📝 Editoryal Not:
Kronik böbrek hastalığı (KBH), dünya genelinde artan prevalansı ve kardiyovasküler hastalıklarla olan güçlü ilişkisi nedeniyle önemli bir halk sağlığı sorunu olarak kabul edilmektedir. Türk Nefroloji Derneği tarafından Dünya Böbrek Günü kapsamında paylaşılan bu açıklama; erken tanı, risk faktörlerinin kontrolü ve multidisipliner yaklaşımın önemini vurgulamaktadır. Sağlık profesyonelleri açısından metin, KBH’nin epidemiyolojisi, önlenebilir risk faktörleri ve tedavi yaklaşımlarındaki güncel eğilimlere dikkat çekmesi bakımından değerli bir farkındalık ve bilgilendirme içeriği sunmaktadır.

“Hayatta Uzatmalar Yok, Şimdi Önlemini Al”

Türk Nefroloji Derneği, kronik böbrek hastalığının (KBH) giderek artan bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çekerek erken tanı ve risk faktörlerinin kontrolünün böbrek fonksiyonlarının korunmasındaki kritik rolünü vurguladı. “Hayatta Uzatmalar Yok, Şimdi Önlemini Al” sloganıyla yürütülen farkındalık çalışmaları kapsamında kardiyovasküler, renal ve metabolik hastalıkların birbirleriyle olan güçlü ilişkisine dikkat çekildi.

Kronik Böbrek Hastalığının Artan Küresel Yükü

Kronik böbrek hastalığı, dünya genelinde yaklaşık 850 milyon kişiyi etkilediği tahmin edilen önemli bir kronik hastalık grubudur. Türkiye’de yapılan epidemiyolojik çalışmalar, KBH prevalansının yaklaşık %15,7 olduğunu ve bunun yaklaşık her 6–7 yetişkinden birinde böbrek hastalığı bulunduğunu göstermektedir.

KBH yalnızca böbrek fonksiyon kaybına yol açmakla kalmaz; aynı zamanda kardiyovasküler morbidite ve mortalite riskini artıran önemli bir klinik durumdur. Hipertansiyon, diyabet, ileri yaş, ailede böbrek hastalığı öyküsü, sık idrar yolu enfeksiyonları ve nefrolitiyazis (böbrek taşı) gibi faktörler hastalığın gelişiminde rol oynamaktadır.

Erken Tanı ve Risk Faktörlerinin Kontrolü Kritik Öneme Sahip

Türk Nefroloji Derneği Başkanı Aydın Türkmen, ileri evre böbrek yetmezliğinde en etkili tedavi seçeneğinin böbrek transplantasyonu olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu:

“Böbrek nakli, diyalize kıyasla hem daha uzun yaşam süresi hem de daha iyi yaşam kalitesi sağlar. Ancak ülkemizde her yıl 10 binden fazla hasta diyalize başlarken yılda yaklaşık 3.500–4.000 böbrek nakli gerçekleştirilebilmektedir. Organ bağışı bilincinin artırılması bu açıdan kritik öneme sahiptir.”

Türkiye’de yapılan böbrek nakillerinin %80’den fazlasının canlı vericilerden gerçekleştirildiği, kadavra donör oranının ise artırılması gerektiği ifade edilmektedir.

Obezite, Diyabet ve Kardiyovasküler Hastalıklar Böbrek Sağlığını Etkiliyor

Türk Nefroloji Derneği Saymanı Elif Arı Bakır, diyabet prevalansındaki artışın kronik böbrek hastalığını daha görünür bir sağlık sorunu haline getirdiğini belirtti. Günümüzde geliştirilen yeni tedavi seçeneklerinin, özellikle renoprotektif etkileri olan farmakolojik yaklaşımların, böbrek fonksiyon kaybının ilerlemesini yavaşlatabildiği vurgulandı.

Derneğin İstanbul Şube Başkanı Savaş Öztürk ise obezite, diyabet ve kardiyovasküler hastalıkların KBH gelişiminde önemli rol oynadığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Böbrek hastalığı ile kalp-damar hastalıkları arasında çift yönlü bir ilişki bulunmaktadır. Bu nedenle sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılması, düzenli sağlık kontrolleri ve erken tanı büyük önem taşımaktadır.”

Nefroloji Uzman Açığı Sağlık Sistemi İçin Risk Oluşturabilir

Türk Nefroloji Derneği Genel Sekreteri Özkan Güngör, artan hasta yüküne rağmen nefroloji uzmanı sayısının sınırlı olduğuna dikkat çekti. Türkiye’de yaklaşık 500 erişkin nefroloji uzmanı bulunduğu ve bu sayının Avrupa ülkelerine kıyasla düşük olduğu belirtilmektedir. Uzman sayısındaki yetersizlik, ilerleyen yıllarda sağlık hizmetlerine erişimde zorluklara yol açabilecek potansiyel bir risk olarak değerlendirilmektedir.

Kronik Böbrek Hastalığı Sinsi Seyredebilir

Türk Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Şükrü Ulusoy, kronik böbrek hastalığının çoğu zaman asemptomatik seyredebildiğini ve birçok hastanın uzun süre belirti fark etmeyebileceğini ifade etti.

Böbreklerin yalnızca metabolik atıkların uzaklaştırılması değil; aynı zamanda sıvı-elektrolit dengesi, kan basıncının düzenlenmesi, eritropoez (kan yapımı) ve kemik metabolizmasının düzenlenmesi gibi hayati fizyolojik süreçlerde rol oynadığı vurgulandı.

Uzmanlara göre kronik böbrek hastalığı basit kan ve idrar testleri ile erken dönemde saptanabilir. Erken tanı sayesinde:

  • Kan basıncının etkin kontrolü
  • Glisemik kontrolün sağlanması
  • Sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri
  • Uygun farmakolojik tedaviler

ile hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir ve komplikasyon riski azaltılabilir.

Kardiyovasküler, Renal ve Metabolik Sistemler Arasındaki Klinik Bağlantı

Boehringer Ingelheim Türkiye Genel Müdürü Okan Güner, kardiyovasküler, renal ve metabolik hastalıkların birbiriyle yakından ilişkili olduğunu belirtti. Bu yaklaşım doğrultusunda başlatılan KRM United projesi, sağlık profesyonelleri ve toplumda bu hastalıkların birbirleriyle olan bağlantısına yönelik farkındalığı artırmayı hedeflemektedir.

Son yıllarda geliştirilen tedavi seçenekleri sayesinde bazı hastalarda diyalize ilerleme süresinin 10–15 yıl kadar geciktirilebildiği ve bunun hem hastaların yaşam kalitesi hem de sağlık sistemi üzerindeki yük açısından önemli kazanımlar sağlayabileceği ifade edilmektedir.