📝 Editoryal Not:
Bu basın bülteni, kalp ritim bozukluklarının (aritmilerin) güncel ve yenilikçi tedavi yaklaşımlarından biri olan Pulsed Field Ablation (PFA – Darbeli Alan Ablasyonu) yöntemini ele almaktadır. Elektromanyetik enerji temelli bu yeni nesil tedavi, özellikle atriyal fibrilasyon gibi yaygın ve yaşam kalitesini ciddi biçimde etkileyen ritim bozukluklarında, çevre dokulara zarar vermeden hedefe yönelik müdahale imkânı sunması açısından dikkat çekmektedir. Haber, kardiyoloji alanındaki teknolojik ilerlemelerin hasta güvenliği ve tedavi başarısına katkısını objektif bir çerçevede ortaya koymaktadır.

Kalp ritim bozuklukları (aritmiler), toplumun önemli bir bölümünü etkileyen ve bazı durumlarda yaşamı tehdit edebilen kardiyovasküler hastalıklar arasında yer almaktadır. Çarpıntı, nefes darlığı, göğüs ağrısı ve bayılma hissi gibi belirtilerle kendini gösterebilen bu rahatsızlıklarda erken tanı ve uygun tedavi yaklaşımı hayati önem taşımaktadır. Memorial Ankara Hastanesi Kardiyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Oto, kalp ritim bozuklukları ve son yıllarda öne çıkan yenilikçi tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.

Ritim Bozuklukları Yaşam Kalitesini ve Hayatı Tehdit Edebilir

Kalp ritim bozuklukları çoğu zaman çarpıntı hissi ile ortaya çıkmaktadır. Bu çarpıntılar hızlı, yavaş, düzenli ya da düzensiz olabilir. En sık görülen ritim bozukluğu ise atriyal fibrilasyondur. Atriyal fibrilasyon, kalbin üst odacıklarının hızlı ve düzensiz kasılmasıyla karakterizedir ve yaş ilerledikçe görülme sıklığı artmaktadır.

Prof. Dr. Ali Oto, ritim bozukluklarının tek başına ortaya çıkabileceği gibi farklı kalp hastalıklarıyla birlikte de görülebileceğini belirterek şu uyarıda bulunuyor:
“Ritim bozuklukları yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürür. Özellikle kadınlarda, diyabet hastalarında ve kalpte yapısal bozukluğu olan bireylerde pıhtı oluşumu, inme ve kalp yetmezliği gibi ciddi ve hayati riskler söz konusu olabilir.”

Tedavi Yaklaşımı Ritim Bozukluğunun Türüne Göre Belirleniyor

Ritim bozukluklarının tedavisi, altta yatan neden ve aritminin türüne göre planlanmaktadır. İlaç tedavisine dirençli olgularda son 15–20 yıldır radyofrekans ablasyon (ısı ile yakma) ve kriyoablasyon (dondurma) yöntemleri başarıyla kullanılmaktadır. Ancak bu yöntemlerde ritim bozukluğunun tekrarlama riski ve çevre dokulara zarar verme olasılığı nedeniyle, daha güvenli ve etkili enerji kaynaklarına yönelik arayışlar devam etmiştir.

Elektromanyetik Enerji ile Yeni Nesil Ablasyon: Pulsed Field Ablation (PFA)

Bu arayışın sonucu olarak geliştirilen ve son yıllarda dünya genelinde hızla yaygınlaşan Pulsed Field Ablation (PFA – Darbeli Alan Ablasyonu) yöntemi, kalp ritim bozukluklarının tedavisinde yeni bir dönemi temsil etmektedir. Bu yöntemde, çok kısa süreli yüksek voltajlı elektrik akımı ile oluşturulan elektromanyetik alan sayesinde elektroporasyon adı verilen hücresel etki oluşturulmakta ve yalnızca hedeflenen kalp dokusunda ablasyon sağlanmaktadır.

Çevre Dokulara Zarar Vermeden Hedefe Yönelik Tedavi

PFA yönteminin en önemli avantajı, kalp çevresindeki yemek borusu, sinir dokusu ve damarlar gibi hayati yapılara zarar vermeden sadece ritim bozukluğuna neden olan alanları hedef almasıdır. Ayrıca işlem süresinin oldukça kısa olması, yöntemin hasta konforunu da artırmaktadır.

Prof. Dr. Ali Oto, işlemin uygulama sürecini şöyle anlatıyor:
“İşlem kasıktan toplardamar yoluyla girilerek, ince kateterler aracılığıyla PFA cihazının kalbe ulaştırılmasıyla gerçekleştirilir. Kalbe akciğerlerden dönen damar ağızları gibi önceden belirlenen bölgelere saniyeler içinde elektrik enerjisi uygulanır. Göğüs açılması gibi cerrahi bir girişim gerekmez. İşlem yaklaşık 30–40 dakika sürer ve hastalar çoğu zaman aynı gün taburcu edilebilir.”

Hasta Güvenliği ve Hızlı İyileşme Ön Planda

Minimal invaziv yapısı, kısa işlem süresi, düşük komplikasyon riski ve hızlı iyileşme avantajları sayesinde PFA yöntemi, özellikle atriyal fibrilasyon tedavisinde hasta güvenliğini ön planda tutan yenilikçi bir yaklaşım olarak öne çıkmaktadır. Elektromanyetik enerji ile kalp ritminin normale döndürülmesi, kardiyoloji alanında önemli bir bilimsel ilerleme olarak değerlendirilmektedir.