📝 Editoryal Not:
Unutkanlığın yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak görülmemesi ve Alzheimer hastalığı ile demansın birbirinden ayrılması, erken değerlendirme açısından önem taşıyor. Metnin özellikle lecanemab konusundaki güncel bilgileri yeniden düzenlendi: İlaç Alzheimer hastalığını ortadan kaldıran bir tedavi değil, amiloid biyobelirteci doğrulanmış erken evre hastalarda klinik ilerlemeyi yavaşlatmayı amaçlayan hastalık-modifiye edici bir tedavi. Ayrıca 2025–2026 dönemindeki FDA gelişmeleri ve ARIA riski dikkate alınarak, tedavinin uygun hasta seçimi ve MR izlemi gerektirdiği daha net ifade edildi.
Yaş ilerledikçe unutkanlık ve diğer bilişsel yakınmalar daha sık görülse de unutkanlık tek başına Alzheimer hastalığı anlamına gelmiyor. Demans, tek başına bir hastalık adı değil; hafıza, düşünme, dil, yönelim ve diğer bilişsel işlevlerdeki bozulmanın günlük yaşamı ve bağımsızlığı etkileyecek düzeye gelmesini tanımlayan genel bir klinik terimdir. Alzheimer hastalığı ise demansın en sık nedenidir ve demans vakalarının yaklaşık %60–80’inden sorumlu olduğu tahmin edilmektedir.
Alzheimer Hastalığı Zaman İçinde İlerliyor
Alzheimer hastalığı, beyindeki sinir hücrelerini ve aralarındaki bağlantıları etkileyen ilerleyici bir nörodejeneratif hastalıktır. Erken dönemde özellikle yeni bilgileri öğrenme ve yakın zamanda yaşanan olayları hatırlama güçlüğü belirgin olabilir. Hastalık ilerledikçe dil, yönelim, muhakeme, planlama ve günlük yaşam aktivitelerinde bozulmalar ortaya çıkabilir.
Yaş, Alzheimer hastalığı ve diğer demanslar için en önemli bilinen risk faktörlerinden biri olmakla birlikte, Alzheimer normal yaşlanmanın bir parçası değildir.
Unutkanlığın Altında Başka Nedenler de Olabilir
Unutkanlık veya bilişsel performansta değişiklik fark edildiğinde öncelikle altta yatan nedenin belirlenmesi gerekiyor.
Nöroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Daryuş Heydari, bazı bilişsel yakınmaların Alzheimer dışındaki nedenlerle ilişkili olabileceğine dikkat çekiyor. B12 vitamini eksikliği, tiroit bozuklukları, bazı ilaçların etkileri, depresyon, uyku bozuklukları ve çeşitli metabolik veya sistemik hastalıklar bilişsel işlevleri etkileyebilir.
Bu nedenle kişinin kendi kendine Alzheimer tanısı koyması yerine, özellikle yakınmalar giderek artıyor, günlük yaşamı etkiliyor veya yakınları tarafından belirgin biçimde fark ediliyorsa tıbbi değerlendirme yapılması önem taşıyor.
Alzheimer Tanısında Tek Bir Test Yeterli Değil
Alzheimer hastalığının değerlendirilmesi, kişinin şikâyetlerinin ve sağlık öyküsünün yanı sıra günlük yaşamındaki işlevsel değişikliklerin birlikte ele alınmasını gerektirir.
Klinik değerlendirmeye ek olarak, hastanın bilişsel durumunu değerlendiren nöropsikolojik veya bilişsel testler, laboratuvar incelemeleri ve beyin görüntüleme yöntemlerinden yararlanılabilir. Klinik gerekliliğe göre PET görüntüleme ile beyin omurilik sıvısı veya kan temelli biyobelirteç testleri de kullanılabilir.
Özellikle son yıllarda beta-amiloid ve tau gibi Alzheimer hastalığıyla ilişkili biyolojik değişiklikleri gösteren biyobelirteçlerin tanısal değerlendirmedeki rolü giderek önem kazanıyor. Bununla birlikte hangi testin kullanılacağı hastanın klinik özellikleri, tanısal gereksinimleri ve sağlık profesyonelinin değerlendirmesine göre belirleniyor.
Yeni Tedaviler Ne Sağlıyor?
Alzheimer hastalığını tamamen ortadan kaldıran bir tedavi bugün için bulunmuyor. Bununla birlikte hastalıkla ilişkili bazı biyolojik süreçleri hedefleyen hastalık-modifiye edici tedaviler klinik kullanıma girmiş durumda.
Bunlardan biri olan lecanemab, beta-amiloidi hedefleyen bir monoklonal antikordur. FDA, lecanemabın Alzheimer hastalığı bulunan ve hastalığın hafif bilişsel bozukluk veya hafif demans evresinde olan uygun yetişkinlerde hastalığın klinik ilerlemesini yavaşlatmak amacıyla kullanımını onaylamıştır. Tedavi, Alzheimer hastalığıyla uyumlu amiloid patolojisinin doğrulanmasını gerektirir.
Lecanemab Alzheimer’ı “tedavi ederek ortadan kaldıran” bir ilaç değildir. Klinik çalışmalarda gösterilen fayda, hastalık seyrindeki bilişsel ve işlevsel gerilemenin yavaşlatılması yönündedir. Bu nedenle ilacın kullanımı, uygun hasta seçimi ve yarar-risk değerlendirmesi çerçevesinde ele alınmalıdır.
Lecanemabın Yeni Uygulama Seçenekleri
Lecanemabın cilt altına uygulanan formu ABD’de 2025 yılında onaylandı. Bu form, başlangıçta intravenöz tedaviyle uygulanmış hastalarda idame tedavisi için kullanılabiliyor ve uygun koşullarda hasta veya bakım veren tarafından evde uygulanmasına olanak sağlıyor.
2026 yılında FDA, cilt altı form için tedavinin başlangıç dozunun evde uygulanmasına olanak sağlayan yeni bir dozlama rejimini de onayladı. Bu uygulama, uygun hastalarda tedavinin sağlık hizmeti sunumundaki şeklini değiştirebilecek bir seçenek olmakla birlikte, ilacın tüm hastalar için uygun olduğu anlamına gelmiyor.
Tedavi Her Alzheimer Hastası İçin Uygun Değil
Dr. Öğr. Üyesi Daryuş Heydari, lecanemab gibi hastalık-modifiye edici tedavilerin her Alzheimer hastasında kullanılmadığının altını çiziyor.
Tedavi kararı öncesinde Alzheimer hastalığıyla ilişkili amiloid patolojisinin doğrulanması, hastalığın uygun evrede olması ve hastanın tedavinin olası yararları ile riskleri açısından değerlendirilmesi gerekiyor. Ayrıca bazı hasta özellikleri tedaviyle ilişkili riskleri etkileyebiliyor.
Lecanemab tedavisinin en önemli güvenlilik konularından biri amyloid-related imaging abnormalities (ARIA) olarak adlandırılan, beyin görüntülemelerinde ödem/şişme (ARIA-E) ve kanama ile ilişkili değişikliklerin (ARIA-H) ortaya çıkabilmesi. ARIA çoğu zaman belirti vermese de bazı hastalarda baş ağrısı, bilinçsel değişiklikler, baş dönmesi, görme değişiklikleri, bulantı veya daha ciddi nörolojik belirtiler ortaya çıkabilir. Nadir durumlarda ciddi ve yaşamı tehdit edici tablolar gelişebilir.
Bu nedenle tedavi öncesinde ve tedavi sırasında beyin MR’ı ile düzenli güvenlilik izlemi gerekiyor. Güncel FDA bilgileri, özellikle tedavinin erken döneminde ARIA’nın daha erken saptanabilmesi amacıyla MR izleminin önemini vurguluyor.
Beyin Sağlığını Desteklemede Yaşam Tarzı Önemli
Alzheimer hastalığını kesin olarak önleyen tek bir yaşam tarzı yaklaşımı bulunmuyor. Bununla birlikte, bilişsel gerileme ve demans riskini etkileyebilen değiştirilebilir faktörlerin yönetimi önem taşıyor.
Düzenli fiziksel aktivite, sosyal ve zihinsel açıdan aktif bir yaşam sürdürmek, hipertansiyon ve diyabet gibi kronik hastalıkları kontrol altında tutmak, kolesterol düzeylerini yönetmek, sigaradan uzak durmak, dengeli beslenmek ve yeterli uykuya dikkat etmek beyin ve damar sağlığını destekleyen başlıca yaklaşımlar arasında yer alıyor.
Dr. Öğr. Üyesi Daryuş Heydari, unutkanlık konusunda şu uyarıda bulunuyor:
“Her unutkanlık Alzheimer değildir. Ancak giderek artan unutkanlık, bilişsel işlevlerde belirgin değişiklik veya günlük yaşamda ortaya çıkan güçlükler varsa erken dönemde tıbbi değerlendirme yapılması, altta yatan nedenin belirlenmesi ve kişiye uygun takip ve tedavi planının oluşturulması açısından önem taşıyor.”
