📝 Editoryal Not:

Huzursuz Bağırsak Sendromu (IBS), organik bir neden saptanamamasına rağmen yaşam kalitesini ciddi şekilde düşüren ve toplumda oldukça yaygın görülen fonksiyonel bir gastrointestinal rahatsızlıktır. Bu bülten, IBS’nin tanısına, klinik seyri ve tedavi seçeneklerine ilişkin güncel bilimsel bilgileri sade ve profesyonel bir dille sunarak hem sağlık çalışanlarının hem de hastaların farkındalığını artırmayı amaçlamaktadır. Özellikle kişiye özgü tedavinin önemine vurgu yapılması, klinisyenlerin hasta yönetiminde daha bütüncül yaklaşım geliştirmesine katkı sağlar.

Doç. Dr. Tolga Şahin: “Her karın ağrısı Huzursuz Bağırsak Sendromu değildir.”

Fonksiyonel gastrointestinal hastalıklar arasında en sık görülen rahatsızlıklardan biri olan Huzursuz Bağırsak Sendromu (IBS); karın ağrısı, şişkinlik ve dışkılama alışkanlıklarındaki değişikliklerle seyreder ve hastaların günlük yaşam aktivitelerini belirgin şekilde etkiler. Bayındır İçerenköy Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Tolga Şahin, IBS’nin tanı süreci, klinik özellikleri ve tedavi yaklaşımlarına ilişkin önemli bilgiler paylaştı.

IBS’de organik bir neden saptanamıyor

Doç. Dr. Şahin, modern tıbbi yöntemlere rağmen IBS’de altta yatan organik bir patoloji gösterilemediğini belirterek şunları söyledi:
“IBS; karın ağrısı, dışkılama sayısı ve formunda değişiklikler ile şişkinlik gibi semptomlarla karakterizedir. Avrupa’da görülme sıklığı %11,5 iken, Türkiye’de yapılan çalışmalarda bu oran %6,2 ile %19,1 arasında değişmektedir. Gastroenteroloji polikliniğine başvuran hastaların yaklaşık %28–36’sında IBS saptanmaktadır.”

Kadınlarda daha sık görülen bu sendromun ortaya çıkışında; diyet, psikolojik faktörler, geçirilmiş enfeksiyonlar, bağırsak mikrobiyotasındaki değişiklikler ve genetik yatkınlık gibi çok sayıda etken rol oynar.

IBS’nin dört farklı alt tipi görülüyor

Sendromun kişiye göre farklı seyredebileceğini aktaran Doç. Dr. Şahin, IBS’nin şu alt tiplerde görüldüğünü belirtti:

  • Kabızlık baskın IBS (IBS-C)
  • İshal baskın IBS (IBS-D)
  • Karma tip IBS (IBS-M)
  • Daha nadir görülen sınıflandırılamayan alt tip

Karın ağrısı, dışkılama sonrası rahatlama, dışkı kalibrasyonunda değişiklik, gaz ve şişkinlik en sık karşılaşılan belirtiler arasındadır.

Beslenme yönetimi tedavinin en önemli bileşenlerinden biri

IBS tedavisinde standart bir beslenme modeli olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Şahin, beslenmenin mutlaka kişiye özel planlanması gerektiğini ifade etti:
“Semptomları tetikleyen gıdalar hastaya göre değişir. İshal baskın hastalarda düşük posalı, kabızlık baskın hastalarda yüksek posalı diyet önerilir. Gaz yapıcı gıdalar, kafein, alkol, baharatlı yiyecekler ve süt bazı hastalarda şikâyetleri artırabilir.”

Düşük FODMAP diyeti

Yüksek FODMAP içeren besinlerin bağırsakta su çekerek şişkinlik, gaz ve kramp gibi yakınmaları artırabileceğini belirten Şahin, bu diyete birçok hastada belirgin fayda sağladığını ifade etti.
Düşük FODMAP diyetinde et ürünleri, laktozsuz süt, pirinç, glütensiz tahıllar, muz, üzüm, kabak, havuç, biber, ıspanak gibi besinler tercih edilebilir.

Probiyotik içeriği yüksek yoğurt ve kefir bağırsak florasını destekleyebilir. Su tüketimi artırılmalı, suyun yemek aralarında içilmesine özen gösterilmelidir.

Doç. Dr. Şahin ayrıca D vitamini eksikliğinin IBS ile ilişkili olduğunu gösteren çalışmalar bulunduğunu, eksikliğin giderilmesinin tedaviye katkı sağladığını belirtti.

Tedavi kişiye özel planlanır

IBS’de tedavi yaklaşımının semptom şiddetine göre değiştiğini belirten Doç. Dr. Şahin tedavi sürecini şöyle açıkladı:

  • Hafif olgularda: Diyet düzenlemesi, su tüketiminin artırılması ve hastayı rahatlatan bilgilendirme yeterli olabilir.
  • Orta şiddette: Stres yönetimi ve gerekli durumlarda prebiyotik, probiyotik veya medikal tedaviler eklenebilir.
  • Ağır olgularda: Uygulanan tedavilere rağmen semptomlar devam ediyorsa psikolojik destek ve davranışsal tedaviler gündeme gelebilir.

IBS’nin genellikle ömür boyu ataklarla seyrettiğini ve atakların birkaç hafta ile birkaç ay arasında sürebileceğini belirtti.

Doğru tanı için gastroenteroloji uzmanına başvurun

IBS için doğrudan bir tanı testi bulunmadığını vurgulayan Doç. Dr. Şahin, tanının mutlaka ekartasyon yöntemiyle konulması gerektiğini anlattı:
“Organik bir neden dışlanmadan IBS tanısı konması ciddi sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle gerekli kan ve dışkı testleri yapılmalı, gerektiğinde kolonoskopi düşünülmelidir. Şikâyeti olan kişilerin doğru tanı ve tedavi için gastroenteroloji uzmanına başvurması şarttır.”