📝 Editoryal Not:
Katarakt ameliyatı sonrasında görmenin yeniden bulanıklaşması, hastalarda kataraktın tekrarladığı yönünde kaygıya yol açabilen yaygın bir durumdur. Bu haber, özellikle arka kapsül kesifleşmesi (AKK) ile gerçek katarakt nüksü arasındaki farkı açıklayarak hastaların doğru sağlık bilgisine ulaşmasına katkı sağlamaktadır. Metinde, AKK’nin tanı ve tedavisinde Nd lazer kapsülotominin yeri açıklanırken, ameliyat sonrasında gelişen her görme azalmasının AKK’ye bağlanmaması gerektiği de vurgulanmaktadır. Böylece hasta farkındalığı desteklenirken, tanı ve tedavinin göz hekimi tarafından değerlendirilmesinin önemi öne çıkarılmaktadır.
“Kataraktım yeniden mi oldu?” sorusunun yanıtı çoğu zaman hayır. Katarakt ameliyatı sonrasında aylar veya yıllar içinde ortaya çıkan görme bulanıklığının sık nedenlerinden biri arka kapsül kesifleşmesidir. Halk arasında “ikincil katarakt” olarak adlandırılan bu durum, yeni bir katarakt oluşması anlamına gelmez ve uygun hastalarda Nd lazer kapsülotomi ile tedavi edilebilir.
Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Hüseyin Dundar, katarakt ameliyatı sonrasında yeniden ortaya çıkan görme bulanıklığının nedenleri, arka kapsül kesifleşmesinin özellikleri ve tedavi seçenekleri hakkında bilgi verdi.
Katarakt yeniden oluşur mu?
Katarakt, gözün doğal merceğinin saydamlığını kaybederek bulanıklaşması sonucu ortaya çıkar. Katarakt cerrahisinde bulanıklaşmış doğal lens çıkarılır ve yerine yapay göz içi merceği (intraoküler lens, IOL) yerleştirilir.
Bu nedenle çıkarılan doğal lenste kataraktın yeniden oluşması söz konusu değildir. Bununla birlikte, ameliyattan aylar veya yıllar sonra görmenin yeniden azalması hastalarda kataraktın tekrarladığı düşüncesine yol açabilir.
Op. Dr. Hüseyin Dundar, “Katarakt ameliyatından sonra görmesi zaman içerisinde yeniden bulanıklaşan hastalarımız olabiliyor. Ancak bu durum, kataraktın tekrar ettiği anlamına gelmez. Görme azalmasının nedenlerinden biri, yapay göz içi merceğinin arkasında kalan kapsülün zaman içerisinde saydamlığını kaybetmesi, yani arka kapsül kesifleşmesidir” dedi.
“İkincil katarakt” olarak bilinen arka kapsül kesifleşmesi nedir?
Katarakt cerrahisi sırasında doğal lensin çevresindeki kapsülün arka bölümü, yapay göz içi merceğini göz içinde desteklemek amacıyla büyük ölçüde korunur. Cerrahi sonrasında bu kapsül üzerinde lens epitel hücrelerinden kaynaklanan hücresel değişiklikler ve hücre çoğalması meydana gelebilir.
Bu değişiklikler zaman içinde arka kapsülün saydamlığının azalmasına ve arka kapsül kesifleşmesine (AKK) neden olabilir.
Halk arasında “ikincil katarakt” veya “kataraktın tekrarlaması” şeklinde ifade edilse de AKK, yeni bir katarakt değildir. Burada bulanıklaşan yapı doğal lens değil, göz içi merceğinin arkasında kalan kapsüler dokudur.
Op. Dr. Dundar, “Arka kapsülün saydamlığının azalması, ışığın retina üzerine ulaşmasını ve görüntünün optik kalitesini etkileyebilir. Bu nedenle hastalar, ilk katarakt dönemindeki şikâyetlerine benzer şekilde yeniden bulanık görmeye başlayabilir” ifadelerini kullandı.
Görme nasıl etkilenir?
Arka kapsül kesifleşmesinin en belirgin bulgusu, katarakt ameliyatından sonra başlangıçta düzelmiş olan görmenin zaman içerisinde yeniden azalmasıdır.
Hastalar görme kalitesindeki değişikliği;
- Buğulu veya sisli görme,
- Görüntüyü buzlu camın arkasından izliyormuş gibi hissetme,
- Kontrast duyarlılığında azalma,
- Görüntü kalitesinde genel düşüş
şeklinde tarif edebilir.
Bazı hastalarda özellikle parlak ışıklarda ışık saçılması ve kamaşma gibi optik şikâyetler de ortaya çıkabilir.
Ancak bu belirtiler yalnızca arka kapsül kesifleşmesine özgü değildir. Bu nedenle şikâyetlerin göz muayenesi ile değerlendirilmesi gerekir.
Her bulanık görme arka kapsül kesifleşmesi değildir
Katarakt ameliyatından aylar veya yıllar sonra gelişen görme azalmasının doğrudan AKK’ye bağlanması doğru değildir.
Görme kaybına veya görme kalitesindeki azalmaya;
- Göz numarasındaki değişiklikler,
- Kornea hastalıkları,
- Glokom ve diğer göz içi basıncıyla ilişkili durumlar,
- Retina hastalıkları,
- Yaşa bağlı makula dejenerasyonu gibi makula hastalıkları,
- Diyabetik retina hastalıkları,
- Optik sinir hastalıkları
gibi farklı nedenler yol açabilir.
Bu nedenle görmesi yeniden bulanıklaşan hastalarda öncelikle kapsamlı bir göz muayenesi yapılmalı ve görme azalmasının altında yatan neden belirlenmelidir.
Arka kapsül kesifleşmesi nasıl tedavi edilir?
Muayene sonucunda görme azalmasının klinik olarak anlamlı arka kapsül kesifleşmesine bağlı olduğu belirlenirse, uygun hastalarda Nd lazer kapsülotomi uygulanabilir.
Bu işlemde lazer enerjisi kullanılarak kesifleşmiş arka kapsülün görme aksındaki bölümünde kontrollü bir açıklık oluşturulur. Böylece ışığın gözün arka segmentine ve retina üzerine daha serbest şekilde ulaşması amaçlanır.
Nd lazer kapsülotomi, yeni bir katarakt ameliyatı değildir ve göz içinde yeni bir yapay mercek yerleştirilmesini gerektirmez. İşlem genellikle ayaktan uygulanır ve cerrahi kesi gerektirmez.
Op. Dr. Dundar, “YAG lazer kapsülotomide temel amaç, kesifleşmiş arka kapsülün görme aksını engelleyen bölümünü açmaktır. Uygun hastalarda bu işlem sonrasında görme kalitesinde belirgin iyileşme sağlanabilir. Bununla birlikte elde edilecek görme düzeyi yalnızca kapsülün durumuna değil, retina, kornea, optik sinir ve gözün diğer yapılarının sağlığına da bağlıdır” dedi.
Tedavi sonrasında takip neden önemlidir?
Nd lazer kapsülotomi genellikle kısa süren bir işlem olmakla birlikte, her tıbbi girişimde olduğu gibi belirli riskler taşıyabilir. Hastanın özelliklerine göre işlem sonrasında göz içi basıncı, göz içi inflamasyon ve diğer göz bulguları değerlendirilebilir.
Nadiren göz içi basıncında yükselme, inflamasyon, makula bölgesinde ödem veya retina ile ilişkili komplikasyonlar gelişebileceğinden, işlem kararı göz hekiminin değerlendirmesi sonrasında verilmelidir.
Ayrıca lazer tedavisinin amacı yalnızca arka kapsül kesifleşmesine bağlı görme azalmasını gidermektir. Görme kaybının başka bir nedeni varsa, YAG lazer bu problemi tedavi etmeyecektir.
Hangi durumlarda göz muayenesi geciktirilmemeli?
Katarakt ameliyatından sonra görmede herhangi bir yeni değişiklik ortaya çıktığında, özellikle değişiklik kalıcı veya giderek artıyorsa göz hekimine başvurulması önemlidir.
Ani görme kaybı, yeni başlayan veya belirgin şekilde artan uçuşmalar, ışık çakmaları, görme alanında perde ya da gölge hissi, şiddetli göz ağrısı veya belirgin göz kızarıklığı gibi belirtilerde ise değerlendirme geciktirilmemelidir.
Op. Dr. Hüseyin Dundar sözlerini şöyle tamamladı:
“Katarakt ameliyatından sonra görmesi yeniden bulanıklaşan hastalarımızın bunu doğrudan ‘kataraktım tekrar etti’ şeklinde değerlendirmemelerini öneriyoruz. Görme azalmasının birçok farklı nedeni olabilir. Eğer sorun arka kapsül kesifleşmesinden kaynaklanıyorsa, uygun hastalarda Nd lazer kapsülotomi etkili bir tedavi seçeneğidir. Buradaki temel yaklaşım, görme kaybının nedenini doğru belirlemek ve hastaya uygun tedaviyi planlamaktır.”
Unutulmamalıdır: Katarakt ameliyatı sonrasında yeniden bulanık görme, kataraktın tekrar ettiği anlamına gelmez. Arka kapsül kesifleşmesi sık karşılaşılan nedenlerden biri olmakla birlikte, kesin tanı için göz muayenesi gerekir.
