📝 Editoryal Not:
Trifokal göz içi mercekler, katarakt cerrahisi veya uygun hastalarda refraktif lens cerrahisi sonrasında uzak, orta ve yakın mesafelerde gözlük bağımlılığını azaltmayı hedefleyen seçenekler arasında yer alır. Bununla birlikte, multifokal/trifokal optik tasarımın doğal sonucu olarak bazı hastalarda halo, glare (kamaşma) ve ışık saçılması gibi fotik fenomenler görülebilir. Bu belirtiler zaman içinde nöroadaptasyonla azalabilse de her hastada tamamen ortadan kalkacağı garanti edilemez. Bu nedenle metinde özellikle doğru hasta seçimi, ameliyat öncesi beklenti yönetimi, gece sürüşü gibi görsel gereksinimlerin değerlendirilmesi ve devam eden şikâyetlerde alternatif nedenlerin araştırılması öne çıkarılmıştır.
“Akıllı lens” olarak bilinen trifokal göz içi mercekler, uzak, orta ve yakın mesafelerde görmeyi desteklemek ve gözlük bağımlılığını azaltmak amacıyla kullanılan gelişmiş optik tasarımlardır. Ancak bazı hastalarda özellikle düşük aydınlatma koşullarında ışık kaynaklarının çevresinde halo, kamaşma ve ışık saçılması gibi görsel fenomenler ortaya çıkabilir. Uzmanlar, mercek seçimi öncesinde hastanın göz yapısının yanı sıra yaşam tarzı ve görsel beklentilerinin de ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Batıgöz Sağlık Grubu Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Uğur Ünsal, trifokal göz içi mercek uygulamalarının ardından görülebilen gece görüşü değişiklikleri ve hasta seçiminin önemi hakkında bilgi verdi.
Trifokal merceklerde ışıkların çevresinde halkalar neden oluşabilir?
Trifokal göz içi mercekler, ışığı farklı odaklara dağıtarak uzak, orta ve yakın mesafelerde görmeyi destekleyecek şekilde tasarlanır. Bu çok odaklı optik yapı, bazı hastalarda özellikle karanlık ortamda parlak ışık kaynaklarına bakıldığında halo (ışık halkaları), glare (kamaşma) ve ışık saçılması gibi fotik fenomenlerin algılanmasına neden olabilir.
Doç. Dr. Uğur Ünsal, “Trifokal mercek uygulamalarından sonra bazı hastalar özellikle gece araç farları veya sokak lambalarının çevresinde ışık halkaları, kamaşma ya da ışık saçılması tarif edebiliyor. Bu şikâyetler ameliyat sonrası erken dönemde daha belirgin hissedilebilir. Görsel deneyimin zaman içinde değişmesi mümkün olmakla birlikte, her hastanın uyum süreci aynı değildir” dedi.
Gece koşullarında görsel etkiler daha belirgin olabilir
Gündüz yeterince fark edilmeyen fotik fenomenler, göz bebeğinin büyüdüğü ve çevresel aydınlatmanın azaldığı gece koşullarında daha belirgin algılanabilir. Özellikle karşıdan gelen araç farları gibi yüksek kontrastlı ışık kaynakları, halo veya kamaşma yakınmalarının daha fazla hissedilmesine neden olabilir.
Bu nedenle ameliyat sonrasında görme yeterince netleşmeden ve hasta gece görüşü açısından kendini güvenli hissetmeden araç kullanmaması önemlidir. Araç kullanmaya ne zaman başlanacağı, görme düzeyi ve cerrahinin ardından gelişen görsel iyileşme dikkate alınarak bireysel olarak değerlendirilmelidir.
Beynin yeni optik sisteme uyumu zaman alabilir
Ameliyat sonrası görsel deneyim yalnızca gözün anatomik iyileşmesiyle belirlenmez. Beynin yeni optik sistemden gelen görüntüyü işleme ve yorumlama süreci de önemlidir. Nöroadaptasyon olarak adlandırılan bu süreçte beyin, yeni görsel girdilere zaman içinde uyum sağlayabilir.
Bu nedenle bazı hastalarda halo ve kamaşma gibi şikâyetlerin zaman içerisinde daha az rahatsız edici hale gelmesi mümkündür. Ancak nöroadaptasyonun süresi kişiden kişiye değişir ve tüm hastalarda görsel fenomenlerin tamamen ortadan kalkacağı öngörülemez.
Doç. Dr. Ünsal, “İlk dönemde belirgin hissedilen ışık halkaları ve saçılmalar bazı hastalarda zamanla daha az rahatsız edici hale gelebilir. Ancak bunu her hasta için aynı zaman diliminde gerçekleşecek bir süreç olarak değerlendirmemek gerekir. Hastanın şikâyetlerinin seyri ve görme kalitesi kontroller sırasında birlikte değerlendirilmelidir” ifadelerini kullandı.
Gece görüşü şikâyetlerinin nedeni yalnızca mercek olmayabilir
Ameliyat sonrasında devam eden veya belirginleşen gece görüşü yakınmalarının yalnızca trifokal merceğin optik tasarımına bağlanmaması gerekiyor.
Kuru göz ve göz yüzeyi problemleri, rezidüel refraksiyon kusurları, astigmatizma, korneal düzensizlikler, göz içi merceğin konumu veya santralizasyonu ve retina-makula ile ilişkili sorunlar görme kalitesini etkileyebilir.
Bu nedenle halo, kamaşma veya ışık saçılması şikâyetleri uzun sürüyor, giderek artıyor veya günlük yaşamı belirgin şekilde etkiliyorsa ayrıntılı göz muayenesi yapılması önem taşıyor.
Trifokal mercek seçiminde hasta profili belirleyici
Trifokal göz içi mercekler her hasta için aynı görsel sonucu sağlamayabilir. Bu nedenle mercek seçimi yalnızca kişinin gözlük kullanma isteği veya farklı mesafelerde görme beklentisine göre yapılmamalıdır.
Ameliyat öncesi değerlendirmede;
- Kornea ve korneal yüzeyin özellikleri,
- Gözyaşı filmi ve göz yüzeyi,
- Refraksiyon kusurları ve astigmatizma,
- Retina ve makulanın durumu,
- Optik sinir ve gözün diğer yapıları,
- Göz bebeği özellikleri,
- Görme beklentileri ve yaşam tarzı
birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle gece araç kullanan, düşük ışık koşullarında çalışan veya yüksek görsel performans gerektiren mesleklere sahip kişilerin bu ihtiyaçlarını ameliyat öncesinde hekimleriyle açık şekilde paylaşmaları önemlidir.
Doç. Dr. Ünsal, “Trifokal mercek uygulamalarında yalnızca merceğin optik özelliklerine değil, hastanın göz yapısına ve günlük yaşamındaki görsel ihtiyaçlarına da bakıyoruz. Kornea, retina ve makula gibi yapıların değerlendirilmesinin yanı sıra hastanın gece araç kullanma sıklığı ve görsel beklentileri de karar sürecinin bir parçası olmalı” dedi.
Ameliyat öncesi bilgilendirme tedavinin önemli bir parçası
Trifokal merceklerde amaç, uygun hastalarda farklı mesafelerde görme işlevini desteklemek ve gözlük bağımlılığını azaltmaktır. Ancak bu kazanımlar değerlendirilirken halo ve kamaşma gibi olası görsel fenomenlerin de hasta ile önceden konuşulması gerekir.
Doç. Dr. Ünsal, “Ameliyat öncesinde ayrıntılı göz muayenesi yapmak kadar hastanın beklentilerini anlamak ve ameliyat sonrasında karşılaşabileceği görsel etkiler konusunda gerçekçi bilgi vermek de önemlidir. Halo veya ışık saçılması bazı kişilerde zaman içerisinde daha az rahatsız edici hale gelebilirken bazı hastalarda daha uzun süre devam edebilir. Bu nedenle mercek seçimi kişiye özel yapılmalıdır. Amaç, gözün anatomik özellikleri ile kişinin günlük yaşamındaki görsel gereksinimlerini birlikte değerlendirerek uygun tedavi yaklaşımını belirlemektir” dedi.
