📝 Editoryal Not:
Lenfödem, tüm dünyada milyonlarca insanın yaşam kalitesini etkileyen ancak erken tanı ve doğru yönetimle büyük ölçüde kontrol altına alınabilen bir sağlık sorunudur. Bu basın bülteni, hasta farkındalığını artırmayı, erken dönemde hekime başvurunun önemini vurgulamayı ve kanser tedavisi sonrası gelişebilen bu komplikasyona karşı koruyucu yaklaşımları sağlık profesyonelleri ve toplum için anlaşılır biçimde aktarmayı amaçlamaktadır.
Yüzük ve kıyafetleriniz dar mı gelmeye başladı? Kollarınızda veya bacaklarınızda şişlik mi var? Nedeni lenfödem olabilir.
Lenfödem, lenf dolaşımının doğuştan ya da edinsel nedenlerle bozulması sonucunda, proteinden zengin sıvının dokular arasında birikmesiyle ortaya çıkan kronik bir tablodur. Genellikle kol veya bacaklarda şişlik ve dolgunluk hissiyle başlayan bu durum, ilerlediğinde enfeksiyonlar, ağrı, ciltte kalınlaşmalar ve derin yaralar gibi ciddi komplikasyonlara neden olarak hastaların yaşam kalitesini belirgin düzeyde düşürmektedir.
Hastalık ilerledikçe kıyafet giyme, ayakkabı kullanma, yazı yazma veya yürüme gibi günlük aktiviteler bile güçleşebilir. Estetik kaygılar ve fonksiyon kaybı ise hastaların sosyal yaşamdan uzaklaşmasına, kaygı ve depresyon gibi psikolojik sorunların gelişmesine yol açabilmektedir.
Acıbadem Maslak Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Meltem Vural, erken tanının tedavi başarısında kritik rol oynadığını vurgulayarak şunları söylüyor:
“Kol veya bacak bölgesinde hassasiyet, ağırlık veya hafif bir şişlik fark edildiğinde gecikmeden hekime başvurulmalıdır. Fizik muayene, gerekli laboratuvar ve görüntüleme yöntemleri ile tanı konulabilir. Erken tanı sayesinde enfeksiyon ve cilt yaraları gibi ilerleyici problemlerin önüne geçilebilir.”
Dünyada 250 milyon kişi lenfödem ile yaşıyor
Lenfödem, bebeklikten ileri yaşa kadar her dönemde görülebilir. Dünya genelinde yaklaşık 250 milyon kişiyi etkilediği tahmin edilmektedir. Türkiye’de de yaygın görülen bu durum, özellikle kanser tedavilerinin artmasıyla daha sık karşımıza çıkmaktadır. Prof. Dr. Vural, “Cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi gibi tedaviler sonrasında ikincil lenfödem gelişebilmektedir” diye belirtmektedir.
En yüksek risk grubu: Meme kanseri hastaları
Lenfödem, lenf damarlarının gelişimsel bozuklukları, travma, enfeksiyon veya cerrahi nedenlerle ortaya çıkabilir. Meme kanseri sonrası gelişen lenfödem ise en sık görülen tiptir.
Meme kanseri tedavisi sonrasında lenfödem gelişme oranı yaklaşık %25’tir.
Lenf nodlarının çıkarılması veya radyoterapi uygulanması, kol, önkol ve elde lenfatik akımın bozulmasına yol açarak sıvı birikimine neden olabilir.
Belirtiler ilerleyebilir: Gecikmeden tedavi şart
Prof. Dr. Vural, erken dönemde yüzüklerin dar gelmesi, giysilerin sıkması, hafif şişlik ve ağırlık hissinin önemli ipuçları olduğunu belirtiyor. Tedavi edilmediğinde ise:
- Şişlik artışı
- Ciltte kalınlaşma, sertleşme
- Ağrı
- Enfeksiyonlar
- Derin doku değişiklikleri
- Fonksiyon kayıpları
gibi komplikasyonlar ortaya çıkabilmektedir.
Lenfödem tedavisi: Altın standart yaklaşım
Lenfödem tamamen ortadan kaldırılamasa da erken tanı ve doğru tedavi ile kontrol altına alınabilir. Dünya genelinde kabul gören yaklaşım lenfödem rehabilitasyonudur:
- Manuel lenf drenajı
- Çok tabakalı bandaj uygulamaları
- Kompresyon giysileri
- Egzersiz programları
- Cilt bakımı
- Hasta eğitimi
İleri evrelerde ise süper mikrocerrahi teknikler uygulanabilmektedir.
Lenfovenöz anastomoz (LVA) ve lenf nod transferi (LNT) lenfödem yönetiminde güncel cerrahi seçenekler arasındadır.
Lenfödeme karşı 10 önemli öneri
Prof. Dr. Meltem Vural, risk altındaki ya da lenfödem tanısı almış hastaların şu önerilere dikkat etmesi gerektiğini vurguluyor:
- Sorunlu kol veya bacağı zorlayıcı aktivitelerden kaçının; ağırlık kaldırmayın.
- Etkilenen koldan tansiyon ölçtürmeyin; damar yolu işlemleri diğer koldan yapılsın.
- Cilt temizliğine özen gösterin; pH uygun ürünler kullanın, cildinizi nemlendirin.
- Güneşten korunmak için yüksek faktörlü güneş kremleri uygulayın.
- Böcek ısırıkları, yaralanma ve çiziklere karşı bölgeyi koruyun.
- Sıkı kıyafet ve takılardan kaçının.
- Uyurken etkilenen uzvun altta kalmamasına dikkat edin.
- Uçak yolculuklarında kompresyon giysileri kullanın.
- Dengeli beslenin ve kilo kontrolü sağlayın.
- Hekiminizin önerdiği yürüyüş, nefes ve lenfödem egzersizlerini düzenli yapın; uzun süre hareketsiz kalmayın.
