📝 Editoryal Not:

Gözün iç köşesinde sabahları az miktarda çapaklanma görülmesi çoğu zaman gözyaşı filmi ve gece boyunca göz kırpmanın olmamasıyla ilişkili fizyolojik bir durum olabilir. Ancak gün içinde tekrarlayan veya artan akıntı; kuru göz hastalığı, alerjik ya da enfeksiyöz konjonktivit, blefarit ve diğer oküler yüzey hastalıkları açısından değerlendirilmelidir. Metnin klinik açıdan en dikkat çekici yönü, ipliksi mukusun sürekli elle uzaklaştırılmasının göz yüzeyinde mekanik travmaya neden olarak “mukus avlama sendromu” (mucus fishing syndrome) adı verilen kısır döngüyü sürdürebileceğine dikkat çekmesidir. Güncel literatür, bu tablonun çoğunlukla önceden var olan kuru göz, blefarit veya başka oküler yüzey hastalıklarıyla ilişkili olduğunu gösteriyor. Metinde ayrıca göz akıntısının tek başına bakteriyel enfeksiyon anlamına gelmediği ve antibiyotik damlaların hekim değerlendirmesi olmadan kullanılmaması gerektiği özellikle vurgulanmalıdır. İCH-GCP, klinik araştırmaların tasarımı ve yürütülmesine yönelik bir iyi klinik uygulamalar standardı olduğundan, klinik araştırma niteliği taşımayan bu bilgilendirme metninde doğrudan bir ICH-GCP metodolojisi bulunmamaktadır; bilimsel değerlendirme genel oftalmoloji bilgileri ve güncel literatür temelinde yapılmıştır.

Sabahları gözün iç köşesinde az miktarda çapaklanma normal olabilir. Ancak gün içinde tekrarlayan, artan veya ipliksi hale gelen akıntıya kızarıklık, kaşıntı, ağrı, ışığa hassasiyet ya da görme değişikliği eşlik ediyorsa altta yatan göz yüzeyi hastalıklarının değerlendirilmesi gerekiyor. Uzmanlar, gözdeki mukusun sürekli elle temizlenmesinin ise tahrişi artırarak bir kısır döngü oluşturabileceği konusunda uyarıyor.

Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. İsmail Diri, göz akıntısının nedenleri, göz yüzeyinin korunması ve özellikle ipliksi mukusun sürekli uzaklaştırılmasının oluşturabileceği riskler hakkında bilgi verdi.

Sabah görülen az miktardaki çapak fizyolojik olabilir

Gözyaşı filmi, göz yüzeyinin korunması ve düzgün çalışması için kritik öneme sahiptir. Lipid (yağ), aköz (sulu) ve müsin ağırlıklı bileşenlerden oluşan gözyaşı filmi; göz yüzeyinin nemli kalmasına, optik yüzeyin korunmasına ve yabancı maddelerin uzaklaştırılmasına katkı sağlar.

Uyku sırasında göz kırpma hareketinin olmaması ve gözyaşı akışındaki değişiklikler nedeniyle mukus, gözyaşı bileşenleri ve yüzeyden dökülen hücresel artıklar gözün iç köşelerinde birikebilir. Bu nedenle sabahları az miktarda çapak görülmesi, tek başına bir göz hastalığı veya enfeksiyon göstergesi olarak değerlendirilmemelidir.

Ancak akıntının gün içinde tekrar tekrar oluşması, miktarının belirgin şekilde artması veya başka göz yakınmalarıyla birlikte ortaya çıkması durumunda nedenin araştırılması gerekir.

İpliksi mukus kuru göz ve diğer oküler yüzey hastalıklarıyla ilişkili olabilir

Göz akıntısının görünümü klinik değerlendirmede bazı ipuçları sağlayabilir; ancak yalnızca akıntının rengine veya kıvamına bakılarak kesin tanı konulamaz.

Özellikle kuru göz hastalığında gözyaşı filminin miktarı ve/veya kalitesi bozulabilir. Buna bağlı olarak yanma, batma, yabancı cisim hissi, dalgalanan görme ve göz yüzeyinde irritasyon gelişebilir. Bazı hastalarda ipliksi mukus birikimleri de görülebilir.

Alerjik konjonktivitte ise kaşıntı genellikle ön plandadır. Sulanma, kızarıklık ve mukuslu akıntı da tabloya eşlik edebilir.

Enfeksiyöz konjonktivitlerde akıntının özellikleri değişebilir. Viral konjonktivitte daha sulu bir akıntı görülürken bakteriyel konjonktivitte daha yoğun veya mukopürülan akıntı ve özellikle sabahları kapakların birbirine yapışması görülebilir. Bununla birlikte bu bulguların hiçbiri tek başına kesin tanı koydurmaz.

Blefarit de çapaklanmaya neden olabilir

Blefarit, göz kapağı kenarlarını etkileyen inflamatuvar bir durumdur. Kirpik diplerinde kabuklanma, göz kapağında kızarıklık, yanma, kaşıntı ve gözde kumlanma hissi oluşturabilir.

Blefarit, gözyaşı filminin özellikle lipid bileşenini etkileyerek oküler yüzey yakınmalarının ve kuru göz belirtilerinin ortaya çıkmasına da katkıda bulunabilir. Bu nedenle tekrarlayan çapaklanma veya göz kapağı kenarında birikintiler bulunan kişilerde yalnızca akıntının temizlenmesi değil, göz kapağı ve oküler yüzeyin birlikte değerlendirilmesi önem taşır.

Gözdeki mukusu sürekli çekmek tahrişi artırabilir

İpliksi mukus oluştuğunda kişinin bunu parmaklarıyla, mendille veya pamuklu çubukla tekrar tekrar çıkarmaya çalışması göz yüzeyinde mekanik travmaya yol açabilir.

Bu durum, literatürde “mucus fishing syndrome” (mukus avlama sendromu) olarak tanımlanan bir kısır döngünün oluşmasına neden olabilir. Kişi mukusu uzaklaştırmaya çalışırken konjonktiva ve göz yüzeyini mekanik olarak tahriş eder; oluşan irritasyon ise yeni mukus üretimini ve mukus hissini artırabilir. Böylece kişi yeniden mukusu temizleme ihtiyacı hisseder.

Güncel bir 2026 literatür derlemesi, mukus avlama sendromunun çoğunlukla kuru göz hastalığı, meibomian bez disfonksiyonu veya blefarit gibi önceden mevcut oküler yüzey sorunlarıyla birlikte görüldüğünü bildiriyor. Bu nedenle tedavinin yalnızca mukusu uzaklaştırmaya değil, altta yatan oküler yüzey hastalığının kontrolüne ve tekrarlayan mukus çıkarma davranışının sonlandırılmasına odaklanması gerekiyor.

Op. Dr. İsmail Diri, “Gözde sürekli ipliksi bir yapı oluşuyorsa bunu tekrar tekrar çekip çıkarmak yerine, bu oluşumun nedenini araştırmak gerekir. Göz yüzeyini tahriş eden mekanik müdahaleler sorunun uzamasına katkıda bulunabilir.” dedi.

Her göz akıntısı antibiyotik gerektirmiyor

Gözde akıntı görülmesi otomatik olarak bakteriyel enfeksiyon olduğu anlamına gelmez. Konjonktivit; viral, bakteriyel veya alerjik nedenlerle gelişebileceği gibi farklı oküler yüzey hastalıkları da benzer yakınmalara yol açabilir.

Özellikle viral konjonktivitte antibiyotikler etkili değildir. Bu nedenle gözdeki akıntının nedenini belirlemeden antibiyotikli damla başlamak veya daha önce kullanılan bir ilacı hekime danışmadan yeniden kullanmak uygun değildir.

Benzer şekilde kuru göz, alerjik konjonktivit ve blefaritte tedavi yaklaşımı birbirinden farklıdır. Doğru tedavi için öncelikle doğru tanının konulması gerekir.

Gözlere dokunmamak ve el hijyenine dikkat etmek önemli

Enfeksiyöz konjonktivitlerin bazı türleri bulaşıcı olabilir. Bu nedenle özellikle akıntı ve kızarıklığın bulunduğu dönemlerde ellerin düzenli yıkanması, gözlerin ovuşturulmaması ve havlu gibi kişisel eşyaların ortak kullanılmaması bulaş riskini azaltmaya yardımcı olabilir.

Göz akıntısını temizlemek gerektiğinde göz yüzeyine doğrudan temas etmek veya mukusu çekerek çıkarmak yerine, göz çevresinin nazik biçimde temizlenmesi tercih edilmelidir.

Kontakt lens kullanıcılarında kızarıklık ve ağrı önemsenmeli

Kontakt lens kullanan kişilerde gözde belirgin kızarıklık, ağrı veya yoğun akıntı gelişmesi daha dikkatli değerlendirilmelidir. Kontakt lens kullanımı, özellikle kornea enfeksiyonları açısından önemli bir risk faktörü olabilir. Bu nedenle bu kişilerde göz yakınmalarının devam etmesi veya şiddetlenmesi durumunda gecikmeden göz hastalıkları uzmanına başvurulması gerekir.

Ağrı, ışık hassasiyeti veya görme değişikliği varsa beklenmemeli

Göz akıntısının değerlendirilmesinde yalnızca akıntının miktarı değil, eşlik eden belirtiler de önemlidir.

Şiddetli veya belirgin göz ağrısı, ışığa karşı hassasiyet, görmede azalma veya yeni gelişen görme bulanıklığı, yoğun kızarıklık, göz kapağı ya da göz çevresinde belirgin şişlik gibi bulguların bulunması durumunda göz hastalıkları uzmanı tarafından değerlendirme yapılmalıdır.

Özellikle kontakt lens kullanan bir kişide ağrı ve kızarıklıkla birlikte akıntı ortaya çıkması, kornea tutulumu açısından gecikmeden değerlendirilmesi gereken bir durum olabilir.

“Akıntıyı değil, nedenini tedavi etmek gerekiyor”

Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. İsmail Diri, göz akıntısının her zaman ciddi bir hastalık anlamına gelmediğini ancak tekrarlayan belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek şunları söyledi:

“Göz akıntısı her zaman ciddi bir göz hastalığına işaret etmeyebilir. Sabahları az miktarda çapaklanma fizyolojik olabilir. Ancak akıntının gün içinde tekrarlaması, miktarının artması veya ağrı, ışığa hassasiyet, belirgin kızarıklık ve görme değişikliği gibi yakınmaların eşlik etmesi durumunda altta yatan nedenin değerlendirilmesi önemlidir. Özellikle ipliksi mukusun sürekli olarak elle uzaklaştırılması göz yüzeyinde tahrişe neden olarak mukus üretimini artırabilir. Bu nedenle yalnızca akıntıyı temizlemeye çalışmak yerine, akıntıya yol açan temel nedenin belirlenmesi gerekir.”