📝 Editoryal Not:
Kalp ve damar hastalıklarından korunmada beslenme, fiziksel aktivite, kilo yönetimi ve düzenli sağlık kontrolleri birlikte ele alınmalıdır. Basın bülteni, özellikle hareketsiz yaşamın azaltılması, kas kütlesinin korunması ve Akdeniz tipi beslenmenin benimsenmesi konularında okuyucuya uygulanabilir öneriler sunuyor. Bilimsel açıdan, tek bir besinin kalp sağlığını belirlediği izleniminden kaçınmak; egzersiz önerilerini kişinin yaşına ve sağlık durumuna göre uyarlamak ve 40 yaşından itibaren herkes için aynı kontrol sıklığının geçerli olmadığını belirtmek önemlidir.
Hareketsiz yaşam, sağlıksız beslenme, obezite ve stres kalp-damar hastalıkları riskini artırabilen önemli etkenler arasında yer alıyor. Kalp sağlığını korumak için yalnızca kilo kontrolüne odaklanmak yeterli değil; dengeli beslenmek, kas gücünü korumak, düzenli hareket etmek ve kişisel risk faktörlerini takip etmek de gerekiyor.
İzmir Özel Sağlık Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Alkan Arpaçay, kalp ve damar sağlığının korunmasında beslenme ve fiziksel aktivitenin önemine dikkat çekerek hazır ve işlenmiş gıdaların sınırlandırılması, hareketli yaşam alışkanlığının kazanılması ve düzenli sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini belirtiyor.
Hareketsiz yaşam kalp-damar sağlığını olumsuz etkiliyor
Teknolojinin günlük yaşamı kolaylaştırması, insanların gün içinde daha az hareket etmesine neden olabiliyor. Ulaşımda otomobilin tercih edilmesi, asansör kullanımı, masa başında uzun süre çalışma ve çevrim içi alışveriş gibi alışkanlıklar günlük fiziksel aktiviteyi azaltabiliyor. Hazır ve işlenmiş gıdalara kolay ulaşılması da sağlıksız beslenme alışkanlıklarını artırabiliyor.
Op. Dr. Alkan Arpaçay, yaşam tarzının kalp sağlığı üzerindeki etkisine ilişkin şu değerlendirmede bulunuyor:
“Artık her yere arabayla gidiyoruz, asansör kullanıyoruz, alışverişimizi internetten yapıyoruz. Günlük hayatımızda hareket etmek için bile daha az nedenimiz var. Paketli ve işlenmiş gıdalara ulaşmak da son derece kolaylaştı. Oysa beslenme alışkanlıklarımız kalp ve damar sağlığımızı doğrudan etkiliyor. Hazır ve işlenmiş ürünlerin tüketimini azaltmalı, doğal ve dengeli beslenmeye yönelmeliyiz. Sağlıklı bir yaşam için hareketi de günlük rutinimizin vazgeçilmez bir parçası haline getirmeliyiz.”
Kas kütlesini korumak da sağlıklı yaşamın bir parçası
Yaş ilerledikçe kas kütlesi ve kas gücünde azalma görülebiliyor. Bu durum yalnızca hareket kabiliyetini değil, metabolik sağlığı ve günlük yaşam bağımsızlığını da etkileyebiliyor. Bu nedenle fiziksel aktivite programında yürüyüş gibi aerobik egzersizlerin yanı sıra kasları güçlendiren direnç çalışmalarına da yer verilmesi öneriliyor.
Masa başı ve evden çalışma düzeninin hareketsizliği artırabildiğine dikkat çeken Op. Dr. Arpaçay, özellikle bacak kaslarının güçlendirilmesinin ve direnç egzersizlerinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguluyor:
“Kas kaybı yalnızca fiziksel güç kaybı anlamına gelmiyor. Kas kütlesinin azalması, metabolik sağlığı da olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle özellikle bacak kaslarını güçlendirmek gerekiyor. Yalnızca yürüyüş yapmakla yetinmemeli, kişinin yaşına ve sağlık durumuna uygun direnç egzersizlerini de programa dahil etmeliyiz. Ağırlık çalışmaları bu açıdan oldukça değerli. Spor yaparken sadece tartıdaki rakama odaklanmak da doğru değil. Kas kütlesi, yağ oranı, bel çevresi ve karın bölgesindeki yağlanma da değerlendirilmelidir. Önemli olan yalnızca kilo vermek değil, sağlıklı bir vücut kompozisyonuna sahip olmaktır.”
Düzenli fiziksel aktivite, kalp-damar sağlığının desteklenmesinin yanı sıra stresin azaltılmasına ve uyku kalitesinin iyileştirilmesine de katkı sağlayabilir. Egzersizin türü ve yoğunluğu kişinin yaşı, fiziksel kapasitesi ve mevcut hastalıkları dikkate alınarak belirlenmelidir.
Kalp sağlığı için Akdeniz tipi beslenmeyi tercih edin
Kalp ve damar sağlığını korumada beslenme düzeninin genel niteliği önem taşıyor. Sebze, meyve, tam tahıl, baklagil, zeytinyağı, balık ve tuzsuz ya da az tuzlu kuruyemişleri öne çıkaran Akdeniz tipi beslenme, kalp sağlığını destekleyen beslenme modelleri arasında yer alıyor.
Kırmızı etin ölçülü tüketilmesi, işlenmiş et ürünlerinin ise mümkün olduğunca sınırlandırılması öneriliyor. Ayrıca aşırı tuz, ilave şeker ve doymuş yağ içeriği yüksek gıdaların tüketimine dikkat edilmesi gerekiyor.
Op. Dr. Alkan Arpaçay, beslenmede tek bir gıdaya odaklanmak yerine dengeli ve sürdürülebilir alışkanlıklar kazanmanın önemini şu sözlerle anlatıyor:
“Yumurta, kaliteli protein içeriğiyle beslenmede önemli bir yere sahip. Zeytinyağı da sağlıklı yağ kaynaklarından biri; ancak enerji içeriği nedeniyle ölçülü tüketilmeli. Ekmek tercihinde ise tam tahıllı ve lif oranı yüksek ürünlere yönelmekte fayda var. Lifli besinler kan şekerinin daha dengeli yükselmesine ve daha uzun süre tokluk hissedilmesine yardımcı oluyor. Önemli olan, beslenmede çeşitliliği sağlamak ve porsiyon kontrolünü unutmamak. Sağlıklı beslenme kısa süreli bir diyet değil, yaşam boyu sürdürülecek bir alışkanlık olmalı.”
Kalp sağlığı için düzenli kontrolleri ihmal etmeyin
Sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivitenin yanı sıra tansiyon, kan şekeri ve kolesterol düzeylerinin takip edilmesi de kalp-damar hastalıklarından korunmada önem taşıyor. Bu değerlerin değerlendirilmesi, kişinin yaşı, aile öyküsü, sigara kullanımı, mevcut hastalıkları ve diğer risk faktörleriyle birlikte yapılmalı.
Op. Dr. Alkan Arpaçay, düzenli kontrollerin önemine dikkat çekerek şu bilgileri paylaşıyor:
“Kalbimiz, yaşamımız boyunca hiç durmadan çalışan en önemli organımız. Buna rağmen çoğu zaman sağlığımızı ancak bir sorun ortaya çıktığında düşünüyoruz. Oysa düzenli kontroller, risk faktörlerinin erken belirlenmesine yardımcı oluyor. Tansiyon, kan şekeri ve kolesterol değerlerimizi takip etmeliyiz. Aile öykümüzü ve kişisel risklerimizi de göz önünde bulundurmalıyız. Aracımızın bakımını düzenli yaptırıyoruz; kendi sağlığımızı da aynı özenle korumalıyız. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve hekim kontrolü kalp sağlığımız için birlikte değerlendirilmesi gereken üç temel unsur.”
