirilmiş ve prostat kanseri erkeklerde akciğer kanserinin ardından ikinci sırada yer almıştır. Güncel Avrupa Üroloji Birliği (EAU) yaklaşımı ise PSA testini tek başına bir “kanser testi” olarak değil, kişisel risk değerlendirmesinin bir parçası olarak ele almakta; gereksiz biyopsi ve aşırı tanı risklerinin de göz önünde bulundurulmasını önermektedir.

Türk Kanser Derneği Sağlık Direktörü Ezgi Polat: “Erkekler sağlık kontrollerini ertelememeli”

Prostat kanseri, erkeklerde en sık görülen kanser türleri arasında yer alıyor. Hastalık özellikle erken evrelerde herhangi bir belirti vermeden ilerleyebildiği için, risk durumuna uygun erken tanı yaklaşımı önem taşıyor.

Türk Kanser Derneği Sağlık Direktörü Ezgi Polat, prostat kanserinin yalnızca belirtiler ortaya çıktığında değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekerek, kişinin yaşı, aile öyküsü, genetik özellikleri ve diğer risk faktörlerinin dikkate alındığı kişiselleştirilmiş bir yaklaşımın önemini vurguluyor.

IARC’ın GLOBOCAN 2022 verilerine göre Türkiye’de 2022 yılında 17.274 yeni prostat kanseri vakası görüldü. Prostat kanseri, Türkiye’de erkeklerde akciğer kanserinin ardından en sık görülen ikinci kanser oldu.

Yaş ve aile öyküsü riski artırabiliyor

Yaş, prostat kanseri için en önemli risk faktörlerinden biri. Bunun yanında özellikle birinci derece akrabalarında prostat kanseri bulunan erkeklerde risk artabiliyor. Bazı kalıtsal genetik değişiklikler de prostat kanseri gelişme riskini ve hastalığın daha genç yaşta ortaya çıkma olasılığını etkileyebiliyor.

Bu nedenle erkeklerin ailelerindeki kanser öyküsünü bilmeleri ve kişisel risklerini hekimleriyle değerlendirmeleri önem taşıyor.

Güncel 2026 Avrupa Üroloji Birliği (EAU) kılavuzları, prostat kanserinde bireyselleştirilmiş ve risk uyarlamalı erken tanı yaklaşımını öneriyor. Ortalama risk grubunda iyi bilgilendirilmiş erkeklerde PSA ile erken tanı değerlendirmesi 50 yaşından itibaren ele alınabilirken, aile öyküsü bulunan erkeklerde 45 yaşından itibaren, BRCA2 mutasyonu taşıyan erkeklerde ise 40 yaşından itibaren değerlendirme öneriliyor. Bu yaklaşımda kişinin yaşam beklentisi ve genel sağlık durumu da dikkate alınıyor.

PSA yüksekliği tek başına prostat kanseri anlamına gelmiyor

Prostat spesifik antijen (PSA), prostat kanserinin değerlendirilmesinde önemli bir kan testi. Ancak PSA prostat kanserine özgü bir belirteç değil.

İyi huylu prostat büyümesi (BPH), prostat iltihabı ve bazı diğer durumlar da PSA düzeyinin yükselmesine neden olabilir. Bunun yanı sıra bazı prostat kanseri vakalarında PSA düzeyi düşük de olabilir. Bu nedenle tek bir PSA sonucuna bakarak kanser tanısı konulamaz veya hastalık kesin olarak dışlanamaz.

PSA sonucu; kişinin yaşı, aile öyküsü, önceki PSA değerleri, klinik bulguları ve hekim değerlendirmesiyle birlikte ele alınmalıdır.

Güncel EAU yaklaşımında, özellikle belirli PSA düzeylerinde gereksiz ileri incelemeleri azaltmak amacıyla PSA’nın tekrar edilmesi ve gerektiğinde prostat MR’ı, risk hesaplama araçları veya uygun biyobelirteçlerin değerlendirilmesi gibi aşamalı bir yaklaşım kullanılabiliyor.

Prostat kanseri erken dönemde belirti vermeyebilir

Prostat kanserinin erken evresi çoğu zaman belirti vermeyebilir. Bu nedenle kişinin herhangi bir yakınmasının bulunmaması prostat kanseri olmadığı anlamına gelmez. Lokalize prostat kanserinin çoğunlukla asemptomatik olması, risk temelli erken tanı değerlendirmesinin önemini artırıyor.

İdrar yapmada güçlük, idrar akışında zayıflama, sık veya gece idrara çıkma, idrarda ya da menide kan görülmesi gibi belirtiler ortaya çıktığında ise mutlaka hekim değerlendirmesine başvurulması gerekiyor.

Ancak bu belirtilerin önemli bir bölümünün iyi huylu prostat büyümesi gibi kanser dışı durumlarda da görülebileceği unutulmamalı.

Erken tanıda amaç yalnızca daha fazla kanser bulmak değil

Prostat kanseri erken tanısında temel amaç, klinik açıdan anlamlı ve tedaviden fayda görebilecek kanserleri mümkün olduğunca erken saptarken, yaşam boyunca sorun oluşturmayabilecek yavaş seyirli tümörlerin gereksiz şekilde tanı ve tedavi edilmesini de azaltmak.

Bu nedenle PSA testi ve sonraki tanısal süreç, hastanın bilgilendirilmesi ve olası yarar-zararların hekimle birlikte değerlendirilmesi çerçevesinde planlanmalı. EAU, erken tanı yaklaşımında aşırı tanı ve gereksiz tedavi risklerinin de dikkate alınmasını öneriyor.

Sağlıklı yaşam alışkanlıkları genel sağlık açısından önemli

Düzenli fiziksel aktivite, sağlıklı vücut ağırlığının korunması, dengeli beslenme ve tütün ürünlerinden uzak durulması genel sağlık ve kardiyovasküler sağlık açısından önemli katkılar sağlayabilir.

Bununla birlikte herhangi bir besin, vitamin veya takviyenin prostat kanserini kesin olarak önlediği söylenemez. Prostat kanseri riskini azaltmaya yönelik öneriler, kişinin genel sağlık durumu ve bilinen risk faktörleriyle birlikte değerlendirilmelidir.

“Kontrolü ertelemek, erken tanı açısından önemli bir fırsatın kaçırılmasına neden olabilir”

Türk Kanser Derneği Sağlık Direktörü Ezgi Polat, erkeklerin sağlık kontrollerini ertelememesi gerektiğine dikkat çekerek şöyle konuştu:

“Özellikle erkeklerin sağlık kontrollerini ertelememeleri gerektiğini düşünüyorum. Sağlık konusunda çekinmek, utanmak veya ‘bir şeyim yok’ düşüncesiyle kontrolü ertelemek, erken tanı açısından önemli bir fırsatın kaçırılmasına neden olabilir.”

Prostat kanserinde doğru yaklaşımın, kişinin kendi risklerini bilmesi ve kendisi için uygun erken tanı planını hekimiyle birlikte oluşturması olduğunu belirten Polat, Türk Kanser Derneği olarak prostat kanseri konusunda toplumsal farkındalığın artırılmasını ve erkeklerin doğru sağlık bilgisine ulaşmasını önemsediklerini ifade etti.

Polat sözlerini şöyle tamamladı:

“Unutulmaması gereken en önemli nokta; prostat kanserinin erken evrede çoğu zaman belirti vermeyebileceğidir. Erken tanı, uygun hastalarda tedavi seçeneklerinin ve hastalık yönetiminin daha erken planlanmasına olanak sağlayabilir. Bu nedenle erkekleri kendi risklerini öğrenmeye, sağlık kontrollerini ertelememeye ve prostat sağlığı konusunda hekimleriyle görüşmeye davet ediyorum.”

Unutulmamalıdır: PSA yüksekliği tek başına prostat kanseri tanısı koydurmaz; PSA’nın normal olması da hastalığı kesin olarak dışlamaz. Erken tanı kararı kişinin yaşı, aile öyküsü, genetik riskleri, yaşam beklentisi ve diğer klinik özellikleri dikkate alınarak hekimle birlikte verilmelidir.