📝 Editoryal Not:
Otizm spektrum bozukluğu (OSB), sosyal iletişim ve etkileşimde farklılıklar ile sınırlı, tekrarlayıcı davranışlar veya ilgi alanlarıyla karakterize nörogelişimsel bir durumdur. Erken çocukluk döneminde bazı belirtiler fark edilebilse de tek bir davranış, örneğin ismiyle seslenildiğinde bakmama, tek başına otizm tanısı anlamına gelmez. İşitme sorunları, dil gelişimindeki farklılıklar ve diğer nörogelişimsel özellikler de benzer bulgulara yol açabilir. Bu nedenle gelişimsel farklılıkların erken fark edilmesi ve uygun uzman değerlendirmesine yönlendirilmesi, çocuğun gereksinimlerinin belirlenmesi ve destek hizmetlerine zamanında ulaşılması açısından önem taşır.

İsmiyle seslenildiğinde bakmama, sosyal gülümsemeye karşılık vermeme, karşılıklı oyunlara katılmama veya dil gelişiminde belirgin farklılıklar, erken çocukluk döneminde değerlendirilmesi gereken gelişimsel işaretler arasında yer alabiliyor. Uzmanlar, bu belirtilerin tek başına otizm tanısı anlamına gelmediğine; ancak birden fazla alanda gözlenen farklılıkların gelişimsel değerlendirme açısından önem taşıdığına dikkat çekiyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, otizm spektrum bozukluğunun temel özellikleri, erken dönemde fark edilebilen belirtileri ve sosyal iletişim ile dil gelişimi üzerindeki etkileri hakkında açıklamalarda bulundu.

Otizm spektrum bozukluğu sosyal iletişim ve davranışlarda farklılıklara yol açabiliyor

Otizm spektrum bozukluğunun, sosyal iletişim ve sosyal etkileşim alanlarında kalıcı farklılıkların yanı sıra sınırlı, tekrarlayıcı davranışlar, ilgi alanları veya etkinliklerle karakterize nörogelişimsel bir durum olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, belirtilerin kişiden kişiye önemli ölçüde değişebildiğini söyledi.

“Günümüzde otizm, farklı özelliklerin ve destek gereksinimlerinin bir arada bulunabildiği geniş bir spektrum olarak ele alınıyor. Bu nedenle tüm çocuklarda aynı belirtilerin aynı şiddette görülmesini beklememek gerekiyor” dedi.

Geçmişte Asperger sendromu veya atipik otizm gibi ayrı tanı kategorileri altında değerlendirilen bazı durumların günümüzde otizm spektrum bozukluğu kapsamında ele alındığını ifade eden Luş, sosyal iletişim ve etkileşimdeki farklılıkların değerlendirmede temel alanlardan biri olduğunu belirtti.

İlk belirtiler erken çocukluk döneminde fark edilebilir

Otizm spektrum bozukluğuna ilişkin bazı gelişimsel farklılıklar yaşamın ilk yıllarında fark edilebilir. Ancak belirtilerin ortaya çıkış zamanı ve görünümü çocuklar arasında değişebilir.

Dr. Öğr. Üyesi Luş, erken dönemde dikkat çekebilecek bazı özellikleri şöyle sıraladı:

“Çocuğun sosyal etkileşimde zorlanması, sosyal gülümsemeye beklenen şekilde karşılık vermemesi, ismiyle seslenildiğinde bakmaması veya seslenmeye belirgin tepki vermemesi erken dönemde dikkat çekebilen özellikler arasında yer alıyor.”

Bunun yanı sıra çocuğun ebeveynleriyle karşılıklı oynanan “ce-ee” gibi sosyal oyunlara katılımının sınırlı olması, bir kişinin işaret ettiği nesneye veya yöne bakmaması, ilgi paylaşımının sınırlı olması ve çevresindeki kişilere veya olaylara beklenen düzeyde ilgi göstermemesi de sosyal iletişim açısından değerlendirilmesi gereken özellikler arasında bulunuyor.

Ancak tek bir belirti tanı koydurmaz

İsmiyle seslenildiğinde tepki vermeme gibi tek bir davranışın otizm anlamına gelmediğinin altını çizmek gerekiyor.

Çocuğun ismine yanıt vermemesinin işitme kaybı, dikkat farklılıkları, gelişimsel özellikler veya başka nedenlerle ilişkili olabileceğini belirten uzmanlar, tanı sürecinde çocuğun gelişiminin bir bütün olarak değerlendirilmesinin önemine dikkat çekiyor.

Dil gelişimindeki farklılıklar önemli bir değerlendirme alanı

Otizm spektrumunda dil ve iletişim gelişiminin farklı şekillerde etkilenebildiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Luş, bazı çocuklarda konuşmanın gecikebildiğini, bazı çocukların ise konuşma becerileri gelişmiş olmasına rağmen dili sosyal iletişim amacıyla kullanmakta güçlük yaşayabildiğini söyledi.

“Çocuğun hiç konuşmaması veya konuşmasının yaşıtlarına göre gecikmesi görülebileceği gibi, konuşma gelişmiş olsa bile dilin sosyal iletişim amacıyla kullanımında farklılıklar olabilir” dedi.

İleri yaşlarda ise karşılıklı sohbeti başlatma ve sürdürme, sosyal bağlama uygun iletişim kurma, mecaz veya dolaylı ifadeleri yorumlama gibi alanlarda güçlükler görülebileceğini belirten Luş, bu özelliklerin her bireyde aynı şekilde ortaya çıkmadığını vurguladı.

Tekrarlayıcı davranışlar ve duyusal farklılıklar görülebiliyor

Otizm spektrum bozukluğunda sosyal iletişim farklılıklarına ek olarak tekrarlayıcı hareketler veya davranışlar, rutinlere güçlü bağlılık, belirli ilgi alanlarına yoğunlaşma ve değişikliklere karşı zorlanma görülebiliyor.

Duyusal özelliklerin de tabloya eşlik edebildiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Luş, şöyle konuştu:

“Ses, ışık, dokunma, koku veya diğer duyusal uyaranlara karşı aşırı hassasiyet görülebileceği gibi bazı uyaranlara beklenenden daha düşük tepki de ortaya çıkabilir. Duyusal özelliklerin şekli ve şiddeti bireyden bireye değişebilir.”

Bu nedenle otizmin tek tip bir klinik görünümü olmadığı, belirtilerin farklı bireylerde farklı düzeylerde ve kombinasyonlarda görülebileceği unutulmamalı.

Erken fark etmek neden önemli?

Gelişimsel farklılıkların erken dönemde fark edilmesi, çocuğun gereksinimlerinin belirlenmesi ve uygun desteklerin planlanması açısından önem taşıyor.

Dr. Öğr. Üyesi Luş, özellikle sosyal iletişim, dil gelişimi veya davranışlarda belirgin ve süreklilik gösteren farklılıklar gözlendiğinde çocuğun gelişimsel açıdan değerlendirilmesinin önemli olduğunu vurguladı.

“Erken dönemde fark edilen sosyal iletişim, dil gelişimi ve davranışsal farklılıkların uygun şekilde değerlendirilmesi; çocuğun güçlü yönlerinin ve destek gereksinimlerinin belirlenmesine yardımcı olabilir. Burada amaç yalnızca bir tanıya ulaşmak değil, çocuğun gelişimini desteklemek için ihtiyaç duyduğu yaklaşımı mümkün olduğunca erken belirlemektir.”

Ebeveynler nelere dikkat etmeli?

Özellikle aşağıdaki özelliklerden birden fazlasının süreklilik göstermesi veya çocuğun gelişimini belirgin şekilde etkilemesi durumunda profesyonel değerlendirme düşünülebilir:

  • İsmiyle seslenildiğinde sık ve belirgin biçimde tepki vermeme
  • Göz teması ve sosyal etkileşimde belirgin farklılıklar
  • Sosyal gülümsemeye veya karşılıklı etkileşime sınırlı yanıt verme
  • Karşılıklı oyunlara katılımın sınırlı olması
  • İlgi paylaşımının veya işaret edilen nesneye yönelmenin sınırlı olması
  • Konuşmanın gecikmesi veya dilin sosyal iletişim amacıyla kullanımında farklılık
  • Tekrarlayıcı hareketler veya davranışlar
  • Rutin değişikliklerine belirgin güçlükle uyum sağlama
  • Belirli ilgi alanlarına olağandışı yoğunlukta odaklanma
  • Ses, ışık, dokunma veya diğer duyusal uyaranlara belirgin farklı tepkiler

Bu belirtilerden herhangi birinin bulunması tek başına otizm spektrum bozukluğu tanısı anlamına gelmez. Tanı, çocuğun gelişim öyküsü, gözlem ve klinik değerlendirme temelinde, gerektiğinde diğer uzmanlık alanlarının katkısıyla konulur.