📝 Editoryal Not:

Bu basın bülteni, meme kanserinin genç yaşlarda da görülebileceğine ilişkin farkındalığı artırırken, genç yaşta görülen meme kanserinin sıklığı ile bireysel risk arasındaki ayrımı doğru kurmayı amaçlıyor. Metin bilimsel açıdan gözden geçirilirken özellikle “genç kadınlarda vakalar artıyor” ifadesi daha temkinli hale getirildi; çünkü insidans eğilimleri yaş grubuna, ülkeye ve veri setine göre farklılık gösterebiliyor. Ayrıca “erken fark etmek tedavi seçeneklerini artırır” gibi nedensellik içeren ifadeler yerine, şüpheli bulguların gecikmeden değerlendirilmesinin tanı ve uygun tedavi planlaması açısından önemine odaklanıldı. Türkiye’deki toplum tabanlı tarama uygulamalarında kullanılan yaş aralığı ile bireysel yüksek riskli kişilerdeki farklı izlem stratejilerinin birbirinden ayrılması da özellikle vurgulandı.

Meme kanseri riski yaşla birlikte artsa da hastalık genç kadınlarda da görülebiliyor. Uzmanlar, özellikle memede yeni ortaya çıkan değişikliklerin yaş nedeniyle göz ardı edilmemesi, kişisel risklerin değerlendirilmesi ve şüpheli bulguların gecikmeden hekim tarafından incelenmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Meme kanseri çoğunlukla ileri yaşlarla ilişkilendirilse de genç kadınlarda da ortaya çıkabilen bir hastalık. Özellikle 50 yaş altındaki kadınlarda bazı ülkelerde meme kanseri insidansında artış eğilimleri bildirilirken, toplam meme kanseri yükünün önemli bölümü hâlâ daha ileri yaş gruplarında görülüyor.

Memorial Göztepe Hastanesi Kanser Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, “1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı” kapsamında genç yaşlarda meme kanseri, risk değerlendirmesi, tarama yaklaşımları ve güncel tedavi seçenekleri hakkında değerlendirmelerde bulunuyor.

“YAŞIM GENÇ, MEME KANSERİ OLMAM” DÜŞÜNCESİYLE BELİRTİLER ERTELENMEMELİ

Meme kanseri görülme sıklığı yaşla birlikte artıyor. Bununla birlikte genç yaş, hastalığı tamamen dışlamıyor. Meme kanseri 20’li ve 30’lu yaşlarda daha seyrek görülse de bu yaş grubundaki kadınlarda da ortaya çıkabiliyor.

Bu nedenle genç bir kadının memesindeki yeni bir değişikliği yalnızca yaşı nedeniyle önemsememesi doğru bir yaklaşım değil. Buradaki amaç, genç yaştaki herkesi kanser konusunda endişelendirmek değil; yeni ve kalıcı meme bulgularının uygun şekilde değerlendirilmesini sağlamak.

MEMEDEKİ HANGİ DEĞİŞİKLİKLER DEĞERLENDİRİLMELİ?

Her yaşta aşağıdaki yeni bulguların klinik değerlendirmesi önem taşıyor:

  • Memede veya koltuk altında yeni ortaya çıkan kitle ya da sertlik
  • Meme başından, özellikle kendiliğinden ortaya çıkan kanlı akıntı
  • Meme cildinde çekilme, çökme veya belirgin kalıcı değişiklik
  • Meme başında yeni gelişen içe dönme
  • Memede kalıcı şekil veya boyut değişikliği
  • Tek memede yeni ortaya çıkan ve devam eden belirgin değişiklikler

Bu bulguların hiçbiri tek başına meme kanseri tanısı anlamına gelmez. Meme kistleri, fibroadenomlar, enfeksiyonlar ve başka iyi huylu meme hastalıkları da benzer belirtilere yol açabilir. Ancak yeni ve açıklanamayan bir bulgunun hekim tarafından değerlendirilmesi gerekir.

GENÇ YAŞTA HER KADINA RUTİN MAMOGRAFİ GEREKMİYOR

Genç yaşlarda meme kanseri görülmesi, 20’li veya 30’lu yaşlardaki her kadının rutin mamografi yaptırması gerektiği anlamına gelmez.

Tarama önerileri ülkelerin sağlık politikalarına, yaşa ve bireysel risk düzeyine göre değişebilir. Türkiye’deki ulusal meme kanseri tarama programında ortalama risk grubundaki kadınlara yönelik tarama 40-69 yaş grubunda iki yılda bir mamografi ile yürütülmektedir.

Buna karşılık yüksek risk taşıyan kadınlarda takip ve görüntüleme programı standart tarama yaklaşımından farklı olabilir. Örneğin güçlü aile öyküsü, genç yaşta meme veya over kanseri öyküsü, patojenik BRCA1/BRCA2 varyantı ya da başka yüksek risk faktörleri bulunan kişilerde tarama daha erken yaşta başlayabilir ve manyetik rezonans görüntüleme (MR) gibi farklı yöntemler programa dahil edilebilir.

Bu nedenle tarama kararı yalnızca yaşa göre değil, kişisel ve ailesel risk değerlendirmesine göre verilmelidir.

GENÇ YAŞTA YOĞUN MEME DOKUSU GÖRÜNTÜLEMEYİ ETKİLEYEBİLİR

Genç kadınlarda meme dokusu daha yoğun olabilir. Yoğun meme dokusu, mamografide bazı lezyonların görülmesini zorlaştırabilir. Bununla birlikte ultrasonun her kadın için mamografiye alternatif veya tamamlayıcı olarak otomatik biçimde kullanılması gerektiği sonucu çıkarılmamalıdır.

Memede ele gelen kitle veya başka bir klinik bulgu olduğunda kullanılacak görüntüleme yöntemi; hastanın yaşı, fizik muayene bulguları ve klinik risk durumu dikkate alınarak belirlenir.

Özellikle genç kadınlarda klinik bulguların değerlendirilmesi ile uygun görüntüleme yönteminin seçimi birlikte ele alınmalıdır.

AİLEDE MEME KANSERİ OLMAMASI RİSKİ SIFIRLAMIYOR

Meme kanseri tanısı alan her genç hastada kalıtsal bir neden bulunmaz. Aynı şekilde ailede meme kanseri öyküsünün bulunmaması da kalıtsal yatkınlığı tamamen dışlamaz.

Genç yaşta meme kanseri tanısı, ailede birden fazla meme veya over kanseri bulunması, erkek meme kanseri öyküsü, bir kişide birden fazla ilişkili kanser görülmesi veya tümörün belirli özellikleri gibi durumlarda genetik danışmanlık ve uygun genetik testler gündeme gelebilir.

Genetik değerlendirme yalnızca hastanın tedavi ve izlem planına katkı sağlamaz; uygun durumlarda aile bireylerinin kalıtsal risklerinin değerlendirilmesine de yardımcı olabilir.

MEME KANSERİ TEK TİP BİR HASTALIK DEĞİL

Meme kanseri biyolojik özellikleri birbirinden farklı birçok alt grubu kapsar. Tedavi planlanırken tümörün östrojen ve progesteron reseptörleri, HER2 durumu, histolojik özellikleri, hastalığın evresi ve uygun durumlarda moleküler/genomik özellikleri birlikte değerlendirilir.

Bu bilgiler doğrultusunda cerrahi, radyoterapi, endokrin tedavi, kemoterapi, HER2’yi hedefleyen tedaviler, immünoterapi veya antikor-ilaç konjugatları gibi farklı tedavi seçenekleri tek başına ya da kombinasyon halinde kullanılabilir.

Buradaki temel yaklaşım, her hastaya aynı tedaviyi uygulamak yerine tümörün biyolojik özelliklerine ve hastalığın evresine uygun tedaviyi seçmektir.

Genç hastalarda tedavi planlamasında kanserin kontrolü kadar uzun dönem yaşam kalitesi de önem taşır. Hastanın çocuk sahibi olma planı varsa tedavi öncesinde fertilite (doğurganlık) korunması seçeneklerinin değerlendirilmesi gerekebilir. Ayrıca tedavinin türüne göre kemik sağlığı, kardiyovasküler riskler ve gebelik planlaması da takip sürecinin parçası olabilir.

YAPAY ZEKA GÖRÜNTÜLEMEYİ DESTEKLEYEBİLİYOR

Yapay zekâ tabanlı görüntüleme sistemleri, özellikle mamografi gibi görüntüleme yöntemlerinde şüpheli alanların belirlenmesine yardımcı olacak araçlar olarak giderek daha fazla araştırılıyor ve bazı klinik uygulamalarda kullanılıyor.

Ancak yapay zekâ sistemleri hekim değerlendirmesinin yerine geçen bağımsız tanı araçları olarak değerlendirilmemelidir. Görüntüleme bulguları hastanın klinik öyküsü, fizik muayenesi ve gerektiğinde biyopsi sonuçlarıyla birlikte yorumlanmalıdır.

Benzer şekilde tümörün moleküler ve genetik özelliklerinin incelenmesi de yalnızca uygun hastalarda, klinik soruya ve mevcut kılavuzlara göre tedavi kararına katkı sağlayabilir.

ERKEN DEĞERLENDİRME, UYGUN TEDAVİ PLANLAMASININ ÖNEMLİ BİR PARÇASI

Meme kanseri farkındalığı yalnızca belirli bir yaşa ulaşıldığında tarama yaptırmak anlamına gelmiyor. Kadınların kendi memelerindeki normal görünüm ve yapıyı tanımaları, yeni ve kalıcı değişiklikleri fark etmeleri ve şüpheli bir bulgu ortaya çıktığında sağlık kuruluşuna başvurmaları önem taşıyor.

Özellikle genç kadınlarda “Bu yaşta meme kanseri olmaz” düşüncesiyle yeni bir kitle veya başka bir meme değişikliğinin uzun süre ertelenmemesi gerekiyor.