📝 Editoryal Not:
Metin, hematopoietik kök hücre naklinde donör seçimi, HLA uyumu, kök hücre kaynağı ve donör güvenliğinin birlikte değerlendirilmesinin önemini anlatması açısından değerli. Bilimsel gözden geçirmede özellikle donör yaş sınırlarının evrensel olmadığı, Türkiye’de gönüllü akraba dışı bağışçı adaylığı için güncel TÜRKÖK yaş kriterinin 18-35 olarak değiştirildiği; HLA eşleşmesinin günümüzde yalnızca “5/6-6/6” gibi eski ifadelerle değil, kullanılan lokuslara göre değerlendirilmesi gerektiği; haploidentik naklin belirli bir “5-8/10” aralığıyla tanımlanamayacağı ve göbek kordonu kullanımının günümüzde alternatif donör seçenekleri nedeniyle daha seçici hale geldiği dikkate alınmıştır. Ayrıca Dünya Kemik İliği Bağışçıları Günü 2026 yılında 19 Eylül’e denk gelmektedir; metindeki 16 Eylül ifadesi bu nedenle düzeltilmiştir. TÜRKÖK’ün güncel bilgilerine göre gönüllü akraba dışı bağışçı adayı kazanımında yaş aralığı 18-35’tir.

HLA uyumu, donörün sağlık durumu ve uygun kök hücre kaynağının belirlenmesi nakil sürecinin temel aşamalarını oluşturuyor

Lösemi, lenfoma, multipl miyelom ve çeşitli kemik iliği yetmezlikleri gibi hastalıklarda kullanılan hematopoietik kök hücre nakli (HKHN), uygun hastalarda hastalığın kontrol altına alınmasını ve bazı durumlarda uzun süreli hastalıksız yaşamı mümkün kılabilen önemli bir tedavi seçeneğidir. Allojenik nakilde hastanın kendi kök hücreleri yerine başka bir kişiden elde edilen hematopoietik kök hücreler kullanılır.

Dünya genelinde yılda 90 binden fazla hematopoietik kök hücre nakli gerçekleştirilmektedir.

Memorial Diyarbakır Hastanesi Hematoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Vefki Gürhan Kadıköylü, 19 Eylül Dünya Kemik İliği Bağışçıları Günü kapsamında kök hücre bağışçılığında donör seçimi, HLA uyumu, kök hücre toplama yöntemleri ve donör güvenliği hakkında önemli bilgiler verdi.

Kök hücre nakli birçok hastalıkta uygulanabiliyor

Hematopoietik kök hücre nakli; başta lösemi, lenfoma, multipl miyelom, miyelodisplastik sendrom ve bazı miyeloproliferatif neoplazmlar olmak üzere çeşitli hematolojik malignitelerin tedavisinde kullanılmaktadır. Ayrıca ağır aplastik anemi, talasemi, orak hücre hastalığı, bazı primer immün yetmezlikler ve diğer kalıtsal hematolojik hastalıklarda da uygun hastalar için önemli bir tedavi seçeneğidir.

Nakil kararı; hastalığın türü ve risk özellikleri, hastanın yaşı ve genel sağlık durumu, önceki tedavileri ve uygun donör bulunabilirliği gibi birçok faktör birlikte değerlendirilerek verilir.

Malign hastalıklarda hazırlama tedavisi olarak kemoterapi ve bazı hastalarda radyoterapi içeren rejimler uygulanabilir. Allojenik nakilde tedavinin önemli özelliklerinden biri de donörden gelen bağışıklık hücrelerinin hastanın malign hücrelerine karşı oluşturabildiği graft-versus-tümör etkisidir.

Uygun donörün belirlenmesinde HLA uyumu kritik

Hastaya kök hücre veren sağlıklı kişiye donör veya verici adı verilir. Donörün gönüllü olması, süreç hakkında ayrıntılı biçimde bilgilendirilmesi ve bağış için özgür iradesiyle onam vermesi temel etik gerekliliklerdir.

Donör seçiminde en önemli unsurlardan biri HLA (insan lökosit antijeni) uyumudur. HLA molekülleri bağışıklık sisteminin “kendine ait” ve “yabancı” dokuları ayırt etmesinde rol oynar. Hastayla donör arasındaki HLA uyumu, özellikle allojenik nakilde graft-versus-host hastalığı (GVHH), graft yetmezliği ve diğer nakil sonuçları açısından önem taşır.

Kardeşler arasında HLA açısından tam uyumlu donör bulunma olasılığı daha yüksektir. Uygun kardeş donör bulunmadığında akraba dışı gönüllü donörler, haploidentik akraba donörler veya uygun hastalarda kordon kanı gibi alternatif kaynaklar değerlendirilir. Günümüzde donör seçiminde HLA uyumunun yanı sıra donör yaşı, sağlık durumu, hastanın aciliyeti ve donör-spesifik anti-HLA antikorları gibi faktörler de dikkate alınmaktadır.

TÜRKÖK, akraba dışı donör taramasında önemli rol oynuyor

Türkiye’de gönüllü akraba dışı kök hücre bağışçı adaylarının kaydı ve donör tarama süreçleri TÜRKÖK koordinasyonunda yürütülmektedir. Güncel TÜRKÖK bilgilerine göre gönüllü akraba dışı bağışçı adayı kazanımında yaş aralığı 18-35 olarak uygulanmaktadır. Kayıtlı bağışçı adaylarının HLA bilgileri, ihtiyaç halinde hastalar için uygun eşleşmenin araştırılmasında kullanılmaktadır.

Uygun aile içi donör bulunamadığında transplantasyon merkezi, hastanın HLA özelliklerine göre ulusal ve gerektiğinde uluslararası donör kayıtlarında arama yapabilir. Donörün bulunması yalnızca HLA eşleşmesine bağlı değildir; donörün güncel sağlık durumu ve bağış için uygunluğu da ayrıca değerlendirilir.

Donörün yaşı kadar sağlık durumu da önemli

Donör seçiminde tek başına yaş sınırı üzerinden karar verilmez. Donörün genel sağlık durumu, eşlik eden hastalıkları, fiziksel özellikleri ve bağış işleminin güvenli şekilde gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceği değerlendirilir.

Güncel uluslararası önerilerde genç donörler, özellikle uygun HLA eşleşmesi mevcut olduğunda, bazı hasta gruplarında tercih edilebilmektedir. Bununla birlikte yaş, HLA uyumu, donör uygunluğu ve hastanın klinik gereksinimleri birlikte değerlendirilir.

Türkiye’de ise akraba dışı gönüllü donör adayı kaydı için TÜRKÖK’ün güncel kriterleri esas alınmalıdır; bu kriterler zaman içinde değişebildiğinden eski yaş sınırlarının güncel uygulama gibi aktarılmaması önemlidir.

Donörün sağlık durumu ayrıntılı olarak değerlendiriliyor

Kök hücre bağışının güvenli şekilde gerçekleştirilebilmesi için donör adayı ayrıntılı bir sağlık değerlendirmesinden geçirilir. Tıbbi öykü, fizik muayene ve gerekli laboratuvar testlerinin yanı sıra bulaşıcı hastalıklar, mevcut hastalıklar, kullanılan ilaçlar ve bağış işlemini etkileyebilecek diğer faktörler değerlendirilir.

HLA tiplendirmesi için örnek alınırken, uygunluk değerlendirmesinde kan sayımı, biyokimyasal testler ve gerekli enfeksiyon taramaları gibi incelemeler de yapılabilir. Gebelik gibi durumlar ise bağışın zamanlaması ve güvenliği açısından ayrıca değerlendirilir. Donör kabul ve ret kriterleri ilgili ulusal ve uluslararası standartlara göre belirlenir.

Kan grubu uyumsuzluğu ise çoğu durumda allojenik kök hücre nakline mutlak engel değildir. Donör ve alıcının ABO kan gruplarının farklı olması durumunda nakil ek değerlendirme ve uygun merkez protokolleriyle gerçekleştirilebilir.

Kök hücreler en sık periferik kandan toplanıyor

Hematopoietik kök hücreler temel olarak periferik kan, kemik iliği veya kordon kanından elde edilebilir. Kaynak seçimi; hastalığın özellikleri, alıcının klinik durumu, donör özellikleri ve transplantasyon merkezinin yaklaşımı doğrultusunda belirlenir.

Periferik kan kök hücreleri

Allojenik nakillerde günümüzde en sık kullanılan kaynaklardan biri periferik kan kök hücreleridir. Donöre birkaç gün boyunca G-CSF (granülosit koloni uyarıcı faktör) verilerek kemik iliğindeki kök hücrelerin periferik kana geçmesi sağlanır. Daha sonra aferez yöntemiyle kan dolaşımından kök hücreler toplanır.

G-CSF kullanımına bağlı olarak kemik ağrısı, baş ağrısı veya halsizlik gibi geçici yakınmalar görülebilir. Aferez sırasında da bazı geçici yan etkiler ortaya çıkabilir. Donörün damar yapısı uygun değilse, merkezin uygulamasına göre farklı damar yolu seçenekleri değerlendirilebilir.

Periferik kan kök hücrelerinin önemli avantajlarından biri, kemik iliği toplama işlemine kıyasla genel anestezi gerektirmemesidir. Ayrıca genellikle daha hızlı hematopoietik engraftman sağlanır. Bununla birlikte periferik kan greftleri, özellikle kronik GVHH açısından kemik iliği greftlerine göre daha yüksek riskle ilişkilendirilebilir; bu nedenle kök hücre kaynağı hasta ve donör özelliklerine göre seçilir.

Kemik iliğinden kök hücre toplama

Kemik iliği toplama işlemi ameliyathane koşullarında, çoğunlukla genel veya uygun anestezi altında, kalça kemiğinin arka bölümünden yapılır. İşleme bağlı ağrı, kanama ve anesteziye ilişkin riskler bulunabilir.

Bazı hastalıklarda, özellikle belirli malign olmayan hastalıklarda, kemik iliği grefti tercih edilebilir. Kök hücre kaynağı seçimi, hastanın hastalığı ve transplantasyon ekibinin değerlendirmesiyle belirlenir.

Kordon kanı

Göbek kordonu kanı da hematopoietik kök hücre kaynağı olarak kullanılabilir. HLA açısından tam uyumlu donör bulunamadığında belirli hasta gruplarında alternatif bir seçenek oluşturabilir. Bununla birlikte kordon kanının hücre sayısının sınırlı olması nedeniyle özellikle erişkinlerde engraftman daha yavaş olabilir ve enfeksiyon riski daha uzun sürebilir.

Günümüzde haploidentik ve alternatif donör nakillerindeki gelişmeler nedeniyle kordon kanı kullanımının yeri, hastanın özelliklerine ve merkezin deneyimine göre belirlenmektedir. Dünya genelinde kordon kanı kullanımının zaman içinde azaldığı bildirilmektedir.

Haploidentik donörler de önemli bir alternatif

Tam HLA uyumlu akraba veya akraba dışı donör bulunamadığında, hastayla yaklaşık yarı HLA uyumuna sahip akraba donörler, yani haploidentik donörler, uygun hastalarda kullanılabilir.

Haploidentik nakillerde modern GVHH önleme yaklaşımlarındaki gelişmeler, bu yöntemin uygun donörü olmayan hastalar için önemli bir alternatif haline gelmesini sağlamıştır. Donör seçimi yalnızca “kaçta kaç HLA uyumu” üzerinden değil, hastanın klinik özellikleri, donör özellikleri, anti-HLA antikorları ve merkez deneyimi gibi faktörlerle birlikte yapılır.

Kök hücre bağışçılarının güvenliği yakından izleniyor

Kök hücre bağışında yalnızca hastanın değil, donörün güvenliği de temel bir klinik ve etik önceliktir. Donörün bağış öncesi ayrıntılı değerlendirilmesi ve işlem sonrasında takip edilmesi gerekir.

Mevcut veriler, G-CSF ile mobilizasyonun sağlıklı donörlerde genel olarak iyi tolere edildiğini göstermektedir. Bununla birlikte başta kemik ağrısı olmak üzere geçici yan etkiler görülebilir. Ciddi komplikasyonlar nadirdir ancak tamamen risksiz bir işlem değildir. Donör güvenliği açısından kısa ve uzun dönem izlem sistemlerinin sürdürülmesi önemlidir. EBMT, donör sonuçlarının sistematik biçimde izlenmesini ve kısa ve uzun dönem güvenlilik verilerinin geliştirilmesini öncelikli alanlardan biri olarak tanımlamaktadır.

Donör takip süresi için tek bir evrensel “10 yıl” veya “12 ay” kuralı yerine, donörün aldığı mobilizasyon tedavisi, kullanılan toplama yöntemi, ulusal düzenlemeler ve ilgili donör kayıt sisteminin protokolü esas alınmalıdır.

Prof. Dr. Vefki Gürhan Kadıköylü, “Kök hücre bağışında gönüllülük, doğru bilgilendirme ve onam kadar donörün güvenliği de büyük önem taşımaktadır. Donör adayının sağlık durumunun ayrıntılı değerlendirilmesi, uygun toplama yönteminin belirlenmesi ve bağış sonrasında gerekli takibin yapılması hem etik hem de klinik açıdan temel unsurlardır” diyor.

Klinik açıdan öne çıkan noktalar
  • HLA uyumu, allojenik kök hücre naklinde donör seçiminin temel bileşenlerinden biridir.
  • Donör seçiminde yalnızca HLA uyumu değil, donör yaşı, sağlık durumu ve hastanın klinik özellikleri de değerlendirilir.
  • Türkiye’de gönüllü akraba dışı donör adaylarının kazanımı TÜRKÖK kriterleri doğrultusunda yürütülmektedir.
  • Kök hücre kaynağı; periferik kan, kemik iliği veya kordon kanı olabilir ve seçim hasta-donör özelliklerine göre yapılır.
  • Haploidentik nakil, tam uyumlu donör bulunamadığında uygun hastalar için önemli bir alternatif oluşturur.
  • Donörün gönüllülüğü, bilgilendirilmiş onamı, tıbbi uygunluğu ve işlem sonrası güvenliği transplantasyon sürecinin ayrılmaz parçalarıdır.